Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Kara Kitap
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [1]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [2]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



Çocuğun yetişmesinde babanın rolü

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çocuğun yetişmesinden öncelikle annenin sorumlu olduğu düşüncesi büyük bir yanlışlıktır. Özellikle değişen yaşam koşulları, baba çocuk ilişkisinde olumlu adımlar atılmasına vesile olmuştur. Zamanımızın babası, çocuk büyürken artık dışarıdaki yabancı değildir. Evin geçiminden ve evdekilerin güveninden tek başına sorumlu olan, otoritesini güçlü tutmak adına, çocuk yetiştirmek gibi "ufak" işleri karısına bırakan yönetici de değildir. Değişen dünya koşullarına uygun olarak becerilerini geliştiren babalar daha anne karnında iken doğmamış yavrularına babalık yapmaya başlamaktadırlar.

Çocuk babasından daha anne karnında iken ilgi bekler. İhtiyaç duyduğu güven ve rahatlığı ana karnı sağladığı halde; bu yeterli değildir. Anne karnındaki bebeğin duygusal ve kültürel açıdan da babası olmayı öğrenmek; daha gebelik sürecinde baba ve çocuk arasındaki ilişkinin kurulmasını gerektirir. Doğum sonrasında babanın olayın dışında kalması ilişkilerin sağlığı açısından yanlıştır. Ana karnındaki rahatlığın ardından dünyaya alışma sürecine giren insan yavrusunun yanında sadece annesi değil; babası da olmalıdır. Bakımı, beslenmesi ve sevilmesi sürecini baba da yaşamalıdır. Bebeğin babası ile ve babanın çocuğu ile duygusal bir bağ kurmaya ihtiyaç duydukları unutulmamalıdır.

Okul öncesi çağda baba ile paylaşılan gülümsemeler, oynanan oyunlar çocuğun gelişimine her yönden katkı sağlar. Annenin telaşlı korumacılığının yanında babanın yüreklendirici yönlendirmeleri çocuk tarafından önemli ihtiyaçları giderir. Baba ile oynanan oyunların, paylaşılan zamanların her biri ayrı bir maceradır. Eğitici, eğlendirici, heyecan verici, akılda kalıcı ve yönlendirici olan bu paylaşımların baba ile yaşanması; çocuk açısından sosyal onay niteliği taşır. Babanın çocuğa yönelik bu kabulü, bütün dünyanın kabulü gibidir; sevgisinin de güvencesidir. Babanın kabulü, yeni bir şeyler öğrenmek ve yapmak için çocuğun harekete geçmesine imkân verir. Sosyal yaşama yönelik atacağı her adımda babasının desteği adımlarına eşlik edecektir. Çocuğun hatalarından ders alıp yoluna devam edebilmesi için bu desteğe ihtiyacı vardır.

Okul çağında çocuğun sosyalleşme süreci hız kazanır. Bu sancılı süreç; göz açıp kapayıncaya kadar geçse de; bıraktığı izler bütün ömrü etkileme gücü taşır. Koruyucu otoritesi ile sınırları çizme gücü taşıyan baba; çocuğunun saygısını kazanan babadır. Çocuk; sağlam bir kale; koruyucu bir sığınak ve "dur" deme gücüne sahip olan babasının etkileri ile sosyal yaşamda grup üyesi olma ve kimlik kazanma çabalarında başarılı olur.

Ergenlik dönemi; gelişim çağları içinde babanın etkileme gücünün tepeye çıktığı dönemdir. Gerek kız gerekse erkek çocuğu için aile dışındaki her şeyin farklı bir öneme ulaştığı bu çağda; baba ve o ana kadar çocukta oluşan algısı bir gizli güç, bir anahtar olarak çocuğun eline geçer. Etkin baba, ergenlik bunalımı yaşayan gencin yolunu bulmasını sağlayacak ışıktır aynı zamanda.

Babalar ve çocukları kendi özel dillerini konuşmaya ve ışıklarıyla yollarını aydınlatmaya her yaşta ve koşulda ihtiyaç duyarlar. Biz yetişkin çocuklar için "keşke yanımda olsa da, bana fikrini söyleseydi" demeyeceğimiz bir dönemimiz oldu mu acaba?

Yaşamın hiçbir anında babaların kenara çekilip seyretme lüksü yoktur. Hangi yaşta olursak olalım, hatta babalarımız bu dünyada olmasalar bile; bizi etkilemeye, bize ışık tutmaya devam ederler. Biz yaşadıkça, onlar da yaşarlar.

   1051 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ET...

Mustafa BESİM

KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital