|
"Ülkeyi seven, sahip çıkılması gerektiğine inanan bir parti olarak tüm siyasilere çağrımız; küçük hesaplar, kısa vadeli kişisel çıkarlar peşinde koşulmaması, halkın çıkarlarına önem verilmesi ve KKTC'nin tüm sorunlarının masaya yatırılmasıdır."
Bu sözler, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun dün düzenlediği basın toplantısında söylendi.
Küçük hesaplar ve kısa vadeli çıkarlar peşinde koşulmasın, halkın çıkarlarına önem verilsin, KKTC'nin tüm sorunları masaya yatırılsın.
Çökmüş bir sistem, perişanları oynayan bir halk ve zorlamayla başlamış bir Kıbrıs müzakere süreci yaşandığına işaret eden Ertuğruloğlu, sivil itaatsizliğin çok ciddi bir eylem olduğunu, bu eylemi gündeme getiren örgütleri alkışlamadıklarını, ama Sanayi Odası ve diğer örgütler bu eylemi yapacak hale gelmişlerse, ülkenin çöküş sürecine girdiğini kaydetti.
Ertuğruloğlu, akaryakıta yapılan litre başı 5 kuruşluk indirimle bir depoda sadece 1 YTL indirim sağlandığına dikkat çekerek, mali dengelerin bu denli bozulduğu ülkede, elektrik faturaları en az 400 YTL gelirken, asgari ücretin 1190 YTL olmasının ciddi çarpıklık göstergesi olduğunu, maaşların faturaları ödemeye bile yetmediğini belirtti.
Geçen akşam arkadaşlar anlatırdı. "Sırf benzin alabilmek için Metehan'dan Güney'e geçenleri bir görünüz" diyorlardı...
Sen fiyatları dengeleyemezsen, ülkeyi pahalı yaparsan, vatandaşın da başının çaresine bakması doğal değil mi?.. Bu durumdan dolayı Güney Kıbrıs'a her ay milyarlar akıtılmıyor mu?.. Hani derler ya; 'doğa boşluk tanımaz', aynen o hesap.
1963-74 dönemini yaşayanlar bilirler. Kıbrıs Türk halkı, ne iç, ne de dış konularda bu kadar tedirginlik yaşamamış, kaygılı olmamıştır. Sevgide, saygıda kusur etmemiştir. Dayanışmanın örneğini vermiştir. Hem kendisini yok etmek isteyenlere, hem de dünyaya karşı!..
Ekonomik dengelerin korunmasında hassasiyet gösterilmiş, yeşil ota bile hasret kalınmıştı.
Gün geldi, Dr. Fazıl Küçük, "ben de dahil bu günden itibaren tüm memurlar 30 Lira alacak" dedi ve varoluş mücadelesinde bir çığır açıldı. Ekonomik seferberlik başladı. Ya var olacaktık, ya da yok olacaktık!.. Öylesine zor, çetin ve karanlık dönemdi. Ama ne hırsızı vardı, ne de uğursuzu!.. Yargıya intikal eden suç dosyası hemen hemen yoktu.
Böyle fedakârlıklarla kazanıldı bu mücadele. Ayakta kalabilmek, egemen olduğumuz topraklarda söz hakkına sahip olabilmek için kimseye boyun eğilmedi. Onca ezgi ve cefadan sonra gelinen noktada tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimlikmiş!.. Sevsinler!..
Bugün ülkenin getirildiği durum, bu günleri yaratan o kutsal mücadele ruhuna da aykırıdır. Her taraftan feryatlar işitiliyorsa, pahalılığa çare bulunamıyor ve ekonomik dengeler yerine oturtulamıyorsa, bırakın yabancı yatırımcıyı, Kıbrıslı Türk yatırımcı bile doğup büyüdüğü toprakları terk-i diyar ediyorsa, neyi yazacak, neyi konuşacağız?..
Bu feryatlar, bu şikayetler, sivil itaatsizliğe kadar varan eylemler, bizleri idare edenler için bir anlam ifade etmiyor mu?..
Bu halk, canını dişine takarak, yıllar boyu dağda bayırda mücadele vermişse, bu koşullar altında stres yüklü bir yaşama mahkum edilsin, sıkıntıdan kanser olsun diye vermemiştir. Uzun soluklu mücadele, Güzelyurt verilecek mi, verilmeyecek mi diye diye geceleri uykuları kaçsın, sayıklasın diye verilmemiştir.
Yokluklar içinde o günlerin mücadelesini verenler, evlatlarına, torunlarına, yeni nesillere huzur ve güven dolu, insanca hakça bir düzen devretmek için vermiştir. Hem iç, hem de dış konularda huzursuz olsun diye değil. Pahalılıktan anası ağlasın diye değil!..
Hani kamuda reform yapılacaktı, yeniden yapılanmaya gidilecekti?.. Hani çağdaş yasalar hazırlanacaktı?.. Hani popülizmden eser kalmayacaktı?..
Gidişat hiç de hayra alamet değildir. Yöneticilerin başlarını iki ellerinin arasına alarak düşünmeleri ve sorunlara çıkış noktaları bulmaları, bilmediklerini de sormaları ve gerekirse seferberlik ilan etmeleri zamanı gelmiştir. Herkes elini taşın altına koyacak olursa, aşılamayacak engel, çözülemeyecek sorun kalmaz. Üstelik ekonomi düzeldiği, işler yoluna girdiği takdirde Talat'ın elini de güçlendirmiş oluruz.
Ne diyorsunuz?..
|