|
Son yılların en kalabalık töreni yapıldı İstanbul'da... Kurtuluş Savaşı'nın son gazisi, emekli Albay Mustafa Şefik Birgöl, Cumhurbaşkanı ile tüm partilerin katıldığı, Türk milletine yakışan bir törenle uğurlandı.
Kolay değil 'Gazilik' unvanı alabilmek... Savaşa katılacak, bizzat görev yapacak, sonunda ya şehit olacaksınız, ya da gazi!..
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde Türk ulusunun gerçekleştirdiği Kurtuluş Savaşı'nın son gazisiydi Birgöl.
Nice Kore ve Kıbrıs gazileri de var Türkiye'de... Hatta burada.
Allah hepsine sağlık ve uzun ömürler versin. Kıbrıs Türk halkına niye gazilik unvanı verilmediğini doğrusu merak etmedik değil...
Birinci ve İkinci Barış Harekatı'na bizzat fiilen katılan Kıbrıslı Türk Mücahitlere niye gazilik unvanı verilmedi?.. Bu halkın 1955'lerde başlayan direnişleri, var oluşun bir parçası değil miydi?.. 21 Aralık 1963'ten 20 Temmuz 1974'e kadar, Türkiye'deki Kurtuluş Savaşı'nın benzeri bir savaş vermedi mi?..
Hem de Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndan ilham alarak...
Mücahit ve Mücahide ne para istedi, ne pul!.. Nice arkadaşları yanlarında şehit oldu.
Hayatta kalanlar şimdi gazi değil midir?.. Kendilerine gazilik unvanı verilmesi bu kadar zor mudur?.. Bu devletin boynunun borcu değil midir?..
Niye esirgeniyor, bilmediğimiz bir şey mi var?..
Bunları anımsadık KKTC'nin kuruluşunun 25'inci yıldönümünde...
Ne sıkıntılar ve zorluklardan geçilerek kuruldu bu devlet. Nice fedakârlıklar yapıldı. 11 yıl boyunca ailesini doğru dürüst göremeyip, dağda bayırda silah elde nöbet tutanlar, gündüz okula, gece nöbete giden gencecik delikanlılar, abluka altında yeşil ota hasret kalanlar, insanlık dışı koşullara göğüs gerenler, utanç barikatlarında horlanmasına rağmen, azim ve kararlılığından, inancından taviz vermeyenler, yıllar boyu çadırları mesken tutanlar...
Onlardır KKTC'nin temellerine harç koyanlar. 15 Kasım 1983'e uzanan yolu yürüyenlerdir.
TC Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in de deyimiyle 'KKTC 25 yaşında bir delikanlı.' Ama sıkıştıkça koşuyor anasına. İsteklerde bulunuyor.
Ana yüreği bu, evladını kırabilir mi?..
Ancak evladın da mükellefiyetlerini yerine getirmesi, sorumluluklarını bilmesi gerek. Dersine iyi çalışması, ev ödevini yapması gerek. Har vurup harman savurmakla bu işler yürümez. Yandaşları maaşa bağlayıp da, bunun faturasını halka çıkartmakla, zamlarla vatandaşı sıkboğaz ederek, Güneye muhtaç duruma getirmekle de olmaz!..
Sn. Cemil Çiçek, Kıbrıs sorunundan tutunuz da, adadaki durumu çok iyi bilmektedir. Ekonomik bakımdan ne denli güçlü olur, evimizin eksikliklerini giderebilirsek, müzakere masasında elimiz güçlü olur. Varsın müzakere süreci devam etsin. İki tarafı da tatmin edici bir uzlaşıya varılabilirse ne ala! Varılamazsa da dünyanın sonu değil ki!..
Sn. Çiçek'in de işaret ettiği gibi, 25 yılda KKTC'de önemli işler başarıldı, ancak yapılacak daha çok şey var. En önemlisi ve öncelikli olan da KKTC'nin su ihtiyacıdır. Yılan hikâyesine dönen su projesi hayata geçirildiği takdirde, kuraklığa karşı da direnir, üretimi artırır, burayı cennetten bir parçaya dönüştürürüz. Rumlarla da paylaşırız o suyu. Yeter ki gelsin.
Bizim yöneticiler bu konuyu Sn. Çiçek'e aktarmadılarsa, biz aktaralım ve hatırlatalım dedik. Ne olur, bu konuya ağırlık versin. Çünkü su kaynaklarımız her geçen gün daha da azalmaktadır.
Nice bayramlar derken, görüyorsunuz; her şeye rağmen KKTC yıkılmadı, ayaktadır!...
|