Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Arjantin limonu mu, koy (ma) sepete!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

'Arjantin nire, Kıbrıs nire' diye sormayın. Globalleşen dünyada 'nire' kelimesine yer yok!.. Hele iletişim çağında düğmeye bir bastınız mı, her şey ekranda, gözlerinizin önünde...

'Arjantin limonu'na bir türlü alışamadım... Sapsarı rengiyle, cazibeli duruşuyla müşteriyi cezbedebilir, ama elim bir türlü varmıyor. Yeşil de olsa, henüz olgunlaşmamış da görünse, var mı bizim limonumuz gibisi?.. Lezzet farkı da cabası...

Narenciye beldesi ülkemize taa Arjantin'den limon ithali, garip olduğu kadar, onur kırıcı değil midir?..

Narenciye, sanki de hükümetin sırtında bir yük, bir kambur!.. Üreticide zerre kadar şevk bırakmayan politikalar izlemeye adeta ant içmişler...

Halbuki bu bizim sarı altınımız... Döviz girdisi sağlayan bir sektör... Sektörü daha da geliştirip yaygınlaştıracağımıza, ileri noktalara taşıyacağımıza, ağız birliği, el birliği etmişçesine tüketip eritiyoruz. Yalnız bu dönem değil, geçmiş dönemlerin politikası da farklı değildi.

Güzelyurt yöresinde yeni atılımlar yaşanır, örneğin bir Tosunoğlu şirketi yatırım ağını Güzelyurt'ta da açarken, bu nimetin hakkını vermek gerekmez mi?..

Kuzey Kıbrıs Narenciye Üreticileri Birliği, bu yıl yapılan zamlarla tarımda üretime devam edebilmek için mucize yaratmak gerektiğini söyledi.

Birlik Başkanı Turgut Akçın, tarımda kullanılan elektriğe yüzde yüze yakın zam yapılmasıyla sulamada kullanılan suyun fiyatının arttığını, 240 YTL olan doğrudan gelir desteğinin 400 YTL'ye çıkarılması tartışılırken, 160 YTL'ye düşürüldüğünü kaydetti. Akçın, dünyada tarıma destek her geçen gün artarken, Kuzey Kıbrıs'ta tersinin yapıldığını ifadeyle, üretim olmayan bir ülkede kalkınma olamayacağını vurguladı.

Birlik Başkanı, yanlış politikalar yüzünden ülkede limon üretiminin can çekiştiğini, yerli limon fiyat bulmazken, Arjantin'den ithal edilen limonun kilosunun 4-5 YTL'ye satılmasının anlamlı olduğunu söyledi.

Ve şu sözlere bir kulak verin: "Bu politikasızlıkla her yıl bin-iki bin dönüm narenciye üretim dışı kalacak ve uzun vadede her türlü narenciyeyi ithal eder duruma düşeceğiz."

Evet; bu bir ciddi uyarıdır ve daha önceleri yine gündeme getirilmişti. Zaten limonda ithal kapısını açtığımıza göre, Allah kerim portakala, mandarine ve greyfuta...

Farkındaysanız, üretimde bindiğimiz dalları ha bre kesiyoruz. Çiftçilikte öyle, hayvancılıkta, narenciye ve patates üretiminde de öyle!.. Havucun köküne zaten yıllar öncesinden kezzap suyu döktük. Politikasızlığa kurban ettirdik.

Geriye kalanları gözümüz gibi koruyup kollayacağımıza, ne yazık ki o heyecanı göremiyoruz.

Çiftçiler Birliği Genel Sekreteri Oğuz Ceyda'nın ifade ettiği gibi, kamudan sonra en büyük sektör olan tarım sektörü bilinçli ve kasıtlı olarak çökertiliyor. Ceyda'nın dediği gibi hakikaten bu konuda kasıt var mıdır, yok mudur?.. Üreticiyi topraktan soğutmaksa amaç, bundan güdülen gaye ne olabilir?.. Üretimden yoksun, tamamen tüketici bir halk yaratmakla başkalarının şemsiyesi altına sokmak mı istiyorlar vatandaşı?.. Üretimden soğutulan, rekabet gücünü yitiren insanları topraktan alıkoymak, üretici kesimi kendi kaderiyle baş başa bırakmak ve ölüme terk etmek değil midir?..

Halbuki Avrupa Birliği'nde en büyük destek üreticileredir, toprakla uğraşanlaradır, tırnaklarını toprağa geçirenleredir. Kolalı gömlek giyerek masa başında oturanlara değil!..

Alsınlar AB kriterlerini ve okusunlar. Tarım politikasını gözden geçirsinler. Toprakla haşir neşir olanlara ne olanaklar sağlandığını bir görsünler. Çünkü üretmek her babayiğidin harcı değildir. Onlar üretir, öteki kesimler de tüketir. Bir yerde vatandaşı üretimden soğutmak yapılabilecek en büyük kötülüktür.

KKTC'de maalesef şu anda yaşananlar bundan farksızdır. Narenciye ve patates üretim sahaları her geçen gün daha da azalmakta, buna karşılık ithalat artmakta, ithalatla ihracat arasındaki dengeler bozulmaktadır.

Sonuç itibarıyla diyoruz ki, bir ülkenin gelişmişliği, kalkınmışlığı, refah düzeyi o ülkenin üretimiyle ilgilidir. Üretimi olmayan ve ekonomisi sadece tüketime dayanan ülkelerin geleceği karanlıktır. Biz eminiz ki, en zor günlerde dahi üretimden kopmayan, icabında karşı unsurun üreticisine 'dur şunda' diyebilen insanımız da karanlıklara değil, fakat aydınlıklara doğru yol almak istemektedir. Kendisini illa ki üretimden soğutmak ve aydınlık yollardan ayırmak isteyenler varsa -ki tahmin etmiyoruz- işin içinde bir bit yeniği, bir art niyet var demektir. Bunun ne olduğunu veya ne olabileceğini daha açık yazmak istemiyoruz.

 

ERGÜN AYDOĞAN

 

Avukatlık yanında, matbaanın mürekkep kokusunu aldıktan sonra gazeteciliği benimseyenlerdendi. Daha doğrusu ilginç davaları takip eder ve gazete sütunlarında tefrika ederdi. Uzun bir süreden beri devam eden rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirmesi, kendisini tanıyan, birlikte çalıştığı dostlarını da oldukça üzdü. Rahatsızlığı süresince meslektaşlarının yeterince ilgi göstermemesinden yakınmasında haksız değildi. Tanrıdan rahmet dileriz.

   349 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital