Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Kıbrıs'ın Birleştirilmesi Gerçeği

Dr. Orhan Aydeniz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında, genellikle ve çoğunluk birleşmeden yana olduğunu söylüyor. Dıştan bu görüş birliğine bakıldığı zaman ve ayrıntıya girilmediği sürece, sorunun kolayca çözümlenebileceği sanılır. Ancak, ayrıntıya girildiği zaman, herkesin tamamen birbirinden çok farklı birleşme şekillerini düşündüğü anlaşılır.

Benim edindiğim kanaate göre; Güneyde, bazı kimseler birleşme dedikleri zaman, herkesin, 1974 yılından önce yaşamakta olduğu eski yerine dönmesini ve halen Batı Trakya'da ile Limasol'da yaşayan soydaşlarımız gibi Rum çoğunluk ile iç içe olmamızı kastediyor. Bazıları ise daha insaflı düşünerek, Türk halkına bazı azınlık hakları verilerek iki halkın iç içe yaşamasını düşünür. Bazıları ise, Türklerin de, şimdiki şekli ile değiştirilmiş ve Rum cumhuriyetine dönüştürülen, sözde Kıbrıs Cumhuriyetine katılmasını düşünür.

Türk tarafında ise, birleşmeden yana görünenler arasında da az çok farklılıklar vardır. Ancak genellikle, Rumların anladığı anlamda birleşmeyi düşünen bulunmadığını ileri sürmek yanlış olmaz.

Bizde bazıları, genellikle birleşme denildiği zaman iki eşit halkın, bir birine hükmetmeden yan yana ve eşit statüde işbirliği içinde olacağı bir yönetim kastediliyor. En fanatik ve teslimiyetçi birleşme taraftarları bile, kimsenin zorlamamasına karşın, güneye gidip Rumlarla iç içe yaşamak yerine KKTC'de de kalmayı tercih ettiğine göre, içimizden kimsenin Rum hakimiyeti altında azınlık olarak yaşayacağı bir şekli aklından bile geçirmediği anlaşılır.

Zaten bu güne kadar yapılan anketlerden de anlaşıldığı gibi halkımızın ezici çoğunluğu, birleşme denildiği zaman, Türklerin kendi bölgelerinde, kendi yönetimleri altında ve iki eşit halktan biri olarak birleşik bir yönetimde yer almasını kastediyor.

İçinde bulunduğumuz koşullarda, her iki halkın sahip olduğu olanaklara ve iki tarafın birleşmeden ne beklediğine bakıldığı zaman; aradaki farlılıklara bir formül bulunmasının kolay olmayacağını söylemek yanlış olmaz.

Çünkü her iki tarafın da düşünceleri ve talepleri için, çok haklı nedenleri olduğunu kabul etmek gerekir. İşte bu nedenle her iki tarafın da kendi istekleri ile, bulundukları pozisyonun gerisine gitmeyi kabul etmelerini düşünmek mantıklı olamaz.

Dürüstçe belirtmek gerekirse, Rum tarafı (yanlış olsa da) bütün dünya tarafından 1960 da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti unvanını elinde tuttuğu sürece, hatta doğru olmasa da tüm adanın yasal yönetimi olarak kabul gördüğüne göre, bu pozisyonundan vazgeçmesi için hiç bir mantıki gerekçeleri olmadığını kabul etmek gerekir. Hele bir de AB, Türkiye'ye Rum yönetimini adanın tek yasal yönetimi olarak tanıması için baskı yaptığı sürece, Türk halkına herhangi bir hak tanımasını aklının ucundan bile geçirmemesi çok normaldir.

Zaten Rumlar, 1963 yılından sonra 1960'ta kurulan yasal ve iki toplumlu Kıbrıs Rum cumhuriyetini istedikleri gibi değiştirerek tam anlamıyla bir Rum Cumhuriyetine dönüştürmüşlerdir. Halen, tüm resmi kuruluşlarda çalışanlar sadece Rum, tüm yazışmalarda kullanılan lisan Rumca, her yerde yunan bayrakları dalgalanır, yasama, yargı, yürütme tamamen onların elinde. Polis ve asker tümüyle Rum ve Yunanlı. Dış yardımlar sadece Rum halkı için kullanılıyor. Güneydeki Türk mallarını istediği gibi kullanıp ve istimlak etmesine kimse karışmıyor. Bu durumu tüm dünyanın kabul etmesi onların yıllardan beri mücadele ettiği Enosis'ten başka birşey değildir. Bu koşullarda onların tek hedefi, egemenliklerini Kuzeye ve Türk halkı üzerine yaymaları önündeki engelin, yani Türk ordusunun herhangi bir yöntemle çıkmasını sağlamaktır. Zaten halen yürüttükleri mücadelenin şimdiki tek amacı da budur.

Mevcut koşullarda, Rumların Kıbrıs sorununu şimdiki şekli ile sadece bir işgal sorunu olduğunu ileri sürmelerinin sebebi, halen sahip oldukları durumdan ve gerçekleştirilmesini istedikleri hedeften dolayıdır. Mevcut koşulların değiştirilmemesi halinde, Rumların kendi istekleri ile sahip oldukları durumdan vazgeçmeleri ve Kıbrıs'ın tek hakimi olarak tanınırken, ellerindekini bizimle paylaşması için hiç bir mantıklı sebep düşünülemez. Zaten bizimle eşit koşullarda birleşik bir yönetimi düşünmedikleri içindir ki, iki ayrı devletçikten oluşan Annan planını reddetmişlerdir.

Sonuçta, Rum tarafı elindeki Kıbrıs Cumhuriyeti avantajını bırakmayacağına; Türk tarafı da Rum egemenliğinin kuzeye yayılması önündeki tek engel olan Türk askerinin adadan ayrılmasını ve azınlık olarak asimile edilmeyi kabul etmeyeceğine göre, bu koşullar içinde yapılacak çözüm arayışlarında sonuç alınabileceğini düşünmek aşırı hayalperestliktir.

Artık gerçekten adada yeni birleşik bir yönetim kurulması isteniyorsa; tüm ilgili tarafların, peşinen gerçek Kıbrıs Cumhuriyetinin yıkıldığı gerçeğini ve iki halkın da yıkılan karma yönetimin eşit ortakları olduğunu kabul etmeleri gerekir. Bu çerçevede de mutlaka yıkılan Kıbrıs Cumhuriyetinin iki ortağının yönetimlerinin de eşit statüde olduğu kabul edilmeli. Bunun için de, bu güne kadar yapılan yanlışın düzeltilerek, güneydeki yönetimin haksızca ve anlaşmalara aykırı olarak tek başına Kıbrıs Cumhuriyetini temsil edememesi sağlanmalı. Ancak bu da kolay olamayacağına göre, KKTC'nin de tanınarak Rumların düzeyinde kabul edilmesi ve böylece iki tarafında, eşit durumda masaya oturması sağlanmalı. Aksi halde yapılacak bütün anlaşma girişimleri, zaman kaybından öteye hiç bir anlam ifade etmeyecektir.

   1128 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ekim 2008, Cumartesi   Girne Belediyesi’nin alkışlanacak uygulaması
27 Eylül 2008, Cumartesi   Yaşam Alanlarımızdaki Kanser Riskleri
13 Eylül 2008, Cumartesi   Çevre Kirliliği Ve Çözüm Yolları
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dünya Barış Günü
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Ülkemizin asayiş sorunu
12 Ağustos 2008, Salı   Tarımsal Üretim Planlaması
05 Ağustos 2008, Salı   Ülkemizde değişen koşullara göre yeni bitki türleri yetiştirilmeli
29 Temmuz 2008, Salı   Denizlerimizdeki Kirlilik
24 Temmuz 2008, Perşembe   Su Kıtlığı Üzerine
22 Temmuz 2008, Salı   Taş Ocakları Hakkında Görüşler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital