Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Nüfusun yüzde 25'i davalıkmış! Ya; yargısız infazları da saysak...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

'Kıbrıs' gazetesinde Ergül Ernur'un dün ilginç bir haberi vardı: KKTC'de nüfusun yüzde 25'i davalık...

Kaza mahkemelerinin baktığı ceza davalarındaki artış, son üç yılda 66 bini aştı.

Söz konusu suçları 'hafif suçlar' olarak nitelendiren bilirkişiler, Ağır Ceza Mahkemesi'nde dosyalanan davaların ve görülen suçların, bu rakamların ve suçların içerisinde yer almadığını belirttiler. Lefkoşa Mahalli Barosu Başkanı Avukat Barış Mamalı, dosyalanan dava sayısının nüfusa oranla çok olduğunu ifade ederek, "Akdeniz'in cenneti, suç cenneti oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Acaba dünya suç veya dava istatistiklerine göre, listenin kaçıncı sırasındayız diye merak ediyoruz. Herhalde alt sıralarda falan değiliz. Suç olmadığında dava da olmayacağına göre, demek ki suçlarda patlama yaşıyoruz.

Suçların artışının elbette çeşitli nedenleri vardır. Özellikle hırsızlık olaylarında son yıllarda korkunç bir artış kaydedilmektedir. Darp ve benzeri suçların grafiği de yükselmektedir. Adli Yılın başlangıcında yapılan konuşmalarda, Yüksek Mahkeme Başkanı, Başsavcı ve Baro Başkanı, suçların artışına dikkat çekmekte, gerekli önlemlerin alınmasına ilişkin görüşlerini ortaya koymaktadırlar.

Eskiler hatırlarlar, gençler de büyüklerden işitince dudakları uçuklar. Eskiden kimse arabasını kilitlemezdi. Yazda evlerde kapılar, pencereler açık vaziyette yatar ve uyurlardı. Çarşıda dükkân sahibi öğle istirahatına çekildiğinde, iş yerinin önüne sandalyeyi ters çevirip koyar, herkes de dükkân açık olmasına rağmen, sahibinin müsait olmadığını anlar, daha sonra uğrardı. Dükkân veya mağaza sahibi camiye namaza gittiğinde veya bir işi için uzaklaştığında yine sandalyeyi aynı şekilde koyar ve durum anlaşılırdı.

Tek bir kişi de bundan yararlanmak veya hırsızlık yapmayı aklının ucundan geçirmezdi.

Şimdilerde mi?.. Dükkânını bıraksın açık ve camiye, ya da bir başka yere gitsin. Veya içeride hafif kestirmeye kalkışsın bakalım, neler olur, neler?.. Ya da neler olmaz, neler?.. Böyle bir durumda sanırım değil içindekileri, dükkânı da yerinde bulamaz!..Çünkü şartlar değişti, demografik yapı bozuldu. Artan nüfusla birlikte işsizlik, denetimsizlik suçları tetikledi.

Bir kısım insanlar da davalı duruma düşmüşse, çek yasağına girmişse, vurgun ve dolandırıcılık artmışsa, kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları çoğalmış, buna paralel olarak davalar artmışsa, ülkedeki sosyo-ekonomik düzeni de sorgulamak gerek.

İnsanlar borçlanıyor, ya da yatırım yapıyorsa ve de işler yine ters gidiyorsa, elbette bunun nedenleri vardır. Otel açıyorsun turist yok, lokanta açıyorsun müşteri yok. Ama borç yerinde durmaz ki!.. Boşanmalar artmışsa, nedeni hep anlaşmazlık mı?.. Alacak-verecek davalarında tırmanış varsa, işsizlik bunalım yaratıyorsa, elbette dosyalar kabarır. İstihdam sahaları kısıtlı ve belirli ise, özel sektörün önü hâlâ açılamamışsa, buna karşılık işsizler ordusu giderek büyümekte ise, toplum bünyesindeki çarpıklıklar kaçınılmazdır. Bunun sonucu olarak arzu edilmeyen olaylar da artar ve polisin de, mahkemelerin de işi daha da zorlaşır.

Tüm bunlar, ekonomik göstergelerin aynasıdır.

Memleketin düzeninin bozulması da suç unsurunda önemli rol oynar. İstikrarlı bir ekonomi, para politikası yokken, insanları disipline edebilmek kolay değildir. Eğer insanlar sosyo-ekonomik düzende mutluluğa ulaşamıyorsa, bunların nedenlerini araştırmak ve kaynağına inmek lazım.

Sıkıntılar, devamlı surette zihinleri kurcalıyorsa, bunun artan trafik kazalarında da etken olmadığı ne malum!..

Buna karşın gelişmiş ve refah düzeyi yüksek olan ülkelerde suç oranları pek de yüksek değildir. Çünkü sıkıntılar tavana vurmuş değildir.

Evet; toplumun yüzde 25'i davalık!.. Yani her dört kişiden 1'i.

Daha yargısız infazları buna katmış değiliz. Alacak-verecek veya şu veya bu davadan dolayı adaleti beklemeden, mahkemeye başvurmak yerine, ev veya araba yakarak kasti hasar yapmak, darbetmek, kurşun sıkmak veya benzeri olaylar da dahil edilmiş olsa, yüzde 25'ler nereye kadar fırlar?..

Bu tür olaylar, toplumda artık bir hastalık halini almıştır. Adaletin tecellisini beklemeden hesaplaşmalar, darplar ve benzeri girişimler, Kıbrıs Türk halkının üzerinde yaşadığı topraklara gölge düşürmektedir.

Ancak yine diyoruz ki, ülke düzeninin daha fazla bozulmasına bu halkın tahammülü yoktur. Böyle bir lükse sahip değiliz. O nedenle iktidarıyla muhalefetiyle, tüm ilgili ve yetkili kurumlarıyla kangren olmaya yüz tutmuş bu yaraya neşter vurmak ve gerekli tedaviyi yapmak zorunluluğu ile karşı karşıyayız. Bunun adına reform mu denir, yeniden yapılanma mı denir, bilemeyiz, ama mutlaka bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyoruz.

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, Adli Yılın her açılış konuşmalarında bunlara değinilir, düşünceler ortaya konulur, hatta öneriler yapılırdı. Peki sonuç?. Ortam düzeltileceğine daha da berbat hale getirildi. Böylesine ortamlar turisti de kovar, gelmek isteyen yatırımcıyı da!..

Bir yerde mekanizma yanlış çalışıyorsa, onu düzeltmek, vatandaşın huzur ve güvenini sağlamak, sıkıntıları giderebilmek için eli taşın altına koymak lâzım. Başka çare yoktur!..

   524 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital