|
Günümüzün modern yaşam biçimleri içinde gün geçtikçe daha az yer tutmaya başlayan lifli gıdaların sağlığımız üzerindeki olumlu etkileri yadsınamayacak nitelikte. Sağlıklı beslenmenin çok önemli bir parçası olarak tanımlanan lifli gıdaların bolca tüketildiği toplumlarda kalp hastalıkları, şeker hastalığı, kolon kanserleri ve şişmalığa çok az rastlanması ise bunun en güzel kanıtı olsa gerek
Lif (posa) nedir?
Sağlıklı yaşam için yapılan önerilerin en başında gelir lif bakımından zengin gıdaların tüketilmesi. Lif, diğer bir deyişle posa; gıdaların sindirilemeyen kısımlarıdır. Yani, bir gıdanın vücudumuz tarafından kullanılmadan atılan bölümüdür. Bu tanımından dolayı lifli gıdaların önemsiz olduğu izlenimine kapılırsanız yanılırsınız. Çünkü işlevi açısından lifli gıdalar sağlıklı yaşam tarzının da ayrılmaz bir parçası konumundadırlar.
Lifli gıdaların yapıları
Kompleks karbonhidrat yapıda olan lifler iki çeşittir:
Suda çözünen lifler, midede uzun süre kalırken oluşturdukları jel yapısı ile ince bağırsaklarda emilimin yavaş olmasını sağlarlar. Bu özellikleri de aşırı şişmanlık, şeker hastalığı ve kolesterol eksikliği tedavilerinde kullanılır. Yulaf ve baklagiller yanında yapraklı sebzelerde, elma, portakal ve havuç gibi birçok meyvede suda çözünen yapıda lifler bulunur.
Suda çözünmeyen lifler ise suyu bünyelerinde tutarlar ve kendileri sindirilmeden atık maddelerin bağırsak içinde hareketini sağlarlar. Sindirim sisteminden çok çabuk ve tek parça olarak geçerler. Suda çözünmeyen lif bakımından zengin olan gıdalar; pirinç, çavdar, buğday ve mısır gibi tahıl ürünleri ve karnabahar, yeşil fasulye, patates gibi çeşitli sebzeler sayılabilir.
Ne kadar tüketilmeli?
Ağırlıklı olarak işlenmiş ve rafine edilmiş yiyecekler, et, süt, peynir, yumurta, balıkla beslenen kişilerin yeterince lif alamazlar. Kalın bağırsak ve diğer kanserlere yakalanma riskini azaltmak için günlük ortalama 25-30 gram doğal kaynaklı lif alınması gerektiğini vurguluyor uzmanlar. Bir porsiyon sebze ve meyve ortalama 3 gram lif içeriyor. Bu da, günlük 4-5 porsiyon sebze-meyve ve yeterli miktarda tahıl ürünlerinin düzenli olarak tüketilmesi demek. Öte yandan aşırı miktarda lifli gıda tüketimi, bazı vitamin ve minerallerin vücut tarafından kullanılmadan dışarı atılmasına neden olduğundan günde 50 gramdan fazla lif alınmaması gerektiği vurgulanıyor.
Lifli gıdalarla gelen sağlık
- Lifler (posa) su tutabilme özelliğinden dolayı suyla birlikte alındıklarında midede uzun süre doygunluk hissi yaratırlar.
- Lif bakımından zengin gıdalar düşük kalorilidirler ve zayıflamak isteyenler için çok uygun besin kaynaklarıdırlar.
- Lifli gıdaların düzenli tüketilmesi, bağırsak kanalındaki hareketleri artırarak kabızlığa ve birçok bağırsak hastalığına karşı vücudu destekler.
- Kalın bağırsak kanserine neden olan maddelerin bağırsaktan hızla geçip, dışarı atılmasını sağlarlar.
- Damar sertliği ve şeker hastalığına karşı da lifli gıdalar öneriliyor. Özellikle suda çözünen liflerin kolesterolü azaltarak damar sertliğinin gelişimini azalttığı bildiriliyor.
Daha çok lifli gıda için
- Kahvaltıda lif bakımından zengin kepekli tahıllar; kahvaltılık gevrekler (corn flakes), yulaf ezmesi veya kepekli bisküviler yanında meyve de tüketin.
- Kepek, yulaf veya çavdar bakımından zengin tam tahıllı ekmekleri tercih edin.
- Fasulye, mercimek, nohut gibi bol lifli baklagilleri haftada en az iki kez tüketmeyi planlayın.
- Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketin. Mümkünse kabuklarıyla birlikte.
- Meyve suyu yerine daha çok lif içeren taze meyveyi yemeyi tercih edin.
- Gıdaları satın alırken etiketleri üzerindeki lif içerikleriyle ilgili bilgilere dikkat edin.
***************
SAĞLIKLI YAŞAM NOTLARI . . . SAĞLIKLI YAŞAM NOTLARI . . . SAĞLIKLI YAŞAM NOTLARI . . .
Renkler ve sağlığımıza etkileri
Renklerin üzerimizde bıraktığı etkileri yıllardır biliniyor ve kullanılıyor. Yaşam alanlarında kullanılan renklerin yarattığı enerji ve insan sağlığı üzerindeki psikolojik ve fiziksel etkileri araştırmacılar yanında şifacıların da üzerinde önemle durduğu konular arasında yer alıyor.
Mavi, sakinleştirir
Deniz ve gökyüzünü çağrıştıran mavinin sakinleştirici etkisinin kan basıncı ve nabız oranını yavaşlattığı biliniyor. Yaratma gücü ve solunum sistemini yöneten mavi, zihinsel sakinlik yanında duygusal denge için de kullanılabiliyor. Mekanlarda açık mavi renk, ferahlık sağlarken, koyu mavi serinlik veren bir etki yaratıyor.
Kırmızı, enerji verir
Çin lokantalarında kırmızının ne kadar yoğun kullanıldığını fark ettiniz mi? En dinamik renk olarak tanımlanan kırmızı her ortama hayat ve enerji verir. Koklama, görme, tat alma ve dokunma duyularını tetikler, kan dolaşımını harekete geçirir ve sinir sistemini canlandırır. Daha fazla enerjiye ve sizi eyleme teşvik edecek birşeye ihtiyaç duyuyorsanız kırmızıyı kullanın.
Beyaz, yeni başlangıçlar
Beyaz saflığın, yeni başlangıçların ve barışın rengidir. Değerini kaybetmemiş ve kutsal sayılan kavramlar beyaz renkle temsil edilir. Işığı yansıtır ve ortama ferahlık kazandırır beyaz. Bunun yanı sıra asaleti, zerafeti ve soğuk kanlılığı da ifade eder.
Mor, sezgiyi keskinleştirir
Yeni Çağ’da mor renk spritüelliğin de rengidir aynı zamanda. Farkındalığı ve sezgileri geliştiren mor renk iç huzuru sağlarken aşırı duyarlılığa da neden olabilir. Yaratıcı ilhamı teşvik ettiğinden, çalışma odaları için de öneriliyor.
*****************
GÜVENLİ GIDALAR . . . GÜVENLİ GIDALAR . . . GÜVENLİ GIDALAR . . . GÜVENLİ GIDALAR . . . GÜVENLİ
Toplumun sağlığını korumak kimin görevidir?
Şu günlerde Avrupa Birliğinde toplum sağlığı ile ilgili son gündem olan ve 2008 – 2013 yılları arasındaki süreci kapsayan ‘Sağlık Programı’yla, üye ülkelerde yaşayan insanların sağlığının ve sağlık güvenliğinin geliştirilmesi hedeflenirken kendi ülkemize baktığımızda, konuşulanların; gıdalarla ilişkilendirildiğinde toplum sağlığının geliştirilmesi bir yana temin edilip edilmediği tartışmalarından öteye geçemediğini görüyoruz ne yazık ki.
Geçtiğimiz günlerde et ürünlerinde tespit edilen uygunsuzluklar sonrasında farklı kurumlar tarafından yapılan farklı açıklamalar, konuyu daha da çetrefilleştiriyor. Bir yandan yerli üretimi desteklemek adına yapılan açıklamalar bir yandan da tüketici sağlığını korumaya yönelik çabalar farklı platformlarda sanki birbirine karşı savaş açan tarafların silahlarına dönüştü. Her iki kesimin de kendi içinde yaptığı açıklamalar haklı olsa da günün sonunda ülkemizde hala sebze ve meyve gibi tarım ürünleri dahil yerli ürünlere olan güvensizliğin çok ciddi boyutlarda olduğunu görmekteyiz. Ve bu noktada birkez daha yüzleşiyoruz ‘Gıda Yasası’nın biran önce hayata geçirilmesi gerektiği gerçeğiyle. Hem üreticinin hem de tüketicinin korunması adına.
Toplum sağlığının korunması konusunun devlet yönetiminin ilk gündem maddesi olmasına hiçbirşey engel olmamalıdır. Sonuç olarak ‘güvenli gıda toplumdaki herkesin en doğal hakkıdır’, gıdaların güvenliğinin sağlanması üreticilerin sorumluluğunda ve tüm bunların kontrol ve denetimi de ancak ülkede otorite konumunda olan devletin yükümlülüğündedir. Biran önce adım atılması yönünde devletin kendi inisiyatifini kullanması yerine, bu konuların AB uyum süreci çalışmalarındaki müzakere başlıklarına bırakılması ise çok acıdır.
|