|
Öyle şarkılar var ki, defalarca dinleseniz bıkmazsınız... Her dinlediğinizde duygulanır ve keyif alırsınız... İşte KIBRIS TV'nin yarın akşam saat 20.45'teki klasik filmler kuşağında sunacağımız efsanevi KAZABLANKA filmi de, tıpkı o şarkılara benzer... Defalarca izlense de bıkkınlık vermeyecek bir sinema başyapıtı... Yönetmenliğini Michael Curtiz'in üstlendiği Kazablanka, Hollywood klasikleri arasında çok özel bir yere sahip. Film, 950 bin dolarlık bir bütçeyle 1942'de çekildi... Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularının başrol oynadığı KAZABLANKA, gösterime girdiği 1943 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında Oscar aldı... Amerikan Film Enstitüsü tarafından, 2002'de tüm zamanların en iyi aşk filmi seçildi...
Warner Bros, Murray Burnett'in "Everybody Comed to Rick's" adlı yayımlanmamış oyununu, o günlerin koşullarında 20 bin dolar gibi çok yüksek bir rakamla satın aldı... Filmin belki de en ilginç özelliği, senaryosunun sürekli yeniden yazılmış olması... Değişik senaryo versiyonlarından birinde, Victor hava alanında vurulmakta ve oradan kaçmayı başaran Rick ile Ilsa evlenmektedir... Ilsa karakterini canlandıran Ingrid Bergman, filmin sonunda hangi erkeğe varacağını ancak çekimler başladıktan bir süre sonra öğrenebilmiş.
Savaş sürerken çekilen filmin konusu, İkinci Dünya Savaşı'nın ilk zamanlarında geçmektedir. Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman konsantrasyon kampından kaçarak Kazablanka'ya gelir. Amacı Lizbon'a, oradan da ABD'ye iltica etmektir... Fakat tüm umutları, Kazablanka'nın hareketli gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir. Rick'in, Victor'un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa, Rick'in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.
Bu filmi, Hollywood'un sıradan stüdyo yapımlarından ayıran, yalnızca etkileyici bir aşk öyküsüne sahip olması değildir hiç kuşkusuz.
İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferi içerisinde geçen öykü, bir yandan mutlu aşk hikayelerinin, bu çılgın ve acımasız dünya içerisinde inandırıcılığını yitirdiğini vurgularken, öte yandan da baş kahraman Rick'in maruz kaldığı metamorfoz aracılığıyla, Amerika'nın İkinci Dünya Savaşı öncesi sergilediği izolasyonist ulusal politikanın savaşla birlikte değişmesine gönderme yapıyor. Amerika o günlerde henüz savaşa girmemiştir ve Rick'in sevgilisi Ilsa'yı terk etme pahasına eşi Victor'u kurtarması, bir anlamda Amerika'nın son anda savaşa müdahale etmesini çağrıştırır...
Tabii filmi unutulmaz kılan faktörlerden biri de, öykünün geçtiği yıllarda, özellikle Avrupa'da çok etkili olan Amerikan caz müziğinin unutulmaz isimlerinden siyahi sanatçı Dooley Wilson'ın "Sam" karakteriyle seslendirdiği, "As Time Goes By" şarkısı...
Öykü, gizli ajanların, vatan hainlerinin, Nazi askerlerinin ve de Fransız direniş örgütü üyelerinin kol gezdiği Fas'ın tarafsız Kazablanka şehrinde geçmekte... O sıralarda, Paris'in Alman orduları tarafından işgal edildiğini, Fransızların Charles de Gaulle'ün liderliğinde direniş gösterdiğini ve Amerika'nın Birinci Dünya Savaşı sonrası izlediği dışa kapalı politikasını göz önüne alırsak, yaşanan umutsuz aşkın sıradan bir dram olmadığını daha iyi anlarız.
Oldukça karmaşık ve belirsiz bir atmosfer içerisinde, sonlarının ne olacağını kestiremeyen karakterlerin hiçbiri, yalan söylemelerine ve hatta adam öldürmelerine rağmen, iyi ve kötü gibi kesin tanımlar içerisine sokulmuyor. Koşulların getirdiği şekilde davranmak durumunda kalan, önceleri idealist bir direnişçiyken, sevgilisi Ilsa'nın kendisini terk etmesi üzerine, çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalan Rick, sevgilisini hiç beklenmedik biçimde karşısında görünce yeniden eski erdemlerine kavuşur...
Çağrışımlar, bu filmde oldukça bilinçli bir şekilde kurgulanıyor...Avrupa ile Amerika'nın işbirliğinin gerekli olduğunu vurgulamak amacıyla hava alanındaki o son sahneye uyarlanan, Rick'in "Louis, bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir" sözü, filme sonradan eklendi..
Filmin yönetmeni Michael Curtiz, Macaristan doğumlu bir Yahudi... Oldukça serüvenli bir hayat yaşadı... Yeni Komünist hükümetin film sanayisini devletleştirdiği 1919 yılına kadar, Macaristan sinemasında başarılı yapımlara imza atar.
Ardından İsveç, Fransa, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde çalışır... 1926'da Warner Bros tarafından Hollywood'a transfer edilir...
Curtiz'in 1935 ve 1954 yılları kapsamında Hollywood'da imza attığı önemli yapımlar arasında, "Captain Blood", "The Adventures of Robin Hood", "Angels With Dirty Faces", "Night and Day", "Life With Father", "White Christmas" ve John Wayne'i unutulmazlar arasına koyan "The Comancheros" yer alıyor.
Sinema kariyeri boyunca 75 filme imza atan Humphrey Bogart, ününü katı yürekli ve kötü adam rollerine borçlu... Buna karşın esas çıkışını KAZABLANKA ile yaptı... Daha önce 1941 yapımı "High Sierra" ve "Malta Şahini" adlı filmlerle Hollywood'da iyi bir yer edinen Bogart, Rick karakterini canlandırmak için Ronald Reagan ve George Raft gibi isimlerle son ana kadar yarıştı.
Stockholm doğumlu Ingrid Bergman ise, her ne kadar 1939 yapımı "Intermezzo: A Love Story" filmiyle Amerikalıların gönlünde taht kursa da, Hollywood'a mesafeyle yaklaşmayı tercih etti. İsveç ile Amerika arasında mekik dokuyan ünlü oyuncu, şöhretin kapısını KAZABLANKA ile yakaladı... Filmin unutulmaz ikilisi Bogart ve Bergman, yaşamlarını kanserden yitirdi...
|