Ülkemizde kanser vakalarındaki büyük artış, yaşadığımız çevredeki koşulların pek normal olmadığını gösteriyor. Bu nedenle, artık bu illete sebep olan nedenlerin belirlenmesi ve bunlara karşı önlem alınması zamanı gelmiştir. Kuşkusuz, kanser hastalığındaki artışın nedenlerinin tam olarak belirlenebilmesi için, etraflı bir araştırma yapılmalı. Ancak, araştırma yapılana kadar da, hiç olmazsa yaşanan dönemde kanserojen etkileri açıkça bilinen tehditlerin ortadan kaldırılması gerekir. Örneğin: Çöplüklerdeki plastik maddelerin yanması ve mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılması ile, teneffüs ettiğimiz havaya ve besin zincirimize bulaşan ‘Dioksinlerin’in kanserojen olduğu ve sağlığımızı tehdit ettiği biliniyor. Yine, gelişigüzel yol kenarlarına, tarlalara, piknik alanlarına ve doğaya atılan naylon atıkların; ışık ve güneşin etkisi ile parçalanmasından açığa çıkan ve gıda zinciri ile içme sularımıza karışan izomerlerin de, kanserojen olduğu bellidir. Tarımda verimliliğin artırılması amacıyle kullanılan azotlu ticaret gübreleri, bitkilere aşırı miktarda verildiği zaman; yaprak ve meyvelerinin normalden çok daha büyük olmasına sebep oluyor. Böyle dokularında aşırı miktarda azot içeren sebze ve meyvelerin yenilmesinin riskli olduğu da biliniyor. Bitkilerin zararlılardan korunması için kullanılan pestisitler de, potansiyel kanserojen kimyasallardır. Bu nedenle pestisit pazarlayıcıları ile ilaçlama yapan üreticilerin, i-laçların ambalajlarında belirtilen koruyucu önlemlere titizlikle uymamaları durumunda, bu illetin pençesine düşmeleri olasılığı vardır. Ayrıca üreticilerin meyve ve sebzeleri ilaçladıktan sonra, pestisitlerin zararlı etkisinin yok olması için önerilen zamanın geçmesini beklemeden, ürünleri pazara sürmeleri ve böyle ürünlerin yenilmesi de, kanser oluşumu bakımından ciddi bir tehlikedir.Yaşadığımız ortamlardaki; sigara dumanı ve elektromanyetik etkenler de, potansiyel risklerler arasında kabul ediliyor. Ülkemizdeki arazilerin büyük bir kısmının bitkisiz ve yılın büyük bir kısmında toprakların kuru ve kolayca rüzgarla taşınabilir durumda olması, havada toz kirliliğine sebep oluyor.Havadaki aşırı toz parçacıkları ve araçlardan çıkan gaz kirliliği de, potansiyel kanser riskleri arasındadır. Bir diğer önemli tehdit de, doğal yaşamdan uzaklaşılmasıdır. Tüm canlılar gibi insanlar da doğal yaşama göre programlanıp yaratıldığına göre, doğadan ne kadar uzaklaşılırsa sağlık sorunlarının da artacağı açıktır. Bu nedenle mümkün olduğunca; doğal yaşamdan ve doğadan uzaklaşılmamalı, işlenmiş katkı maddeli gıdalar yerine, doğal yiyecekler tercih etmeli .
|