|
Lefkoşa'daki parkların elektrik akımının kesilmesi ve sulanamayan bitkilerin ölüme terkedilmesi çok üzücü bir olay. Bir kaç aydan beri şikayet konusu olan konunun, sulama mevsimine kadar çözümleneceği ümit edilirdi. Ancak sıcakların başlamasına rağmen, sorun hala daha çözümlenmedi.
Küresel ısınma tehdidi ile karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde, yeşilin, ağaçların parkların yok olmasına yol açacak böyle davranışlar sergilenmesi; bu felaketin ciddiyetinin hala daha ülkemizde anlaşılmadığını gösteriyor.
Borçların ödenmediği gerekçesi veya iki devlet kuruluşu arasındaki ihtilaf nedeniyle, elektriğin kesilmesi ve buradaki bitkilerin yok olacağının hiç önemsenmemesi gerçekten ibret verici bir tutumdur.
Oysa yaşanan dönemde bütün dünyada, yeşil alanların insanlar için çok önemli bir gereksinim olduğu açıkça anlaşılmış ve mevcut yeşil alanların nitelik ve nicelikleri medeniyet ile yaşam kalitesinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Son yıllarda ülkemizdeki çok hızlı ve düzensiz yapılanma eğilimi, ekolojik temele dayanmayan planlama ve uygulamalar, yakın bir gelecekte bir çok sorunun ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Çünkü insanların, doğal ortamdan uzaklaşması, fiziksel ve zihinsel açıdan olumsuz yönde etkilenmesine ve yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur. Bu nedenle, bütün dünyada insanlar ile doğa arasında bozulan ilişkinin dengelenmesi ve kent yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacı ile yeşil alanların artırılmasına çalışılıyor.
Yeşil alanların estetik ve işlevsel önemi oldukça büyüktür. Yeşil bitki dokusu, rengarenk çiçekler, yapısal materyaller, forum, ölçü, doku, çizgi gibi özellikleri ile kent ortamına fiziksel- estetik değer sağlar. Yeşil alanlar kentlerin monoton geometrik yapı kitlelerinin sert dokularını hafifletir, keskin hatlarını yumuşatır, onlara canlılık verir ve böylece insan ile çevre arasında denge sağlar, organik bir ilişki kurar.
Bu nedenle tüm uygar ülkelerde parklar, sağlıklı yaşam için gözardı edilemeyecek bir gereksinim olarak görülür. Parklar özellikle ülkemiz gibi kavurucu sıcakların hüküm sürdüğü yerlerde, mikro klimayı kontrol eder ve düzenler. Yeşil alanlardaki bitkiler; havayı temizler, oksijen miktarını artırır, tozları tutar, hava sirkülasyonunu sağlar, hava akımını ve nemini düzenler, ısı yükselmesini önleyerek havayı serinletir, rüzgar hızını azaltır. Ayrıca vatandaşların; dinlenme, eğlence, görme, sportif, aktif ve pasif rekreasyonel gereksinimlerinin karşılanmasına olanak sağlar.
Bütün bu yararları yanında yeşil alanlar; kent yaşamının olumsuz etkilerini azaltır, insanları rahatlatır, yaşama anlam kazandırır, insan ilişkilerini olumlu yönde etkiler, sosyalleşmeye yardımcı olur, yaşama sevinci kazandırır, işgücü verimini artırır ve sağlık yönünden ekonomik katkı sağlar.
Yeşil alanların yaşamsal önem ve gerekliliği anlaşıldığı için, halen ABD'de kent düzeyinde kişi başına en az 40 metre kare yeşil alan oluşturulur. Halen New York, Paris, Kopenhag gibi şehirlerde, kişi başına 40 metre kareden daha fazla yeşil alan düşer. KKTC'de ise kişi başına düşen park alanı oldukça yetersiz düzeydedir.
Bu nedenle, her ne sebepten olursa olsun, hele iki devlet kuruluşu arasındaki anlaşmazlık yüzünden, parkların elekriğinin kesilmesi ve böylece susuzluktan yok olmalarına yol açılması, büyük bir yanlıştır.
Böyle bir tutum; halkın genel çıkarlarına, çevreye, yeşile karşı çok olumsuz bir eylemdir. Ayrıca tüm halka ait olan parkların yok edilmesi; altından kalkınamayacak kadar çok büyük bir sorumluluktur.
|