|
KKTC'nin, zaman içerisinde turizm alanında bazı piyasaları kaybetmesi, bir süreden beri yeni alternatifleri gündeme getirmiş bulunuyor. Bu konuda ülkemizin iklim açısından da son derece elverişli olduğunu söylemeye gerek yok. Avantajlı bu durum sayesinde KKTC'nin turizmde bir boşluğu daha doldurabileceği inancı oldukça yüksek.
Nitekim turizmin, sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olduğu iddiaları artık çok gerilerde kaldı.
Geçenlerde konuya ilişkin 'Kıbrıs' gazetesine bilgi veren Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, tüp bebek dışında göz, diş ve plastik cerrahi için İngiltere ve Güney Kıbrıs yoğunluklu hastaların KKTC'ye geldiğine dikkat çekti. Özellikle yaşlılara yönelik SPA merkezlerine ağırlık verilmesi, sağlık turizmi açısından umut vaat etmektedir.
Nitekim geçenlerde Merit Oteller Grubu Müdürü Reha Arar ile gerçekleştirdiğimiz bir televizyon programında, bu konuya değinirken, sağlık turizmini başarabilecek her türlü donanımla yakında devreye gireceklerini kaydetti.
Halen konuya ilişkin personelin uluslararası tanınmış uzmanlar tarafından eğitildiğine dikkat çeken Reha Arar, kongre turizminden sonra, sağlık turizmine de el atılmasıyla KKTC'nin çok şeyler kazanacağını belirtti.
"Nasıl ki, kongre turizmindeki iddiamızı gerçekleştirdik, sağlık turizmi alanında da aynı şekilde iddialıyız ve başaracağımıza eminiz" diyen Reha Arar, özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinden çok sayıda turist celbedebileceklerini kaydetti.
Aslında ekonomik açıdan ülkenin içinde bulunduğu darboğazlar, bu günlerde vatandaşın moralini bozmaktaysa da, bu tür olumlu ve umut verici girişimler memnuniyet verici olduğu kadar yüreklere su serpmektedir...
Aynı şekilde Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi'nin kurulmasının ardından, üniversite kapılarını yabancılara açması da, sağlık turizminde düğmeye basıldığının işaretidir.
Bu amaçla Kıbrıs'a gelenler, uluslararası standartta ve Avrupa'nın yarı fiyatına dişlerini yaptırırken, Kuzey Kıbrıs'ın eşsiz güzelliklerini de tadacaklardır.
Birçok ülkenin sağlık politikalarında değişikliğe gittiğini, hatta diş bakımı gibi bazı hususları sigorta kapsamından çıkarttığına dikkat çeken Yakın Doğu Turizm ve Seyahat İşletmeleri (YDTSİ) Müdürü Ahmet Savaşan, bu nedenle Avrupa'da yaşayanların, tedavilerini ekonomik olarak daha uygun koşullarda ve daha iyi şartlarda yaptırabilecekleri ülkelere yönelmeye başladıklarını söyledi.
Demek oluyor ki, turizmde önemli bir alternatifi 'sağlık turizmi' ile yakalamış bulunuyoruz.
Savaşan'a göre, Kuzey Kıbrıs'a ağız ve diş tedavisi için gelen turistler ortalama bir haftalık tatil süresince ağız ve dişlerini tedavi ettirecekler, tedavi için ayırdıkları paradan da yaklaşık yarısını tasarruf edip ülkelerine dönecekler.
Bu ülkede yılın 10 ayı turizme elverişlidir. Böyle bir iklimi başka yerlerde yakalayabilmek mümkün değildir. Madem ki gerekli alt yapı tamamlanmış, en modern aletler çalışmaya başlamış, ilgili personel de eğitilmiştir, bu konuda başarılı olmamak için bir neden yoktur. Kolları sıvayıp da sağlık turizmine ağırlık vermek kaçınılmazdır.
Sağlık turizmi için buraya gelecek olan yabancı turistler, hem gerekli muayenelerini yaptıracaklar, hem de ülkeyi gezerek tarihi ve turistik yöreleri görmüş olacaklardır. İnanın, Kıbrıs'a özgü florayı, bitki örtüsünü, hele de Karpaz'daki hür eşekleri gören bir turistin elde edeceği olumlu izlenimleri varın artık siz takdir ediniz.
Burada gördüklerini akrabalarına, komşularına, dost ve tanıdıklarına anlatacaklar, "hem ziyaret hem ticaret yapmak istiyorsanız Kuzey Kıbrıs'ı tercih ediniz" diyeceklerdir.
Bizim için bundan daha güzel, daha etkili bir propaganda olabilir mi?..
Burada pek tabii ki devlete de, Kıbrıs Türk Hava Yolları'na (KTHY) da önemli görevler düşmektedir. Çünkü işin başı ulaşımdır. Ulaşım ve gene ulaşım...
Bu durumda Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın yeni destinasyonlara uçma ihtiyacı doğmaktadır. Türkiye ana malzemedir ve Türkiye'den KKTC'ye turist akışını artan bir biçimde devam ettirmenin yanı sıra, keşfedilen yeni merkezlere ağırlık vermek gerek. Zarar pahasına da olsa, belirli bir süre KTHY'nin böyle bir açılımı yapması ve devlet tarafından da sübvansiye edilmesi gerektiği inancındayız. Benzeri politikalar çoğu ülkelerde uygulanmaktadır. Hele de bir ada ülkesi olduğumuz gerçeği göz önüne alındığında, ulaşımın turizmde ne denli önem arzettiğini hatırlatmaya gerek yok.
Sağlık turizmi bana bir şeyi daha anımsattı. Yıllar önce soğuk iklime sahip Finlandiya, İsveç ve Norveç gibi ülkelerden buraya gelen turistler, o ılık kış güneşi altında hem güzel bir tatil geçirir, hem de boş saatlerinde el işleri yaparak, ülkelerine döndüklerinde onları satarlar, böylelikle de tatil paralarının masrafını çıkarır, hatta kâr bile sağlarlardı.
Ama maalesef zamanla bu pazarları da elden çıkarmış olduk.
Ulaşımın da desteğiyle sağlık turizmi sayesinde yeniden kazanabiliriz.
Hadi kolay gelsin!..
|