|
Tarım kesimine, geçmişten günümüze tüm hükümetlerin önem verdiği ve kısıtlı olanaklara rağmen, önemli maddi yardım yaptığı yadsınamayacak bir gerçektir.
Tahıl üreticilerine, hayvancılığa, turunçgil tarımına önemli destek sağlandığı, herkesin bildiği bir gerçektir.
Ancak, katlanılan büyük fedakarlıklara rağmen, tarımın tüm dallarında üreticiler; çeşitli sorunlarla karşılaştığı için, zaman zaman patlama noktasına geliyor ve eyleme başvuruyor.
Konuya yansız ve önyargısız bakıldığı zaman; içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle, üreticileri rahatsız eden sorunların ortaya çıkması gayet normaldir.
Her şeyden önce, çok küçük olan bir piyasada, üretim ile talebin kendiliğinden dengelenmesi kolay değil. Bu nedenle, iç piyasaya dönük yapılan üretimde, zaman zaman bazı ürünler talebin üzerinde üretildiği için satılamıyor ve üreticiler zarara uğruyor. Bazen de, bir önceki yıldaki pazarlama zorlukları nedeniyle üretim azaltıldığı için, talebin karşılanmasında sıkıntılar çekiliyor.
Dış piyasaya dönük, yapılan üretimde de, ürünlerin tatmin edici fiyattan satılıp satılamayacağı yanında, bir de ürünün elden çıkarılıp çıkarılamayacağı sorunu ile karşılaşılıyor.
Tanınmamış olmamızın ve izolasyonların da etkisi ile; ürünlerimizin dış pazarlara taşınmasındaki yüksek maliyetler ve tüm ülkelere dış satım yapamamamız gibi dezavantajlar, gerçekten işimizi zorlaştırıyor.
Ancak, karşımızda zorluklar var diye, çıkış yolları aranmaması ve herşeyin oluruna bırakılması da yanlıştır. Çünkü tüm olumsuz koşullara rağmen, tarım kesimindeki sorunların büyük bir kısmının çözümlenmesi veya en azından etkilerinin rahatsız edemeyecek düzeye indirilmesi mümkündür.
Kişisel görüşüme göre, tarım kesiminde üreticinin mutlaka önünü görebileceği koşulların yaratılması şarttır. Bunun için de her şeyden önce; mevcut toprak - su kaynaklarımız ve iç-dış piyasa olanakları dikkate alınarak, isabetli bir üretim planlaması yapılmalı.
Kuşkusuz üreticilerin kendi gayretleri ile hangi ürünü ürettikleri zaman sıkıntı çekmeden pazarlayabileceklerini belirlemeleri kolay değildir. Bu nedenle Tarım Bakanlığı, üretim planlaması yaparak üreticilere yol göstermeli.
Gerçi üreticilere ne yetiştirecekleri zorla empoze edilemez. Ancak, devletin belirlediği üretim planlamasına uyduğu zaman, ürününü sıkıntı çekmeden değerlendireceğini bildiği takdirde, üreticiler; kimsenin zorlaması olmadan önerilen ürünleri yetiştirmeyi tercih edecektir.
Yaşanan dönemdeki plansız yetiştiricilikte diğer önemli bir hata da; pazarlanamayan ürünlerin yetiştirilmesinde boş yere emek ve kaynakların harcanmasıdır.
Elimizdeki toprak, su ve devletimizin mali kaynakları sınırlı olduğuna göre, bunların mutlaka akılcı bir planlama çerçevesinde kullanılması şarttır. Herhangi bir kesimi incitmemek için ürün bazında somut örnek vermek istemiyorum. Ancak, genel olarak satışında zorluk çekilen ürünlerin yetiştirilmesinin teşvik edilmesi, hatta pazarlanabilmesi için devlet bütçesinden büyük fedakarlıklar yapılması, mantıklı kabul edilemez ve boşuna kaynak savurganlığıdır.
Son yıllarda tarımın yıldızı yeniden parlamağa başladığı için, birçok ülkede üretimin devamlılığının sağlanması için, üreticilere önemli maddi destek sağlanıyor. Bu nedenle bizde de üreticilere olanaklar çerçevesinde her türlü yardımın yapılması eleştirilemez. Ancak devlet yardımları mutlaka belirli amaçlara dönük verilmeli. Tabiri caizse, yardımlarla; 'üreticilere balık verme yerine balığın nasıl tutulacağı' öğretilmeli.
Bu çerçevede devlet yardımlarının veriliş şekli; rant, politik kazanım, şikayet ve isteklere göre değil, ülke çapında hazırlanacak üretim planlamasına göre, belirlenen amaçlar doğrultusunda olmalı.
Bugün devlet üreticilere geleceğe dönük yol göstericilik hizmeti yapmadığı için; maddi olanaklara sahip bazı ilerici üreticiler, kendi başlarının çaresine bakmak ve çıkış yolu bulmak zorunda kalıyor. Örneğin bazı üreticiler, turunçgillerde aşılama yolu ile çeşit değişikliğine gidiyor. Bazı girişimciler ise; kendi kararları ile elma, nar, hurma gibi yeni üretim şekillerine yöneliyor. Ancak üreticilerin kendi inisiyatifleri ile hareket etmeleri risklidir.
Bilindiği gibi geçmişte iç piyasanın tüm elma gereksinimi ithalatla karşılanıyordu. Bunu gören bazı üreticilerimiz, bu boşluğu doldurmak için kendi inisiyatifleri ile elma bahçesi kurdular. Ancak, kişisel karar verdikleri için, üretim alanı ile çeşit seçiminde başarılı olamadılar. Böylece, iç piyasaya ayni çeşitten ayni zamanda ürün sürülmesi nedeniyle, pazarlamada sıkıntılarla karşılaşıldı ve büyük harcamalarla tesis edilen elma bahçeleri halen sökülüyor.
Ülke genelinde bir üretim planlaması yapılması durumunda, üreticilere; gerek meyve tür ve çeşit seçiminde gerekse üretim alanı konusunda yol gösterilecektir. Böylece üretilen ürünün değerlendirilmesinde zorluk çekilmeyecek ve kaynaklar da boşuna harcanmayacaktır.
|