|
Eski zamanda olsak, 23 Nisan'da giydiğimiz o özel elbise bile yeterdi çocuk coşkumuzu canlandırmaya.
Ya da top sahasını dolduran kalabalık önünde şiir söylemek, dans etmek, yarışmak unutulmaz heyecanlar duyumsatırdı çocuk yüreğimize.
Ana babamız bir de lunaparka ya da artık olmayan hayvanat bahçesine götürürse tatlı hatıralar yerleşirdi belleğimize.
Pamuk şekerin ve horoz şekerinin tadı hala damağımızdadır.
Bunlar, günümüz çocuklarında mutluluk ve coşku yaratmıyor artık. Belki de çocukların mutlu olmak için daha maddi şeylere ihtiyaçları olduğunu düşünüyorsunuzdur şu anda. ATV denilen motorlu araçlar, lap toplar, son model cep telefonları ve bizim farkında olmadığımız yığınla dünya icadı. "Bunlar da yetmiyor, istekleri bitmiyor ve asla mutlu olamıyorlar" mı diyorsunuz yoksa?
Neden çocuklar mutlu değil?
Ne değişti dünden bu güne?
Çocuklar mutlu değil; çünkü acı çekiyorlar. Değişen dünya koşulları onlara güven vermesi gereken pek çok önemli ayrıcalığı yerle bir etti. Artık anne babalar boşanıyorlar mesela. Eskiden bu kadar boşanmazlardı. Boşanmalar çocuk için "ayrılık" demek. Yani, size ait bir şeyden ayrılırsınız. Bu ayrıldığınız bir parçanızdır ve yerine koyacak bir şeyiniz yoktur. İşte, çocuğun yaşadığı acının nedeni budur. Bundan dolayı, çocukların boşanmaya uyum sağlamasını beklemek, bir yetişkin yanılsaması olmaktan öteye geçmez.
Bunun yanında, anne babalar çocuklarının "bütün ihtiyaçlarını" yerine getirdiklerine kanaat getirdikleri anda, kendi işlerinin ve yaşamlarının derdine düşebilecekleri yanılgısıyla hareket edebilirler. Bu arada, yetişkinlerden çok farklı bir dille yardım isteyen çocuklarını işitmeyebilirler. Ana baba "Sana en uygun koşulları sağlıyorum, senden beklediğim başarman" gözüyle bakarken; çocuk " Beni görün. Beni sevin. Beni görevlerimdeki başarılarımla tanımlamayın. Olduğum gibi sarın, sarmalayın" diye yardım isteyebilir.
Çocuk yardım ister. Kendine ait bir dille yapar bunu ve yardım isteğini anlamak için, dünyasına onun gözüyle bakmanız gerekir. Bunu yapamazsanız ve siz o çocuğa en yakın kişilerden birisi iseniz dikkatinizi çekecek davranışlara yönelir: Çalar, saldırganlaşır, düşsel gerçekleri canlandırır, nedensiz hastalanır, sağlam ayakla sekerek yürümeye başlar, kâbuslar görür, okuldan kaçar, kendinden güçsüze zulüm yapar, çok yer ya da yemez ve ister. Sürekli ister.
Yetişkinlerin kendi yaşamlarındaki her türlü değişiklik, çocuklarını da etkiler. Çocuk girdiği sosyal ortamlarda, özellikle okul ve arkadaşlık ortamlarında aileden getirdikleri ile bir denge kurmaya çalışır. Anadan ya da babadan ayrılan ve özlemin acısını yaşayan çocuğu avutmanız ya da ana ya da babayı unutturma çabanız anlayışlı bir çaba değildir. Ya da aynı evi paylaşmaktan öteye bir ortak noktası olmayan, yabancılaşmış anne babanın veya çatışmalarını yaşam biçimi haline getirmiş kavgacı karı kocanın çocuklarının, durumun içinden zarara uğramadan çıkmasını bekleyemezsiniz. Çocuk duygusal dışavurumunu bizler gibi yapamaz. Sendeler ve ona yakın birilerinin onu tutmasına ihtiyacı vardır. Çocuğun yüreği ağlarken ve bu acıyı sadece bir çocuk olarak ifade edebilme şansına sahipken, sizin sunduğunuz koşullara alışmasını beklemek olan bitene gözlerini kapatmaktır.
Çocuğun dünyasını, duygusunu, düşüncesini ve ihtiyaçlarını anlamanın yolu, olana bitene bir de onun gözüyle, kalbiyle bakabilmektir. Çok zor olsa da, bu doğru yoldur. Çocukların bayramına verilebilecek en güzel armağan da budur.
|