Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



'Suçlu üretim fabrikası'nın üretimini durdurmak mı istiyorsunuz; o halde...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Uygar ülkeler, doğal yapının ve o topraklar üzerinde yaşayan insanların karakterlerinin bozulmaması için büyük çaba gösterirler. Onları dış etkenlerden koruyabilmek için bütçeye önemli pay ayırırlar. Örneğin Amerika, ya da Avustralya'da kalifiyesiz işçi olarak çalışmak hiç de kolay değildir. ABD yönetimi bu nedenle Meksika'dan göçleri önleyebilmek için sınır boyuna kalın ve yüksek duvar yapmıştır. Çeşitli ülkelerin değişik önlemleri söz konusudur.

Aslında kitlelerin, daha fazla kazanabilmek, insan gibi yaşayabilmek uğruna huzurlu ortam arayışları çok eskilere dayanır.

Günümüzde 'mülteci sorunu' Avrupa'nın ve gelişmiş, hatta gelişmekte olan ülkelerin en büyük dertlerinden biridir. Özellikle ülkelerindeki karmaşa ve çatışma ortamından bıkıp usanan, savaşta aile fertlerinden bir kısmını kaybeden Irak'tan, Afganistan'dan ve benzeri ülkelerden, Doğu Akdeniz'deki ülkelere yıllardır süregelen 'mülteci akını'nın önü alınamamaktadır. KKTC de bu akınların hedefi ülkeler arasındadır. Amaç, buradan Güney'e geçmek, oradan da Avrupa ülkelerine girişin yollarını bulabilmektir.

Savaş ve karmaşa ortamından kaçanlara ek olarak açlık, fakirlik ve işsizlik ortamından kaçanlar da vardır. Pakistan, Bangladeş, Tayland, Filipinler ve çeşitli Afrika ülkelerinin vatandaşları bu gruba dahildir!. Ekmek parası uğruna diyar diyar dolaşmakta, ya; geceli gündüzlü çıktıkları yollarda can vermekte, ya da sonuçta kapağı uygun bir yere atmakta veya yakalanarak geri gönderilmektedirler.

KKTC güvenlik makamları, başlarındaki sorunlar yetmiyormuş gibi, uzun bir süreden beri mülteci sorunuyla da boğuşmak zorunda kalmaktadır. 

Zaten yetersiz olan Cezaevi, KKTC'nin kendinden kaynaklanmayan gelişmeler karşısında 'balık istifi'ni de aşmış durumdadır. Toplumda suçlu oranı arttıkça KKTC'nin imajı da değişmektedir. Bir çığ gibi büyüyen hırsızlık olayları, darp, cinayete teşebbüs, kapkaç, çek yasağı, işsizlik, intihar ve benzeri olaylar artık sıra dışı

olmaktan çıkmıştır. Hayatın pahalılaşması da suça teşviki körüklemektedir. Benzetmek gibi olmasın ama KKTC adeta suç ve suçlu üreten bir fabrikaya dönüşmüştür.

Adli Yılın açılış törenlerinde Yüksek Mahkeme Başkanı, Başsavcı, Baro Başkanı ve diğer ilgililer tarafından bu konu defalarca gündeme getirilmesine, uyarılar yapılmasına rağmen çözümlenememiştir. Anlıyoruz, çözülmesi hiç de kolay değildir, ama en azından çocuk denecek yaştaki suçluların da aynı cezaevine konulması, Allah aşkına bir nevi suç sayılmıyor mu?.. Halk ağzıyla 'gatil ganara'nın da bulunduğu yere, basit suçlardan hüküm giymiş gencecik çocukların da gönderilmesinden murat edilen nedir?..

'Suç fabrikası'nı daha da geliştirmek ve üretimini artırmak mıdır?..  

Yasalara göre 12-18 yaş grubundakiler çocuk sayılmaktadır. Buna rağmen 12-18 yaşlarındaki çocukları da Merkezi Cezaevi'ne göndermek, hem insanlık suçudur, hem de bu devletin ve yöneticilerinin ayıbıdır. Alternatif olmadığına göre, hüküm giyen suçlunun sokağa salıverilecek hali yok ya!..

'Suçlu üretim fabrikası'nın üretimini durdurmak bir yana, yavaşlamasını istiyorsanız, geçmişten biraz ders almak yeterlidir. İngiliz sömürge döneminden başlayarak uzun yıllar devam eden Lapta Islah Okulu gibi bir okul yaratmaya bu devletin gücü ve bilgisi yok mudur?.. Bilerek veya bilmeyerek suç işleyen çocuk yaştaki kişileri, topluma yeniden kazandırma gibi bir politika var mıdır, yok mudur?.. Varsa böyle bir niyet, bu devlete ve de halka en büyük iyiliği yapmış olurlar.

Bu konuda bilgi eksikliği mi var?.. Mehmet Münür hayattadır, Osman Yücel hayattadır. Zamanında Lapta Islah Okulu'nda görev yapan başkaları da olabilir. Sorsunlar, fikir alsınlar. Suçlu çocukların Islah Okulu'nda nasıl eğitildiklerini, nasıl sanat sahibi olduklarını ve topluma ne şekilde kazandırıldıklarını öğrensinler. Amaç, bunların toplumdan dışlanması mı, yoksa kazandırılması mı?..

Dışlandıkları takdirde daha büyük suçlara bulaşmış olacak ve geleceklerini tehlikeye atmış olacaklardır. O halde ıslah etmekten başka yol yoktur. Bu yol da eğitimden, ıslah okulundan geçmektedir. 1974'ten bu yana aradan 34 yıl geçmesine rağmen bu konuda adım atmamak en büyük acizliktir.

 

Yakınlarda kaybettiklerimiz

 

Çeşitli alanlarda toplumun yetiştirdiği nice değerler vardır ki, onları hep dünyadan göç ettiklerinde hatırlarız. Toplumun buralara gelmesinde, var oluş mücadelesinde ter ve emekleri olduğu inkâr edilemez. Bir Mustafa Tantura, Mustafa Tezel, Önder Santel ve geçen gün ebediyete intikal eden Mustafa Volkan Öncüer... Uzun yıllar Yalova Spor Kulübü'nün yönetiminde görev alan Volkan'ı seneler önce Celebrity Otel'de mesleğini seven, usta bir şef olarak tanımıştım. Restoran'daki müşterinin ne istediğini gözünden anlar, masada eksik varsa derhal fark ederdi. Sonraları Yakın Doğu Üniversitesi'nin Konukevi mutfağında emek verdi. KKTC turizminin çorbasında onun da tuzu olduğunu vurgulamadan edemeyeceğiz. Tanrı'dan rahmet dileriz.

   328 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital