|
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem ile dün akşam 1 saati aşkın bir süre sohbet ettik.
Sohbet derken, bakanlıkta ya da bir başka yerde değil. Kanal T'de 'Akay Cemal ile Gündemin Nabzı' programında...
Zaman olsa ve bir saat daha devam etseydik, canlı yayına katılacak olan vatandaş trafiği daha da artarak devam edecekti. Herkes kafasındaki soru işaretlerine yanıt bulmaya çalışırken, Sonay Adem de açık ve net biçimde izahlarda bulundu.
Dünyada küresel bir ekonomik kriz olduğu gerçeği inkâr edilemez. ABD'yi, İngiltere'yi, Avrupa ülkelerini, Türkiye'yi ve diğer pek çok ülkeyi az veya çok etkilediği de bir gerçek. Sonay Adem, KKTC'nin bundan etkileşimini 'artçının da artçısı' diye niteledi.
Yani deyim yerindeyse 'esinti...'
Ama kabul etmek gerekir ki, bu esinti dahi, 'eti ne budu ne' dediğimiz KKTC'yi fena da vurabilir. Zaten vurmaya başladı bile. Artan pahalılık karşısında dar ve sabit gelirli vatandaş nasibini alıyor.
Öyle görülüyor ki, bu kriz dönemini atlatabilmek için hükümet de bir takım arayışlar içinde. Başbakan Ferdi Sabit Soyer'ın bu konuda çalışmalar yaptığı belirtiliyor. Nitekim Sonay Adem de ilgili tarafların bir araya gelerek, sorunlara çare bulmak, hiç olmazsa asgariye indirmek konusuna sıcak baktığını açıkladı.
Aklın yolu da bunu emretmiyor mu?..
Biz bu sütunda günlerdir bunları dile getirmeye çalışıyoruz. Diyoruz ki, bu işler inatlaşma veya 'ben yaparım olur' zihniyetinin sür git etmesiyle halledilemez. Eğer bu devletin ve vatandaşlarının, kriz dönemini en az zararla atlatmasını istiyorsak, herkes elini taşın altına koymak durumundadır. Hem de iktidar olarak, muhalefet olarak, sivil toplum örgütleri ve halk olarak.
Kısacası; hükümet ne düşündüğünü ortaya koyarken, sanayicinin, çiftçinin, hayvancının, üreticinin, yatırımcının, iş adamının, eski ve yeni bürokratların, üniversitelerdeki uzmanların görüşlerine başvurarak, çözüm formülleri üretmek zorundadır.
Çalışma ve Soayal Güvenlik Bakanı olarak Sonay Adem'in konuya ilişkin açıklamalarını olumlu bulduk. "Sorunun üzerine hep birlikte gitmemiz gerek" diyerek, açık davette bulunmuştur. Hükümetin başı olarak herhalde Başbakan Soyer bu konuda gereğini yapmaya çalışacaktır.
En azından artçının artçısının büyük bir depreme dönüşmemesi için gerekli önlemlerin alınacağına inanıyoruz. Bu konuda geç bile kalınmıştır.
'Zararın neresinden dönülürse kârdır' atasözünden hareketle bir an önce adımların atılması kaçınılmazdır. Sorunlara el atarken, bürokrasi çarkının içinde boğulup kalmamak esastır. Çünkü Kıbrıs Türk halkının daha fazla kaybedecek zamanı yoktur.
Gerektiği takdirde olağanüstü hallerde uygulanan yasaları da gözden geçirmek ve bir seferberlik ruhu yaratmak
lazım. Piyasaya taze para akışını engelleyici, bünyemize ters düşen, uygun olmayan yasalar varsa, onların da bir çırpıda düzeltilmesi ve vatandaşın sıkboğaz edilmekten kurtarılması gerek.
Çünkü bazı yasaların, hükümetin dahi benimsemediği ve dıştan dikte edilen, ancak Kıbrıs Türkü'nün bünyesinin kaldırmadığı veya yapısına uymayan yasalardır. Bu konularda deneyim sahibi bankacılık ve finans kuruluşlarının temsilcilerini de dinlemek, onların tecrübelerinden yararlanmak gerektiği inancındayız.
Sözün özü veya Azerilerin deyişiyle 'sözün düzü' kimsenin seferberlik görevinden kaçma lüksü yoktur. Kıbrıs Türkü el birliğiyle ekonomik krizden çıkmanın yollarını bulabilecek yapıya sahiptir. Geçmişte bu konularda başarılı sınavlar vermiştir. Ama sonunda kimse de bundan övünme payı çıkarmamalıdır!..
|