Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Biz ve Onlar

Dr. Orhan Aydeniz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs Türk halkı olarak, geçmişe göre daha iyi durumda olduğumuzu inkar edemeyiz. Ancak özellikle sınır kapılarının açılmasından sonra gördüğümüz gibi, güneydeki komşularımız maalesef bir çok alanda bizi oldukça gerilerde bırakmıştır. Ada'da eşit halk olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için, mutlaka her alanda onların gerisinde kalmamamız gerekir. Çünkü bu ekonomik dengesizlik durumunda birleşme ve bir anlaşma sağlanması halinde, onların yanında ikinci sınıf bir halk veya zamanla eriyip kaybolacak  azınlık durumuna düşeceğiz.

   Biçimsel olarak, onlardan hiçbir eksiğimiz yoktur.ülkemizde kişi başına düşen memur sayısı, beyin gücü ve her alanda hizmet vermek amacı ile oluşturulan devlet kuruluşları bakımından,onların gerisinde değiliz. Ancak partizanlık nedeni ile, eldeki potansiyelin doğru değerlendirilememesi ve devlet kuruluşlarının çok kalabalık, hantal, ağır ve iş yapamaz duruma sokulması nedeniyle, sorunların çözümü mümkün olmuyor.

   Ancak fazla araştırma yapmaya gerek kalmadan, her alanda aramızdaki farklar herkesin dikkatini çeker. İlk göze çarpan fark, bizdeki çıkış nokta gişelerdeki yığılma. Hiç olmazsa güneyde Rumlara yapıldığı şekilde, KKTC vatandaşlarına geri dönüşlerde formalite yapılmaması halinde bu sorunun kolayca çözümlenmesi mümkündür.

   En basit bir kıyaslama yaparsak, güneydeki ana yollara bakıldığı zaman; aynen batılı ülkelerde olduğu gibi modern donanımlı; bizdekilerin ise adeta ölüm tuzağı. Güneydeki şehirler arası yollarda hemen hemen hiç kavşak bulunmamasına karşın, bizde 60 kilometrelik Mağusa Lefkoşa arasında, onlarca kavşak vardır. Yeni yapılan yollarımızdaki en önemsiz ve basit işaretlemeler ve trafik levhaları bile çağdaş normlarda değil.

   Onların resmi ve özel sektör kuruluşlarının Avrupa düzeyinde çalışmasına karşın; bizde parlamenter sistem ve üçlü kararname sayesinde, devlet iş yapamayacak duruma getirilmiş ve bunun doğal sonucu olarak da, hiçbir kesimde sorunlarının çözümü sağlanamamıştır. 

   Güneydeki devlet dairelerinde, memurların halka hizmet etmekle yükümlü olduklarının bilincinde hizmet etmelerine karşın; bizdeki memurların çoğu, memuriyeti kazanılmış bir hak olarak görüyor.

   Güneyde tüketici haklarının korunması için her türlü önlemin alınmasına karşın; bizde tüketiciler; üretici ve satıcıların insafına bırakılmıştır. Şimdiye kadar hiçbir toplu iş sözleşmesinde, hizmet alan ve tüketicilerin korunmasına yönelik tek bir madde konulduğu görülmemiştir.

   Güneyde, Lefkoşa'dan Baf''a kadar, yollarda tek bir arızalı trafik ışığı görülmemesine karşın, bizde mutlaka her gün ve şehir içindeki yollarda bile, bir yerdeki trafik ışığının çalışmadığını görürüz.

   Özetle belirtmek gerekirse, güneyde her konuda bir düzen bulunmasına karşı; bizde tam ters bir durum ortaya çıkarılmıştır. Yaşanan dönemde, halkımızın bir kısmının;hemen yakınındaki market,okul, hastane, devlet kuruluşları yerine, uzun bir yolu göze alarak güneydekileri tercih etmesi; aramızdaki ciddi olumsuz fark ve kalitesizlik bulunduğunu gösterir.

   Hakikatte güneydeki gelişmişlik, disiplin ve düzen, bir bakıma Avrupa Birliği uyum çalışmaları ve yardımları çerçevesinde sağlanmıştır. Ancak bizde zaten yürürlükteki yasalar bile doğru dürüst uygulanmıyor. Bu nedenle, öncelikle şimdiki yanlış yönetim anlayışı terk edilmeden sorunlarımızın, sadece Avrupa Birliği uyum yasaları veya ek yardımlarla da düzeltilemeyeceği inancındayım.Herkesin bildiği gibi, kuzeyde her alanda halka karşı  aşırı bir umursamazlık vardır ve en basit konularda bile kimse, sorunların çözümlenmesi için en küçük harekette bulunmuyor.

   Lokmacı kapısının açılması ile; iki taraftaki iş yerleri ve esnaf arasındaki farklar da daha açıkça görülmüştür. Gerek fiyat gerekse diğer bakımlardan esnaf ve iş yerlerimizin, karşı tarafla rekabet edebilecek duruma gelmesi sağlanmadığı takdirde, yakında işlerin eskisinden de daha fazla azalacağı görülecektir. Sonuç olarak adada eşit bir halk olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak, hepimizin güneydeki durumdan ders almamız, daha sorumlu hareket etmemiz ve yargı, eğitim, ulaşım, ticaret, sanayi, sağlık, polis, tarım ve tüm konularda güneyde ne yapıldığını, nasıl yapıldığını görmemiz, örnek almamız ve elimizi vicdanımıza koyarak daha sorumlu hareket etmemiz gerekir görüşündeyim.

   Yoksa, Güneye doğru başlayan bu akının önemsenmemesi ve herkesin kendi bildiği yoldan gitmeye devam etmesi halinde; yaşamını temelli olarak güneyde sürdürmeyi tercih eden vatandaşlarımızın sayısında da göze batacak kadar artış olabilecektir.

   Dolayısı ile iş işten geçmeden, kısa vadeli kazançları ve hesapları bir yana bırakarak, artık tüm ilgililerin daha bilinçli, sorumlu, ileri görüşlü hareket etmesi gerekir. Yoksa, bir gün kendimize geldiğimizde; iş yerlerimizin yok olduğunu, devlet kuruluşlarının da göstermelik ve kimsenin uğramadığı kuruluşlar haline geldiğini görebileceğiz. Gerçekleri söylemek belki bu gün bazı kimseleri rahatsız edecektir.Ancak mevcut durum karşısında sessiz kalmak ve başımıza gelecekleri beklemek de mantıklı ve sürdürülebilir bir seçim olmaz.

   975 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ekim 2008, Cumartesi   Girne Belediyesi’nin alkışlanacak uygulaması
27 Eylül 2008, Cumartesi   Yaşam Alanlarımızdaki Kanser Riskleri
13 Eylül 2008, Cumartesi   Çevre Kirliliği Ve Çözüm Yolları
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dünya Barış Günü
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Ülkemizin asayiş sorunu
12 Ağustos 2008, Salı   Tarımsal Üretim Planlaması
05 Ağustos 2008, Salı   Ülkemizde değişen koşullara göre yeni bitki türleri yetiştirilmeli
29 Temmuz 2008, Salı   Denizlerimizdeki Kirlilik
24 Temmuz 2008, Perşembe   Su Kıtlığı Üzerine
22 Temmuz 2008, Salı   Taş Ocakları Hakkında Görüşler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital