|
KKTC'nin pahalılıkta birçok ülkeyi geride bıraktığı, bunun olumsuz etkilerinin de her alanda giderek artan biçimde kendini gösterdiği su götürmez bir hakikat...
İngiltere'den gelen soydaşlarımız da bu durumu her fırsatta dile getiriyorlar. Hele elektrik faturalarındaki miktarları görünce, duyunca, 'nasıl yaşayabiliyorsunuz' demekten kendilerini alamıyorlar.
Sadece Güzelyurt esnafı değil, Lefkoşa'da da durum aynı, Mağusa'da, Girne'de, İskele ve öteki yerlerde de!
Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı Ulus Ese'nin, tespitleri oldukça ilginç. Ese, ülkede kaçak çalışan işçilerin cezalarının affedildiğini, fakat esnafın affedilmediğini belirterek, "esnaf kan ağlamaktadır. Yaşanan sıkıntılar nedeniyle boşanmalar bile artmıştır. Siftahsız kepenk kapatılmaktadır. Birçok esnaf iflas etmiş durumdadır" demiştir.
İnşaat sektörünün durumu zaten belli. Çiftçi, turizmci, hayvancı, narenciye üreticisi ah vah içinde gün geçiriyor. Sigorta emeklilerinin çilesi aynı.
Daha önceleri de vurgulamıştık. Eğer bir ülkede sanayici de tedirgin ise, bu sektör de isyan bayrağını çekmişse, memlekette işler yolunda değil demektir. Çünkü Sanayici kolay kolay konuşmaz. Ama ülke gerçeğini de yakından bilir, gelişmeleri izler, gidişat hakkında uyarıda bulunur.
Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreter Yardımcılarından Ersin Tatar'ın da işaret ettiği gibi, KKTC, dünyanın en pahalı ülkeleri arasında yer almaktadır. Başta turizm olmak üzere; bu durum çeşitli alanlara yansımakta, olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası, aşırı istihdam nedeniyle kamu girdilerini karşılamakta acze düşen hükümetin, çareyi kamu ürünlerinin fiyatlarını artırmakta bulmasından yakınmakta, bunun girdi maliyetlerini yükselttiğine, ülkeyi pahalı hale getirdiğine, rekabet gücünü ortadan kaldırdığına, sonuçta ülkeyi üretim yapamaz duruma soktuğuna dikkat çekmektedir.
Sanayici ağır başlıdır. Görevi ve tek düşündüğü üretimdir. Boş oturamaz, üretmeden de edemez. Ama sen onu bu sevdadan da alıkoymaya çalışırsan, rekabet gücünü zayıflatır, üretimini zora sokarsan, o zaman külahlar değişir.
İşte şimdilerde bu dönemi yaşıyoruz. Başka ülkelerde üretmek isteyenin önü sonuna kadar açılırken, ödüle layık görülürken, bizde teşvik bir yana, köstek olunması kabul edilebilir bir ekonomik politika değildir.
Konuya parmak basan Toplumcu Demokrasi Partisi Ekonomi Komitesi Başkanı Özgün Kutalmış, dünyada petrol fiyatlarının düştüğünü, ancak ülkemizdeki akaryakıt ve elektrik fiyatlarının aynı kaldığını kaydederek, bu durumu kabul edilemez olarak nitelemiştir. Kutalmış, dünyada artan petrol fiyatlarının gerekçe gösterilerek, akaryakıt ile elektriğe zam yapıldığını, ancak şimdi dünyada petrol fiyatlarının düştüğünü ve zamların bir kısmının petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle geri alınmasını istemiş, akaryakıt ve elektriğe yapılan zamlardan dolayı tüm sektörlerin etkilendiğini, bunun da hayat pahalılığına yol açtığını kaydetmiştir.
Her taraftan çıkan feryatlar, genel gidişatın hiç de iyi olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Bütün sezon boyunca ülke yağmur yüzü görmemiştir. Binlerce ağaç ve de barajlar kurumuştur. Bu yüzden çiftçi ve hayvancı ve genelde üretimle uğraşanlar zora girmiştir. Başka ülkelerde bu sorunları aşabilmek için anında 'Kriz Masaları' oluşturulur, ne yapılması gerektiği tartışılır, zaman geçirmeksizin önlemler alınır, üretici kesimleri daha da zora ve zarara sokmaksızın, kısmen de olsa rahatlatabilmek için gereken ne varsa yapılır.
Bizdeyse, değil bunların yapılmaması, doğanın attığı tokata bir tokat da yöneticilerden gelmesin mi?.. Hayatı bu kadar çekilmez hale getirmek için gizli bir seferberlik mi vardır diye doğrusu merak ediliyor. Yani ya iş bilmezlikten pompalanıyor bu pahalılık, ya da başka nedenlerle... Artık vatandaşın aklına çeşitli soru işaretleri geliyor. "Bizleri bunalıma itmekten, hayatı zindan etmekten güdülen bir amaç mı vardır, yoksa bunlar hükümetin acemiliğinden, ben yaparım olur zihniyetinden mi kaynaklanıyor" sorusu herkesin kafasını kurcalamaktadır.
Açıkçası KKTC cazibeli ülkeler listesinden çıkarılmıştır. Vatandaş bile illallah çektikten sonra, yurt dışında yaşayan soydaşlarımız veya yabancılar ne desin?..
Bu günlerde birçok İngiliz aile de pılıyı pırtıyı toplayarak KKTC'yi terk ediyor. Çünkü KKTC onlar için de çekilmez hale getirildi. Kendi ülkeleri çok daha ucuz iken, bu kurak ülkede ne işleri var?.. Geçen gün kendileriyle konuştuğum İngilizler de ülkede hayatın, normalin çok üstünde pahalılaşmasından dert yandılar. "Eşyalarımızı satıp savıp terk-i diyar ediyoruz. Düzelirse tekrar dönmeyi düşünebiliriz, ama düzelmezse niye gelelim" şeklinde görüş beyan ettiler.
Yazdıklarımız hiç de abartı değil, gerçeğin ta kendisidir.
Velhasıl ülkeyi pahalılıktan kurtarabilecek gönüllüler aranıyor. Böyle birileri varsa, siz söyleyin!..
|