|
Özel kişilere ait ağaçların kesilip kesilemeyeceği bir çok kez çeşitli şikayet ve tartışmalara sebep oluyor. Bazı kimselere göre, herkesin kendi tapusundaki arazide bulunan ağaçları istediği zaman kesmesi en doğal hakkıdır. Bazı kimselere göre de nerede olursa olsun ağaçların kesilememesi gerekir.
Yasalara göre, tüm ağaçların nerede olursa olsun kesilebilmesi için, mutlaka ilgili mercilerden izin alınması gerekir. Kesilecek ağaçlar, çam veya servi gibi orman ağacı ise, orman dairesinden; zeytin veya harnup gibi meyve ağaçları ise, Kaymakamlıklardan izin alınması gerekir.
Ağaçların kesilebilmesinin yasa ile izne tabi olmasından amaç; ağaçların hangi koşullarda kesilip kesilemeyeceğine teknik kişilerin karar vermesi ve böylece, ülkenin genel çıkarının korunmasıdır. Ancak bazı bürokrat ve kimseler, izin alma zorunluluğunun neden yasa ile belirlendiğini dikkate almıyor ve bu izin alma işleminin sadece bir formalite olduğunu zannediyor. İşte bu sebepten dolayı yaşanan dönemde, mülkiyetindeki ağaçları kesmek isteyenlere genellikle izin veriliyor. Ağaçların kesilmesine tepki gösterenlere de herkesin kendi ağaçlarını kesmesine kimsenin karışamayacağı söyleniyor.
Aslında ilk çağlardan beri birçok ülkede, herkesin kendine ait olan ağaçları istediği zaman kesememesi için çeşitli yasal düzenlemeler vardı. Aynen arazilerin kullanımında olduğu gibi kişilerin kendi tapularında olsa da, ağaçların kesilebilmesi için izin alınması koşuldu. Bu durumu belki bazı kimseler yadırgamakta ve doğru bulmamaktadır. Ancak aslında modern yaşam tarzında, herkesin hürriyetinin başkalarına zarar verebilecek noktada durduğu gerçeğinin unutulmaması gerekir.
Dağ başında yaşayan bir kimse için başkalarını rahatsız etme durumu olmadığı için arazisini ve kendine ait olan her şeyi istediği gibi kullanmasının da hiçbir sakıncası yoktur. Ancak toplum yaşamında insanlar, her türlü hareket ve uygulamalarında başkalarına zarar vermeyecek şekilde hareket etmek zorundadır. Bunun gerçekleşmesi de da yasalarla sağlanıyor. Örneğin, yeraltı sularının beslendiği su havzaları üzerindeki arazilere, özel mülkiyete ait olsa da inşaat izni verilmemesi gerekir. Çok meyilli araziler üzerindeki ağaçların kesilmesi; toprak erozyonuna, toprak kaymasına ve sel felaketine sebep olabileceği ve başkalarını olumsuz yönde etkileyeceği için, böyle yerlerdeki ağaçların kesilmesine de izin verilmemeli. Ayni şekilde belirli yerlerdeki yeraltı sularını beslediği bilinen; makilik, koruluk veya ormanın da, mülkiyet hakkına bakılmaksızın kesilmesine izin verilmemeli.
Ülkemizdeki duruma baktığımız zaman, inşaat yapımının izne bağlı olmasına karşın, arazinin durumuna bakılmaksızın herkese inşaat izni veriliyor. İnşaat yapılması istenen arazinin üzerinde; orman, makilik, eski eser veya tüm halkı ilgilendiren herhangi bir varlık bulunup bulunmadığına bakılmıyor. Ayrıca inşaat alanının; vadi, dere yatağı, aşırı meyilli olup olmadığına ve böyle arazilerdeki ağaçların kesilmesi ile ortaya çıkacak erozyon veya sel felaketi dikkate alınmıyor.
Oysa, arazinin mülkiyeti kime ait olursa olsun, üzerinde tüm halkımız ve ülkemiz için önemli varlıklar barındıran veya herkesi etkileyebilecek bir duruma sebep olabilecek arazilere izin vermemesi gerekir. Halen bu duruma gereken önem verilmediği için, maalesef ülkemiz için çok değerli olan birçok anıt ağaçlar, yerel bitki örtüsü, yaban yaşam için önemli alanlar, makilikler, endemik bitkiler hatta eski eserler yok oluyor, toprak erozyonunun artmasına ve sık sık sel felaketi ortaya çıkmasına sebep olunuyor.
Gereksiz yere daha fazla ağaç kesilmemesi ve buna bağlı olarak çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkmasına sebep olmamak için, başta Kaymakamlıklar olmak üzere; Şehir Planlamacıların, Tarımcıların ve Ormancıların; ağaçların kesilmesine izin verirken, ortaya çıkabilecek olumsuzluk olup olmayacağını dikkate alması gerekir. Zaten ağaçların izinsiz kesilememesinden amaç; sadece bir formalite gereği ve harç almak değildir. Amaç, ağaçların kesilmesi ile ortaya olumsuz bir durumun çıkmasını önlemektir.
|