Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
30 milyon TL alacak var [1]
'Karar seçimlik' [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [1]
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]



SUZAN'I KOCASININ ÜZERİNE GÖMDÜK

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Kasım 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

(Dostum Ahmet Sanver, ilgiyle okunan nostaljik yazılarından birini daha gönderdi. Okurlarımla buluşturuyorum. Yazıda sözü edilen Suzan Hanım, Lefkoşa'nın tanınmış  ailesi Plümer'lere mensup. Merhum Fazıl Plümer'in kız kardeşi. Fransız okulunda okurken ve genç kızlığında oturduğu ev  Önder Alışveriş Merkezi'nin yan tarafında, şimdi "Esnaf ve Zanaatkarlar Derneği"nin lokal olarak kullandığı binadır... Ahmet Sanver'e teşekkürlerimle. A.T.)

 

Suzan komşumuzdu. İkimizin de babası yorgancı idi. Demek ki 80 yıl kadar önce iki meslektaş yan yana iki arsa almışlardı. Anlaşarak mı almışlardı yoksa rastlantı mı bilmem.

           Suzan orta okulu Fransız okulunda okudu. Annem onun için her zaman ''Suzan çok güzel kızdı'' derdi. Okul bitince İstanbul'a, kardeşlerinin yanına gitti.

           İstanbul'da bir Fransız şirketinde çalışmaya başladı. Türkiye'nin NATO'ya yeni girdiği yıllardı ve bu şirket sıcak savaş durumunda kullanılacak Amerikan petrol boru hatlarının yapım ihalesini almıştı.

           Fransız şirketinin bir de küçük uçağı vardı. Bu uçak İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve İncirlik Hava Üssü arasında mekik dokuyor ve mühendisleri bir yerden diğer yere taşıyordu. Böylece işler daha çabuk ve verimli oluyordu.

           Bu uçağın Ronald isimli Amerikan uyruklu pilotu; genç, uzun boylu, esmer güzeli Türk Kızı Suzan'a vurulur. Bu aşk Ronald'a Amerika'daki eşini ve iki çocuğunu unutturur. Kısa zamanda evlenirler. Genç çift, Fransız şirketinin Türkiye'den sonra, Afrika ve Ortadoğu'daki işlerinde yıllarca çalışır ve 1985 yılında emekli olup yerleşmek için KKTC'ye gelir.

          Yeni evleri, Girne Ozanköy'de büyük bir bahçe içindeki otantik eski bir İngiliz evi oldu. Ben de Suzan'nın Lefkoşa'daki eski bir komşusu olduğum için zaman zaman evlerine gider onlarla konuşurdum.

          Suzan'ın evinin misafir odasında güzel ve değişik biblolar, tablolar, küllükler ile çeşitli ev eşyaları vardı. Merak edip sorduğumda bana, ''Bu odada gördüğün her şeyi ben yaptım'' dedi. Türkiye'de yaşarken "Amerikalıların Eşleri" derneğinde çeşitli el işi kurslarına katılmış ve bunları yapmayı orada öğrenmiş. Bir insanın evinde kullandığı eşyaları kendisinin üretmesi ne güzel bir olay!..

          Ronald, Ozanköy'deki bahçelerinde bir küçük uçak inşa etmeye çalışıyordu. Eski pilot bana ''Bu uçağı bir gün uçuracağım'' derdi. Roland'ın atölyesinde bir de telsizi vardı. Bu telsiz cihazı, profesyonel denebilecek ölçüde gösterişli bir alet idi. Ben telsizi ilk gördüğüm gün, "Bu adam acaba bir CIA ajanı mıdır?'' diye düşünmüştüm.

          Ronald, Kıbrıs'ta yaşadığı 20 yıl boyunca Türkleri çok sevdi. Kendisi çok munis, iyi kalpli bir kişi idi. Arkadaşı çok olmadı ama kimse ile bir sürtüşmesi de olmadı. Hep olumlu düşünen, sevgi dolu bir adamdı. Rakı içmeyi de çok severdi.

          Milenyum, Ronald' a pek yaramadı. 2000 yılının başlarında sık sık hasta olmaya başladı. Kalbinden rahatsızdı. Kıbrıs'ta, Türkiye'de ve hatta Amerika'da tedavi gördü. Senenin sıcak aylarını geçirdikleri Türkiye'nin şirin ilçesi Ayvalık'taki yazlık evlerine de artık gidemez oldular.

          2005 yılı geldiğinde Ronald artık hiç iyi değildi ve Şubat ayında öldü. Onu Girne şehir içinde, Pia Bella Hotel karşısındaki yabancılar mezarlığına gömdüler. Ronald'ın mezarını çok derin kazmışlardı. O gün, "Belki de Hıristiyanlarda adet böyle'' diye düşünmüştüm ama Suzan bana bir gün "Vasiyet ettim, öldüğümde beni de Ronald'ın mezarına gömecekler'' deyince durumu anladım.

           Sonuçta Ronald uçağını hiç uçuramadı. Uçak bahçede çürüyüp gitti. Telsizinin ne olduğunu bilmiyorum.

           Suzan bir yabancı ile evlenmişti ama Türklüğü ile hep gurur duyardı. Fanatik Rumların Kıbrıs Türklerine yaptığı kötülükleri her zaman dile getirirdi.

           Bir gün bana bir yer tarifi yaparken, '"Uuuu...Banayiammu köşesini döndüğünde, orada''dedi. 'Banayiammu' Rumca da 'Meryem Anam' demektir ama 'uuu...Banayiammu' bizdeki 'aman Allahım' anlamında ciddi bir şaşkınlık tümcesidir. Ben Suzan'ın tarif ettiği yeri anlayamadım ve "Neresi yani?" diye sordum. "Lefkoşa'dan Girne'ye gelirken, Girne'nin tümünün göründüğü köşeye Rumlar 'uuu....Banayiammu' köşesi adını koydular'', dedi. ''Niye öyle diyorlar?'' diye sorunca,  Suzan, '"Sen hatırlıyorsun Ahmet, 1974 yılında Rumlar Kuzey'i terk ettiklerinde Girne eski evlerden oluşan, yoksul, küçük bir kasaba idi. Güney'deki Türk malları talan edilir ve üzerlerine tek çivi çakılmazken Türkler  Girne'yi Rumların tanıyamayacağı kadar geliştirip güzelleştirdiler. Yeni Girne ile ilk karşılaştıklarında işte böyle  "uuu... Banayiammu" diyerek hayretlerini dile getiriyorlar" demişti...

         Suzan 2007 yılının Nisan ayında Ayvalık'taki yazlığına yalnız gitti. Orada hastalandı ve hayata veda etti. Oysa çok sağlıklı görünüyordu. Cenazesini kız kardeşi Kıbrıs'a getirdi. Cenaze namazı Girne Nurettin Ersin Paşa Camisi'nde kılındı.

         Tabutunu Hıristiyan mezarlığına getirdiğimizde kocası Ronald'ın mezarı açılmıştı. Tabutlar üst üste konuldu ve mezar kapatıldı. Mezarlıktaki tüm kabirlerin  taşları haç şeklinde idi veya düz taşlar üzerinde haç işaretleri vardı. Ama onlarınkinde haç işaretleri yoktur. 

         Sevenleri mezarın üzerine çiçekleri ve çelenkleri koydular. Suzan'ın ve Ronald'ın yabancı milletlerden oluşan 20-30 kişilik arkadaş grubunun artık görevleri bitmişti. Şakalaşmaya ve gülüşmeye başladılar. Bu halleri biraz canımı sıkmıştı, biraz da hava atmak geldi içimden. İngilizce ve yüksek sesle "Bayanlar ve baylar, biliyorsunuz Suzan, Müslüman bir hanım idi, bu nedenle ben izninizle ona bir İslam duası yapmak istiyorum'' dedim ve avuçlarımı göğsüme kadar kaldırarak alçak sesle bildiğim sureleri okumaya başladım.

         Anında herkes konuşma ve gülüşmelerini kesti. Mezarlıkta tıs çıkmıyordu. Bu durum çok hoşuma gitti. Duaları tekrarlayarak işi 10 dakika kadar sürdürdüm. Bu süre içinde kalabalıktan bir tek kelime bile duymadım. Sanki de mezarlıkta benden başka kimse yoktu. Sonunda Fatiha suresini de okudum ve yüksek sesle "Amin'' dedim. Onlar da hep bir ağızdan ''Amen'' dediler. 

         Uzun ve değişik bir hayat yaşıyan bir çiftin hayat defterleri de böyle kapandı. Şimdi Hıristiyan mezarlığında üst üste yatıyorlar. Allah gani gani rahmet eylesin. İkisi de iyi insandı.
   505 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WESTERN BAŞYAPITI "JOHNNY GUITAR"
08 Ocak 2009, Perşembe   GAZZE CAYIR CAYIR...
07 Ocak 2009, Çarşamba   CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...
06 Ocak 2009, Salı   KÜLLERDEN YENİDEN DOĞMAK...
05 Ocak 2009, Pazartesi   İKİ MEKTUP: SU ARITIM PROJESİ VE GENÇLİK SORUNLARI...
04 Ocak 2009, Pazar   ŞEKEROĞLU'NUN ŞEKER GİBİ YAPITLARI...
03 Ocak 2009, Cumartesi   LAFORİZMALAR
02 Ocak 2009, Cuma   ...VE TANRI KADINI YARATTI...
01 Ocak 2009, Perşembe   NEREYE GİTTİ GÜZELLİKLERİMİZ?..
31 Aralık 2008, Çarşamba   O RENKLİ İNSAN MANZARALARIMIZ...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

EMEK PAKETİ ile PİYASAYA BAYDA ATILDI

Mustafa BESİM

KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital