Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
30 milyon TL alacak var [1]
'Karar seçimlik' [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
İngiltere donuyor [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [3]



TÜM ZAMANLARIN EN İYİ AŞK FİLMİ...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Kasım 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Öyle şarkılar var ki, defalarca dinleseniz bıkmazsınız... Her dinlediğinizde duygulanır ve keyif alırsınız... İşte KIBRIS TV'nin yarın akşam saat 20.45'teki klasik filmler kuşağında sunacağımız efsanevi KAZABLANKA filmi de, tıpkı o şarkılara benzer... Defalarca izlense de bıkkınlık vermeyecek bir sinema başyapıtı... Yönetmenliğini Michael Curtiz'in üstlendiği Kazablanka, Hollywood klasikleri arasında çok özel bir yere sahip. Film, 950 bin dolarlık bir bütçeyle 1942'de çekildi... Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularının başrol oynadığı KAZABLANKA, gösterime girdiği 1943 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında Oscar aldı... Amerikan Film Enstitüsü tarafından, 2002'de tüm zamanların en iyi aşk filmi seçildi...

Warner Bros, Murray Burnett'in "Everybody Comed to Rick's" adlı yayımlanmamış oyununu, o günlerin koşullarında 20 bin dolar gibi çok yüksek bir rakamla satın aldı... Filmin belki de en ilginç özelliği, senaryosunun sürekli yeniden yazılmış olması... Değişik senaryo versiyonlarından birinde, Victor hava alanında vurulmakta ve oradan kaçmayı başaran Rick ile Ilsa evlenmektedir... Ilsa karakterini canlandıran Ingrid Bergman, filmin sonunda hangi erkeğe varacağını ancak çekimler başladıktan bir süre sonra öğrenebilmiş.

Savaş sürerken çekilen filmin konusu, İkinci Dünya Savaşı'nın ilk zamanlarında geçmektedir. Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman konsantrasyon kampından kaçarak Kazablanka'ya gelir. Amacı Lizbon'a, oradan da ABD'ye iltica etmektir... Fakat tüm umutları, Kazablanka'nın hareketli gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir. Rick'in, Victor'un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa, Rick'in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

Bu filmi, Hollywood'un sıradan stüdyo yapımlarından ayıran, yalnızca etkileyici bir aşk öyküsüne sahip olması değildir hiç kuşkusuz.

İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferi içerisinde geçen öykü, bir yandan mutlu aşk hikayelerinin, bu çılgın ve acımasız dünya içerisinde inandırıcılığını yitirdiğini vurgularken, öte yandan da baş kahraman Rick'in maruz kaldığı metamorfoz aracılığıyla, Amerika'nın İkinci Dünya Savaşı öncesi sergilediği izolasyonist ulusal politikanın savaşla birlikte değişmesine gönderme yapıyor.  Amerika o günlerde henüz savaşa girmemiştir ve Rick'in sevgilisi Ilsa'yı terk etme pahasına eşi Victor'u kurtarması, bir anlamda Amerika'nın son anda savaşa müdahale etmesini çağrıştırır...

Tabii filmi unutulmaz kılan faktörlerden biri de, öykünün geçtiği yıllarda, özellikle Avrupa'da çok etkili olan Amerikan caz müziğinin unutulmaz isimlerinden siyahi sanatçı Dooley Wilson'ın "Sam" karakteriyle seslendirdiği, "As Time Goes By" şarkısı...

 

 

Öykü, gizli ajanların, vatan hainlerinin, Nazi askerlerinin ve de Fransız direniş örgütü üyelerinin kol gezdiği Fas'ın tarafsız Kazablanka şehrinde geçmekte... O sıralarda, Paris'in Alman orduları tarafından işgal edildiğini, Fransızların Charles de Gaulle'ün liderliğinde direniş gösterdiğini ve Amerika'nın Birinci Dünya Savaşı sonrası izlediği dışa kapalı politikasını göz önüne alırsak, yaşanan umutsuz aşkın sıradan bir dram olmadığını daha iyi anlarız.

Oldukça karmaşık ve belirsiz bir atmosfer içerisinde, sonlarının ne olacağını kestiremeyen karakterlerin hiçbiri, yalan söylemelerine ve hatta adam öldürmelerine rağmen, iyi ve kötü gibi kesin tanımlar içerisine sokulmuyor. Koşulların getirdiği şekilde davranmak durumunda kalan, önceleri idealist bir direnişçiyken, sevgilisi Ilsa'nın kendisini terk etmesi üzerine, çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalan Rick, sevgilisini hiç beklenmedik biçimde karşısında görünce yeniden eski erdemlerine kavuşur...

Çağrışımlar, bu filmde  oldukça bilinçli bir şekilde kurgulanıyor...Avrupa ile Amerika'nın işbirliğinin  gerekli olduğunu vurgulamak amacıyla  hava alanındaki o son sahneye uyarlanan, Rick'in "Louis, bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir" sözü, filme sonradan eklendi..

Filmin yönetmeni Michael Curtiz, Macaristan doğumlu bir Yahudi... Oldukça serüvenli bir hayat yaşadı... Yeni Komünist hükümetin film sanayisini devletleştirdiği 1919 yılına kadar, Macaristan sinemasında başarılı yapımlara imza atar.

Ardından İsveç, Fransa, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde çalışır... 1926'da Warner Bros tarafından Hollywood'a transfer edilir...

 Curtiz'in 1935 ve 1954 yılları kapsamında Hollywood'da imza attığı önemli yapımlar arasında, "Captain Blood",  "The Adventures of Robin Hood", "Angels With Dirty Faces", "Night and Day", "Life With Father", "White Christmas" ve John Wayne'i unutulmazlar arasına koyan "The Comancheros" yer alıyor.

Sinema kariyeri boyunca 75 filme imza atan Humphrey Bogart, ününü katı yürekli ve kötü adam rollerine borçlu... Buna karşın esas çıkışını KAZABLANKA ile yaptı... Daha önce 1941 yapımı "High Sierra"  ve "Malta Şahini" adlı filmlerle Hollywood'da iyi bir yer edinen Bogart, Rick karakterini canlandırmak için Ronald Reagan ve George Raft gibi isimlerle son ana kadar yarıştı.

Stockholm doğumlu Ingrid Bergman ise, her ne kadar 1939 yapımı "Intermezzo: A Love Story" filmiyle Amerikalıların gönlünde taht kursa da, Hollywood'a mesafeyle yaklaşmayı tercih etti. İsveç ile Amerika arasında mekik dokuyan ünlü oyuncu, şöhretin kapısını KAZABLANKA ile yakaladı... Filmin unutulmaz ikilisi Bogart ve Bergman, yaşamlarını kanserden yitirdi...

   459 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WESTERN BAŞYAPITI "JOHNNY GUITAR"
08 Ocak 2009, Perşembe   GAZZE CAYIR CAYIR...
07 Ocak 2009, Çarşamba   CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...
06 Ocak 2009, Salı   KÜLLERDEN YENİDEN DOĞMAK...
05 Ocak 2009, Pazartesi   İKİ MEKTUP: SU ARITIM PROJESİ VE GENÇLİK SORUNLARI...
04 Ocak 2009, Pazar   ŞEKEROĞLU'NUN ŞEKER GİBİ YAPITLARI...
03 Ocak 2009, Cumartesi   LAFORİZMALAR
02 Ocak 2009, Cuma   ...VE TANRI KADINI YARATTI...
01 Ocak 2009, Perşembe   NEREYE GİTTİ GÜZELLİKLERİMİZ?..
31 Aralık 2008, Çarşamba   O RENKLİ İNSAN MANZARALARIMIZ...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

EMEK PAKETİ ile PİYASAYA BAYDA ATILDI

Mustafa BESİM

KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital