Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Başlamadan 'çark etme' veya 'su koyverme' buna derler!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Eylül ayının 3'ünde başlayacak görüşmeler öncesi ilk çatlak çıkıverdi. Basit bir meseleden ötürü Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Temsilcisi Yorgos Yakovu'nun, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Temsilcisi Özdil Nami ile yaptığı toplantının yarıda kesilmesinin nedeni, kapı sorunu...

Yakovu, Aşağı Pirgos (Kato Pyrgos) köyündeki Rumların Güzelyurt'taki Ay Mamas Kilisesi'nde ayin yapmak için Yeşilırmak'tan geçme taleplerinin reddedilmesi üzerine öfkelenerek, toplantıyı terk etmiş!..

Konuya ilişkin bir açıklama yapan Erdil Nami, "Ay Mamas ayini için geçtiğimiz yıl olduğu gibi mevcut kapılardan geçiş yapılabileceğini söyledik. Günebakan'dan geçiş önerilerini değerlendirdiğimizi, ancak teknik olarak bunun mümkün olmadığını ilettik. Yakovu, bunun üzerine konuyu liderliğiyle konuşmak için izin istedi ve toplantıya devam etmedik" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca da, "Kuzey Kıbrıs'a Kıbrıslı Rumların kontrolsüz, kayıtsız geçişi talep ediliyor. Ama maalesef bu mümkün değildir. Çünkü Kuzey Kıbrıs'ta herhangi bir olaydan biz sorumluyuz" , güvenlik kuvvetlerimiz sorumludurlar" şeklinde konuştu.

Basit bir geçiş konusunda bile bu kadar öfkelenmeye, tepki göstermeye ne gerek var!.. Geçen defa geçilen sınır kapısının suyu mu çıktıydı?.. Varsın aynı kapıdan bu defa da geçsinlerdi. Ne yani, Kadı günah mı yazardı?..

Ama esas mesele başka. İlla ki ayak sürüyecekler, bildiklerini okuyacaklar. Daha da önemlisi, "esas devlet biziz, siz sahtesiniz, bizim dediğimiz ve isteğimiz olur" havalarında ahkâm kesecekler...

Bir zamanlar Sırplar da böyle ahkâm keserdi. Daha sonra da Gürcistan... Ne oldu şimdi?..

Sorun yaratmakla ne elde edilecek?.. Bunun adına daha görüşmeler başlamadan bahaneler yaratmak veya 'çark etmek', 'su koyvermek' denilmez de ne denir?..

Beri yandan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, ortak açıklamasına sert tepki gösteren Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, 'Kıbrıs'ta iki kurucu devlete, iki halkın varlığına ve siyasi eşitliğine' dayalı 'yeni bir ortaklık devletine' karşı olduklarını ifade etti ve "Kıbrıs'ta tek bir devlet, uluslararasında tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve Kıbrıslı Türk ve Rum iki toplumdan oluşan tek bir halk, Kıbrıs halkı vardır" safsatasında bulundu. 

Dünya alem de bilmektedir ki, Kıbrıs'ta öncelikle 'Kıbrıslı milleti' veya 'Kıbrıs halkı' diye ne bir millet vardır, ne de bir halk. Ada'da dini, dili, ırkı, milliyeti farklı iki ayrı halk vardır. Evet; aynı ada üzerinde yaşamaktadırlar. Benzer tarafları çok olabilir, ama sonuçta biri Türk, diğeri de Rum, yani Elen'dir. Rumlar, Elen olmakla gurur duyduğu gibi, Kıbrıslı Türkler de, Türk milletinin bir parçası olmaktan gurur duyarlar.

Zaten adada tek bir halk olmuş olsaydı, bunca soruna, bunca yıldır anlaşmazlığa ne gerek vardı?.. Birlikte 'gardaş gardaş' yaşayıp giderlerdi... Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil!.. Osmanlı yönetiminde bile bu böyleydi. Daha sonra İngiliz sömürge idaresi tek bir halk yaratmaya çalışmışsa da, başarılı olamamıştı.

1926-1932 yıllarında Kıbrıs'ta vali olan Sir Ronald Storrs, resmi dairelere gönderdiği bir genelgeyle 'yerli' (native) sözcüğünün kullanılmasını yasakladı ve onun yerine 'Kıbrıslı'nın kullanılmasını buyurdu. Ama o da tutmadı. Türk, Türklüğünü, Rum da Rumluğunu veya Elenliğini korudu.

Ne var ki, zamanında özel olarak adaya gönderilen misyoner papazların çabaları sonucu birçok Türk köyü ve halkı Rumlaştırıldı. Yine de tüm ada Türklerini, Elenleştirme politikası başarıya ulaşamadı.

Gerçek olan şu ki, Hristofyas dahil, Makarios'tan bu yana gelmiş geçmiş tüm Rum liderleri, siyasi parti başkanları radyo ve televizyon konuşmalarında, mitinglerde sözlerine 'Sayın Kıbrıs halkı' diye başlamaktadırlar. Bu da Türkleri yok saymak ve adada sadece Rumlar varmış gibi bir tavır sergileyerek, dış dünyaya mesajlar vermekten öteye bir amaç gütmemektedir. Şimdiki Rum Lider, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da aynı taktiği uygulamış ve uygulamaya devam etmektedir.

Peki; Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı Kıbrıslı bir Türk olarak nasıl görmektedir?.. Talat, Kıbrıs'ta yaşayan bir Kıbrıslıdır, ama Türk'tür, Müslümandır. Konuştuğu dil Türkçedir, hatta sünnetlidir. Sonuçta 'Kıbrıs Halkı'nın bir parçası değil, fakat 'Kıbrıs Türk halkı'nın bir mensubudur. Rum, Elen milletinin bir parçası olduğunu inkar etmez de, Türk, Türk milletinin bir parçası olduğunu niye inkar etsin?.. Stefanu'nun dediği doğru olsaydı, Güney Kıbrıs'ta Yunan bayraklarının, Kuzey Kıbrıs'ta da Türk bayraklarının dalgalanmasına gerek kalır mıydı?..

Kaldı ki, Kıbrıslı Rumlar gibi, Kıbrıslı Türkler de 'toplum' oluşu çoktan gerilerde bırakmıştır. Kuzey'de devlet kuran bir halk vardır. Kıbrıs Türk halkı gerçeği kendilerini ne denli rahatsız etse de, yadsınamaz bir realitedir.

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi 'Kıbrıs halkı' deyişinin esas hedef ve amaçlarından biri de, bu tanımlamada Kıbrıslı Türk karakterini eritmek, kendilerine yamalamak ve de tüm ada üzerinde egemenliklerini kurabilmektir. Bunu başarabilmek için 40 yılı aşkın bir süreden beri denemedikleri yol ve yöntem kalmış değildir.

Rum sözcü, daha açıkçası Hristofyas'ın ağzı konumunda bulunan Stefanu'nun, "Kıbrıs'ta tek bir devlet, uluslararasında tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve Kıbrıslı Türk ve Rum iki toplumdan oluşan tek bir halk; Kıbrıs halkı vardır" sözlerine Sayın Talat'ın dikkatini çekerken, daha şimdiden su koyvermeler veya çark etmeler karşısında halkımızın da soğukkanlılığını muhafaza etmesini temenni ederiz.   

   352 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital