Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



“İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Eylül 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kamyonetin arkasına Yahudiler dolduruluyor, içeriye egzoz veriliyordu. Şoför katil mi?   

 

Politik suçları affedebilir misiniz, affedemez misiniz? Nasıl bir suç olduğuna bağlı elbette. İnsanların, düşman oldukları için, soydaş olmadıkları için, diri diri gömülmeleri, kurşuna dizilmeleri, yakılmaları gibi ağır insan hakları ihlallerinden bahsediyorsak şayet, “affedilemez” demek anlaşılır bir tepki.

Peki affedilemez de ne yapılır? Esas soru bu. Adaleti yeniden nasıl tesis edeceksiniz? Konu “politik suç” olunca, konunun uzmanlarından Kenneth D. Tunnell’ın dediği gibi ortalıkta “namlusu tüten bir tabanca” tutan tek bir suçlu yok. Emir komuta zinciri var; yetkiyi veren sözün, itaat eden eyleme varmasına dek arada birçok halka var.

Modern tarih, “yalnızca emirlere uydum, uymasaydım beni öldüreceklerdi” diyen sayısız savaş suçlusuyla doludur. “Mecburdum, emir kuluydum” ifadesiyle kendilerini savunmaya çalışan bu tarz suçlulara karşı ise cezalandırıcı, daha doğrusu “intikamcı” bir adalet anlayışı da gelişti-rilmiş. Bu tip bir adalet anlayışı sayesinde suçun “suçlunun yanına kâr kalmadığı” düşünülüyor.

Fakat kitleler, çoğunluklar katliamın bürokratik işlemlerini yerine getirerek büyük suçlara angaje olduklarında ne yapılacak? Cinayete giden yolda, yalnızca ölüm emrini onaylayan mühürü vuran bir memur ya da ölüm kamplarına tutukluları taşıyan bir şoför (ki görevlerini yerine getirmeseler, ölüm cezasıyla yüzleşecekler) ne kadar suçlu olabilirler?

“The Good German” adlı muhteşem Steven Soderbergh filmi (oyuncular George Clooney ve Cate Blanchett döktürüyorlar) bu gibi sorulara tokat gibi yanıtlar veren diyaloglar içeriyor. Leland Orser’in canlandırdığı, Amerikan ordusu için çalışan ve Nazileri yargılamakla mükellef Bernie Teitel adında bir avukat var filmde. “Nazi Almanyası’nda İyi Alman var mıydı?” sorusu onun sözleri üzerinden analiz ediliyor.

“Fanatik Nazilerin kimler olduklarına karar vermemi istiyorlar. Gerçek şu ki, bütün ülke fanatik Nazi. Kimse temiz değil,” diyor Teitel. Ve çarpıcı bir örnekle açıklıyor bu ürperten yargısını: “Bu adam,” diyor elindeki bir dosyayı işaret ederek, “gaz kamyonetlerinden birini sürüyordu. Arkaya Yahudileri dolduracak, içeri egzoz vereceklerdi. Gittikleri yere vardıklarında, Yahudiler ölmüşlerdi. Oldukça etkili bir yöntem. Şoför, aracı işine sürerken, Al Capone’den daha fazla insan öldürmüş oldu. Ama ona sorarsan, kendisi bir katil değil, yalnızca bir kamyon şoförü. Ve hâlâ böyle düşünüyor.”

Teitel, Nazi döneminde iyi Alman olmadığı düşüncesini bütün ülkeyi yargılamayı göze alarak uygulamaya ve “ölüm cezası verme” hakkını elinde bulundurarak intikamcı bir adalet tesis etmeye çalışsa, bir kıyıma başka bir kıyımla karşılık vermiş olmayacak mı? Bu durum, politikanın ve tarihin karşımıza çıkardığı en büyük ikilemlerden biri aslında.

Kamyon şoförü katil mi, değil mi? Suçluysa, suçunun cezası ölüm mü, değil mi? Slavoj Žižek, “Welcome to the Desert of the Real” adlı kitabında Nazi

 

   393 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
20 Eylül 2008, Cumartesi   Başbakan'a tenis tadında din dersi
13 Eylül 2008, Cumartesi   Araba süren koyunlar


Yorum Sayısı:   2
  derya         - lefkoşa 30 Eylül 2008, Salı 14:19 
yazının sonunu biz okuyucuların mı tahmin etmesi gerekiyor? yazarlarınızın yazılarını kendi bloglarından takip etmemiz gerekiyorsa web sitenizin ne amacı var?
  mR         - Ankara 29 Eylül 2008, Pazartesi 09:51 
Yazının tamamı mehmetratip.blogspot.com'da bulabilirsiniz.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital