Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
30 milyon TL alacak var [1]
'Karar seçimlik' [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]



AB garantisi, öyle mi?..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Kasım 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gazimağusa'dan Fikret Şanal isimli okurum, yukarıdaki başlık altında ilettiği yazının ibret olması bakımından yayınlanmasını rica etti. Daha fazla geciktirmeden köşemde yayınlamayı uygun buldum. Şanal şöyle diyor:

"Adaya gerçek Barış Gücü'nün geldiği 20 Temmuz 1974'ten bir gün önce sözde BM Barış Gücü'nün son günü olan 19 Temmuz tarihinde yaşadığım gerçek bir hadiseden bahsetmek istiyorum. Amacım, AB diye sevdalanan, barış diye emperyallerin istekleri doğrultusunda hareket eden kesimlere ibret olması açısından ve geleceğimizin pamuk ipliğine bağlı olmasını önlemek bakımından önem arzettiğinden yazıyorum.

"1965 Mağusa çarpışmalarından sonra varılan anlaşma gereğince tüm Mağusa ve dış bölgelerinde mevziler yıkılmış, yeni mevzi yapımı yasaklanmıştı. Mücahit ve polisin üniformalı halde kale dışında görülmesi dahi yasaktı. Dış bölgelerde güven gereği olsa da mevziler görünmeyecek şekilde evler içinde, pencere veya kapı arkalarına yapılmıştı. Bu durum 1974 yılına kadar devam etti.

Barış Harekatı'nda Sakarya bölgesinde görevli idim. Zaten orada ikamet ediyordum. 19 Temmuz gününe kadar tüm Sakarya'nın etrafında irtibat hendekleri kazmış, ancak bir tek kum torbası koyarak mevzi yapamamıştık. Sözde Barış Gücü bölgede idi ve karakolu da vardı. Görev yerimizde sivil kıyafette, kum torbaları ile kazma kürek hazır vaziyette bekliyorduk.

Derken, Lefkoşa anayolu tarafından yüz-yüz elli metre mesafede zincirli üç tank belirdi. Belirli aralıklarla yerleşip toplarını bize çevirdi. Rum askerleri de etrafa yayılarak mevzilendi. Aramızda dümdüz bir tarla vardı. Hemen kum torbalarını doldurmaya başladık. Daha birkaç torba doldurmuştuk ki, iki Barış Gücü arabası geldi. İçerisinden askerler inerek silahlarını doğrulttular ve kum torbalarının üzerine çıktılar. Bir kısmı da kazma küreklerin üzerine basarak, toplamaya kalkıştılar.

Bu tavırları karşısında biz de müdahale ettik ve karşıdaki tankları ve askerleri gösterdik. Aldırış etmediler. Bunun üzerine kavgaya giriştik kürek ve çapalarla... Sonuçta onları kovduk.

Karanlık oluyordu... Bütün gece mevzilerimizi yapmaya koyulduk. Bölge açık alandı. Tanklara karşı silahlarımız bir bren, bir havan ve piyade tüfekleri ile tomson'lardan müteşekkildi.

Ertesi günü de harekat başladı ve daha ilk kurşunda yanımda arkadaşım Kemal Hasan alnından vurularak şehit oldu. Karanlıkta tahkimatımızı istediğimiz gibi yapamamıştık. Akşam üzerine doğru Barış Gücü Komutanı bölgeye gelerek, Rumların saldırıya geçeceğini, bu nedenle kadın, yaşlı ve çocukları kale içine götürmeye geldiklerini, Rumların buna izin verdiklerini söyledi. Tabii ki reddettik.

İşte görüyorsunuz; Türk bölgesi kuşatılıyor ve kuşatana bir şey yapılmazken, savunmadaki taraf kendisini korumak için dahi engelleniyor. Katliam yapılabilmesi için de kadın, yaşlı ve çocukların ayrılmasını sağlamaya çalışıyor. Kim bilir, belki de onları Bosna'da Serebrenitsa'daki gibi yapacaklardı Rum'a teslim ederek.

Mağusa'ya gelen Barış Gücü askerlerinin tümü de Avrupa ülkelerinden idi. İrlandalı, İsveçli, Avusturyalı, Finli vs.

Bu gibi olaylar yalnız Mağusa'da değil, adanın dört bir yanında yaşandı. Barış Gücü'nün huzurunda, gözlerinin içine baka baka kaç yurttaşımız alınıp götürüldü, yok edildi. Onlarsa not tutup, sadece seyrettiler.

Bunun için mi Türk askeri gönderilmek isteniyor?.. Bunun için mi AB Barış Gücü gelsin deniliyor?..

Bunun yorumunu ve değerlendirmesini halkımıza ve özellikle henüz daha vatanına, milletine, devletine hizmet etme olanağı bulamayan, vatanı kendilerine emanet ettiğimiz gençlerimize bırakıyorum. Aklımızı başımıza alalım. Anavatanımızdan başka ne koruyucumuz var, ne de destekçimiz!..Ayaklarımız da ancak KKTC topraklarında sağlam yere basar bayraklarımızın altında!.."

Evet; Fikret Şanal, kendisinin ve Mağusa halkının yaşadıklarından bir kesiti anlattı yazısında. Allah o günleri bir daha göstermesin. Göstermemesi için de eskisinden çok daha sağlam bir anlaşma gerek.  

 

   394 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   'Karasuları', Rus tatbikatı ve 'şok onuncu dalga...'
08 Ocak 2009, Perşembe   Mecburiyetten...
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..


Yorum Sayısı:   1
  honest human         - magosa 20 Kasım 2008, Perşembe 10:39 
Akay bey sizi zevkle okuyorum; babam yaşında olduğunuz içinde ellerinizden opüyor saygılarımı sunuyorum. Çok haklı ve güzel konuları seçip yazıyorsunuz Allah size sağlık ve ömür versin. Şimdi bir konuya değinmek istiyorum, ülkelerin matematiksel coğrafi ve stratejik konumları vardır. Matematiksel konum enlem boylam araları, coğrafi konum şu veya bu yarım kürede artı komşuları şunlar ada veya yarım ada. Stratejik konum ise tamamen siyasi ve economik değikenliğe bağlı bir kazanımdır. Şimdi size sormak isitiyorum KKTC nin coğrafi konumu nedir. KKTC akdenizde bulunan Kıbrıs adasını küzeyinde kurulmuş bir devlettir. Güneyinde; Güney kıbrıs bulunur. Karadan tek komşusu bu ülkedir. Çünkü üç tarafı denizle kaplı olduğu için kuzey kıbrıs bir yarımadadır. Bunu şimdiye kadar ne eski cumhurbaşkanımız denktaştan ne bir hazeteciden ne bir yazardan ne bir politikacıdan ne de Turkiye cumhuriyetinin ileri gelen siyaset adamlarından veya gazetecilerinden duydum.
herkes Kıbrıs adası, kıbrıs adamız, gülelim adamız, kıbrısımız ve buna benzer kelimeler kullandı. Hem bizler kullandık hem rumlar kullandı Kıbrıs toprak parçası olarak akdenizde ada; ama hepsi bizim değil hepsi rumunda değil. O zaman biz ülke olarak yarım adayız diyebilirmiyiz saygılarımla


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

EMEK PAKETİ ile PİYASAYA BAYDA ATILDI

Mustafa BESİM

KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital