|
Anavatanda ilk tarım okulunun açıldığı tarih olan 10 Ocak, Anavatanda olduğu gibi KKTC'de de Tarım Günü olarak kutlanıyor.Geçmiş yıllarda yapıldığı gibi bu yıl da törenler düzenlenmiş, günün anlam ve önemi üzerinde konuşmalar yapılmış ve böylece Tarım Günü geçmiş yıllarda olduğu şekilde kutlamış oldu.
Ülkemizde tarımsal eğitim konusunda; tarım bakanlığına bağlı tarım, hayvancılık daireleri ve Lefke ziraat fakültesi hizmet veriyor. Tarım bakanlığı gerçekten personel ve diğer olanaklar bakımından, ülke tarımını kalkındırabilecek durumdadır. Lefke Tarım Fakültesi de, öğrenci sayısının oldukça yetersiz olmasına rağmen, büyük parasal fedakarlıklarla faaliyetine devam ediyor. Fakültenin birinci sınıfında sadece 6 öğrenci bulunması, bu fedakarlığın büyüklüğünü gösteriyor.
Öte yandan ekonomik önemde olan yetiştiricilik dallarına bakıldığı zaman, tümünün de sorunlarla boğuşmakta olduğu görülür. Örneğin:
Turunçgillerde çeşitli nedenlerden kaynaklanan verim ve kalite düşüklüğü, ürünün pazarlanmasındaki sıkıntılar, üreticilerin kazanç elde edememesine sebep oluyor. Yeterli kazanç elde edemeyen üreticiler de bahçelerine sadece, hayatta kalabilecek kadar bakım yapmak zorunda kalıyor.
Hayvancılıkta, devletin olağan üstü parasal katkı ve desteğine rağmen; verimdeki düşüklük nedeniyle, üreticiler emeklerinin karşılığını alamadıklarından şikâyetçi. Öte yandan bizdeki hayvansal ürün fiyatlarının yüksek olması nedeniyle, tüketiciler de güneye yöneliyor.
Tarımsal ilaç ve ticaret gübrelerinin kullanımında ve pazara sunulan ürünlerin güvenli olmasını sağlayacak gerekli kontrol mekanizması etkin bir şekilde çalıştırılamıyor. Bu nedenle, ülkemizdeki kanser patlamasını gören tüketiciler, nerdeyse taze meyve ve sebze yemekten korkmağa başlamıştır.
Ülkemizin simgesi, dağlarımızın başlıca bitki örtüsü olan zeytin ve harup ağaçları her geçen gün biraz daha tüketiliyor. Her nedense tüm uyarılara rağmen, arsa olarak değerlendirilecek arazilere inşaat izni verilmezden önce, mevcut ağaçların usulüne göre sökülüp başka yere dikilmesi şart koşulmuyor. Tarım bakanlığı da; bu değerli varlıklarımızın yok edilmemesi için hiçbir harekette bulunmuyor.
Yakın geçmişte önemli ihracat ürünleri olan; turfanda havuç ve sultani üzümün üretimi, pazarlamadaki sıkıntılar nedeniyle sadece yerel ihtiyacı karşılayacak kadar yapılıyor.
Tahıl yetiştiricileri, büyük devlet yardımlarına rağmen, yaptıkları harcamaları zorlukla karşılamakta. Bir çok kimse tahıl üretimini; devletin teşvikleri nedeniyle ek iş olarak ve sırf eldeki araç gereç ile arazilerin atıl kalmaması düşüncesiyle yapıyor.
Ülkemizde meyve ağacı dikiminin teşviki için gerekli planlama ve çalışmaların yapılmaması bir yana, üreticilerin meyve ağacı fidanı talebi bile karşılanmıyor. Üstüne üstlük, bir de güneyden fidan temin edilememesi için, çeşitli engeller çıkarılıyor.
Çiftçilerin damızlık hayvan ve tohum gereksinimlerinin sağlanmasında gerekli hizmet tam olarak verilemiyor.
Patates ve diğer üretim kollarında da mevcut sorunlar nedeniyle, üreticilerin sürekli şikâyetçi olduğu görülüyor.
Özetle belirtmek gerekirse, mevcut sorunlar, tarım kesiminin durumunun iç açıcı olmadığını gösteriyor. Zaten, törende konuşan üretici temsilcilerinin tümünün de, ağır sorunlarla boğuşmakta olduklarından şikayetçi olmaları, bu gerçeği ortaya koyuyor.
Gerçi bu günkü sorunlardan sadece şimdiki iktidarın sorumlu tutulması haksızlık olur. Çünkü sorunların tümü de, geçmişte gerekli planlamaların yapılmaması ve partizanca, sorumsuzca uygulamalardan kaynaklanıyor.Ancak yaşanan dönemde de; maalesef geçmişten günümüze gelen aksaklıkların düzeltilmesi yönünde, hiçbir köklü çalışma yapılmıyor.Aksine geçmişteki hatalı yönetim şekli aynen benimsenerek sürdürülüyor.
|