Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Devlerden "tık" yok: 0-0
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Bir kadeh içki alır mıydınız?

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Ağustos 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İçilebilen her sıvı, içkidir. İçinde alkol olup olmaması sizin insiyatifinize kalmış...

 

 

‘Şişede durduğu gibi durmaz’ derler alkollü içecekler için. ‘Herşeyin aşırısı zararlı’ cümlesi en çok da alkol için geçerli belki de. Alkolün devamlı ve aşırı tüketimi kişide ‘alkolizm’ e neden olurken, sinir sisteminden karaciğer problemlerine hatta kromozom hasarlarına dek ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Aşırı alkol hepimizi derinden etkileyen trafik kazalarını da çağrıştırırken bu haftaki yazımızda alkolün daha çok içki kültürünün gerektirdiği şekilde ve ölçüde tüketmek ve tadında bırakmanın güzelliğini vurgulamak istedik.

 

İçki kültürü

 

Alkollü içkiyi doğru tüketebilmek kültür göstergesidir aslında. Neyi, nerede, ne kadar ve nasıl içtiğiniz çok önemlidir. Likör, sangria gibi hafif alkollü içkilerden, özellikle yaz sıcaklarında önerilebilecek alkollü kokteyller gibi serinletici ve egzotik içkilere; yemek öncesi alınabilecek bloodymary, martini ya da ülkemize özgü bir içki brandy sour ile yemek sonrası içilmesi tavsiye edilen irish coffe, frappe, konyak ve tam bir parti içeceği diye tanımlanabilecek tequila ve daha onlarcası geniş bir yelpazede seçenekler sunar içki kültürü...

 

Amaç sarhoş olmak değil, eğlenmek olmalı

Bazen sıkıcı kalabalıklardan uzaklaşmak, bazen de kalabalığa karışmak için, sevgiliyle romantik anları paylaşmak, aşk tazelemek, dertli, kederli zamanlarda iyi bir sırdaşa iç dökmek, iş ortağıyla iş konuşmak için, çoğu zaman da efkar dağıtmak için bar cafe gibi içki içilen yerlerde alırız soluğu birer ‘kadeh’ içki almak üzere.

 

Alkollü içecekler; son yıllarda gıda sektöründe yükselen çizgide istikrarlı bir tablo çizerken, turizm sektörünün de önemli bir ilgi odağı ve pazarlama aracı olmaya devam ediyor aynı zamanda. Batı dünyasındaysa içki kültürü öylesine yaygın ve köklüdür ki, içki içmemek daha çok sıradışı olarak kabul edilebiliyor. Hristiyanlığın en kutsal töreninin şarap eşliğinde yapılıyor olması ‘alkolün‘ batılı insanın yaşamında oynadığı rolü daha iyi anlatır. İşin aslına bakarsanız, içki kültürü pek çok ülkenin paylaştığı bir geleneği ifade ediyor.

 

 

İçkilerde ana maddeler; bitkisel kaynaklı

Temel olarak içki; bir maddenin damıtılması ilkesine dayanıyor. İçkinin çeşidine göre damıtmada kullanılacak ana maddeler ise hububatlardan buğday, arpa, pirinç ve anason gibi bitkisel gıdalardır.

 

Örneğin 500 yıllık bir geçmişe sahip ve kelt dilinde ‘hayat suyu’anlamına gelen viskinin üretiminde buğday, arpa, turba(bitki kömürü) ve su kullanılıyor. Rakıda anason, votkada hububat ve şeker kamışı, birada arpa, tekilada ise agave isimli bir bitkinin ‘pina’ adlı ürünü kullanılırken, şarapta kullanılan ana maddenin bir meyve olması dikkati çekiyor.

 

İçkiler içinde şarabın yeri farklı

Şarap üretiminde kullanılan üzüm; diğer içkilerdeki tahıllar gibi damıtma sürecinden değil; fermentasyon denilen mayalanma sürecinden geçiriliyor. Gençlik ve uzun yaşam iksiri diye tanımlanan şarap kalp sağlığına, diyabete, bunama riskine, kansere karşı koruma etkisine sahip. Şarabın, sağlık üzerine olumlu etkisinin en güzel kanıtını Fransızlar oluşturuyor. Doymuş yağ oranı yüksek ve kolesterol içeren yiyecekleri çok fazla tükettikleri halde Fransızların uzun yaşamaları ve kalp krizi yaşama riski yüzdesinin altında olmaları şarap tüketimleriyle açıklanıyor.

 

Alkolün Vücuda Etkileri

İçki içmenin etkileri, alkollü içeceğin türünden çok, ne kadar içildiğine göre değişir.

Araştırmacılara göre, alkol bütün sistemi etkileyerek organizmayı çok yönlü bir değişime uğratıyor. Bazıları hoş, bazıları da tatsız ve irkiltici olan çeşitli etkiler yaratan alkol bu özelliğini “total” niteliğine borçlu.

Alkol alındıktan sonra hızla ince bağırsaktan kana karışır. Kana karışan alkol miktarına göre, beyinin çalışmasını yavaşlatır. İçki içen kişinin kanına karışan alkol miktarı;

 - Belirli bir zamanda ne kadar içtiğine,

 - Vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına,

 - Midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir.

Alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini azaltmaz. Bazen meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir ve böylece etkisi daha kısa sürer.

 

 

Alkol oranları

 

Genellikle biradaki alkol oranı %5’tir. Çoğu şaraplarda bu oran %10-%14 arasında değişir, ancak sherry veya vermut gibi daha konsantre şaraplarda bu oran %20’ye kadar çıkabilir. Damıtılmış içkiler (whisky, votka, rom, cin vb.) önce fermente edilir sonra alkol seviyesini yükseltmek için damıtılırlar. Bu grup içkilerin bazılarında alkol oranı %40’a ulaşmaktadır. Hatta bazı likörler daha bile yoğun olabilir.

 

 

***

 

ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA

 

 

Formda ve Zinde

 

Formuna dikkat edenlerin yaz aylarında en temel telaşlarınan biri olan zayıflamayla ilgili  tüyolardan birkaçını beslenme uzmanları şöyle sıralıyor...

 

* Salatalık : Düşük kalori ve yüksek su içeren salatalık, formda kalmanıza ve zayıflamanıza yardımcı olur.

 

* Yaz salatası : Ağırlıklı olarak düşük kalorili yaz sebzeleri içeren yaz salataları, kalori bakımından oldukça düşük ancak doyurucu ve zayıflatıcıdır.

 

* Soğuk filtre kahve : Kafein sizi zinde tutar ve canlandırır.. Kaymaksız süt eklenmiş filtre kahve, kan şekeri seviyenizin normal kalmasına ve metabolizmanın çalışmaya devam etmesine yardımcı olur.

 

* Izgarada pişirilmiş sebzeler : Mantar, soğan, dolmalık biberler, kabak, patlıcan, ayrelli gibi sebzeleri ızgarada pişirin. Hem hazırlaması kolay hem de düşük kalorilidir. . Zeytinyağı ile hafifçe yağladığınız sebzeler, tuz eklenerek yenilebilir.

 

 

* Yağsız patlamış mısır : Patlamış mısır yağda yapıldığında kilo almanıza neden olabilir. Ancak bir kase yağsız patlamış mısırda sadece 30 kalori ve 2 gr lif bulunur. Bunu yiyerek de formunuzu koruyabilirsiniz.

 

 

 

***

 

  ‘Güvenli’ tarımsal ürünler

 

Amaç, tüketilmesi uygun olmayan hatalı ürün tespitinden çok; ürünlerde hataların oluşumunu önlemek olmalı...

 

‘Böğrülce ve üzüm elde kaldı’ başlığıyla geçtiğimiz hafta aktarılan haberde, bazı üzüm ve böğrülce örneklerinde yüksek miktarda tarımsal ilaç tespit edildiğinden dolayı bu ürünlerin satışının aniden düştüğü bildirilmişti.

 

Tarım ürünlerimizde uzun yıllardır dönem dönem belli ürünlerde limit üstü tarım ilacı kalıntılarının saptanması; üreticileri zor durumda bırakırken tüketicinin de güveninin onarılamaz şekilde sarsılmasına neden olmaktadır.

 

Dünyada artık, gıdaların güveniliği çalışmalarında ya da üretim sistemlerinin kontrol ve denetimlerinde son ürün analizinin yapılması yaklaşımından öte; üretim aşamalarında yapılacak ara kontrollere ağırlık verilmektedir. Çünkü son üründe oluşabilecek risk unsurunun uzaklaştırılması mümkün olamayabilirken, ara kontrollerde ürünün istenen limit değerlere yaklaştırılması ve ürünün çöpe atılmasını önleyecek uygulamaların yapılması mümkün olabilmektedir. Bu prensiple tarım ürünlerinin de ilk noktadan itibaren, sürekli denetim altında tutulması gerekir.

 

Şeffaflık ilkesi çerçevesinde insan sağlığı açısından risk taşıyan ürünler hakkında tüketicinin kendini koruyabilmesi ve diğer sağlıklı ürünlerin zan altında bırakılmasını önlemek için eksiksiz ve net bir şekilde bilgilendirilmesi çok önemlidir. Ancak bundan da öncelikli; gıdaların güvenliğinin teminidir. AB’deki sistemlerde ürünün güvenilirliğinden üretici sorumlu iken, otorite olan devlet de kontrol ve denetimlerle tüketici sağlığını korumakla yükümlüdür. Bu noktada, ülkemizde de kurulması gereken denetim sistemlerinin ancak; üreticilerin tarımsal ilaçların kullanımı ve ürünlerinin güvenilirliğini sağlamaları konularında teknik açıdan bilgilendirilmesi ve sorumluluklarının teslim edilmesinden sonra etkin şekilde çalışması mümkün olabilecektir.

 

 

   2095 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Adamızın ilk meyvesi: Nar
01 Kasım 2008, Cumartesi   İçimizdeki Şifa
25 Ekim 2008, Cumartesi   Zeytin’in ardından
18 Ekim 2008, Cumartesi   Dünya ‘Gıda’yı Konuşuyor
11 Ekim 2008, Cumartesi   Gıdalardaki Mineraller
04 Ekim 2008, Cumartesi   Mineraller
27 Eylül 2008, Cumartesi   Tanrıların armağanı: ARMUT
14 Eylül 2008, Pazar   Lifli Gıdalar ve sağlığımız
07 Eylül 2008, Pazar   Veee Renkler...
31 Ağustos 2008, Pazar   Aflatoksinden korkmalı mıyız?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital