|
Vay anam vay; manzaraya bakınız!...
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, belediyenin sorumluluğu altındaki bazı park ve yeşil alanların elektriğinin kesik olmasından kesinlikle Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu'nun sorumlu olmadığını belirtti...
Daha önce de Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın aynı mealdeki açıklamasına tanık olmuştuk... O da, "Bu işin sorumlusu Belediye değil" demişti.
Öyleyse halktır bunun sorumlusu!...
Başkent Lefkoşa parklarının ve yeşil alanlarının 4 aydan uzun bir süredir elektriksiz ve dolayısıyla susuz bırakılarak kurumaya terk edilmesinin tek sorumlusu halktır!...
Neden mi?..
Kendi aralarında uzlaşabilme yeteneğinden ve isteğinden yoksun insanları seçip başına getirdiği ve onlara hem kendi kişisel kaderini ve hem de ülkesel kaderi teslim ettiği için!..
* * *
Hükümet topu belediyeye, belediye topu hükümete atıyor ama, esas topu atmakta olan, yıllar boyu büyük emek ve masrafla yetiştirilen ve ölümcül etkisini gittikçe dayatan küresel ısınma ahkamları karşısında bir daha yerlerine konulabilmeleri artık çok zor olan parklarımız ve yeşil alanlarımızdır...
Çölleşmeye terk edilen bu yeşil alanlar kimlerindir?.. Halkındır, çocuklarındır, gelecek nesillerindir, evrensel anlamda tüm insanlarındır...
Ses, hava ve beton kirliliğinde gittikçe daha bunaltıcı duruma gelen başkentimizin nefes boruları, oksijen çadırları, ciğerleri ve kaçış alanlarıdır bu parklar...
Hükümetle belediye, elektrik akımının bedelini kimin ödeyeceği konusunda anlaşamazken, ülkenin tüm karar mekanizmaları da nemelazımcılığa yatarak bu kentsel çölleşme karşısında kıllarını bile kıpırdatmıyorlar...
O karar mekanizmaları arasında kimlerin bulunduğunu daha önce vurgulamıştım. Bir kez daha vurgulamamın ne sakıncası olabilir?
Devletin tüm varlıklarını ve değerlerini, devlet ve cumhur adına korumakla yükümlü olan Sayın Cumhurbaşkanı...
Meclis Çevre Komitesi'nin değişmez başkanı Sayın Cumhuriyet Meclisi Başkanı...
Asli yükümlülüğü çevresel değerlerimiz üzerine titremek olan Sayın Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı...
Elektrik akımı konusunda birbirlerine giren Sayın Belediye Başkanı ile Sayın Maliye Bakanı'nı saymıyorum... Zaten onlar yazımın başında da belirttiğim gibi "Biz sorumlu değiliz" diyerek sorumluluklarından arındılar büyük bir kolaycılıkla!..
Şimdi saydığım bu sayın devlet adamlarımız da çıksınlar ve "Biz de sorumlu değiliz" desinler...
Ki halkımız anlamış olsun bu devletin ve ülkenin ne denli sahipsiz kaldığını!..
Parklar ve yeşil alanlar göz göre göre elden gidiyor ama, devletin yüce katlarında bir uzlaşmayı, çareyi ve çözümü tetikleyebilecek enerji ve sinerji yok...
Çok yazık!..
Bir şey daha var: Çevre'den sorumlu sayın bakan yazılarımıza destek verip Kumsal Parkı ağacını kesenler hakkında soruşturma başlatıldığını belirten açıklamasında "Ağaç kesmek cinayettir" dedi. Peki de soruyorum; başkent parklarını elektriksizliğe mahkum edip baştan başa kurutmak cinayet; hatta katliam değil mi?...
* * *
Cemal Bulutoğluları'nı elektriksizlikten çölleşmekte olan parklar ve yeşil alanlar konusunda tam bir karmaşa ve paradoks içinde gördüm...
Kutlay Erk dönemine dek bu parkların elektriğini hükümetin karşıladığını, şimdi ise şahsına karşı bir siyasi komploya girişildiğini savunuyor... "20 tane parkın elektrik gideri ne eder bilir misiniz siz?" diye sormakta... Sorumluluğu başından atmak istercesine de, Kumsal Parkı'nı Koruma ve Yaşatma Derneği'ne parkı devretmeyi öneriyor... Diğer parklar için de aynı tasarıyı öne sürüyor... Ne ki, "Hükümetin ve belediyenin başa çıkmakta zorlandığı parkların sorumluluğunu kent insanları nasıl alabilir üstüne?" tepkisiyle yüzleşiyor... Parkları aydınlatabilmek ve sulayabilmek için jeneratör sistemi kurmayı düşündüğünü belirtiyor bu kez... "Ama Lefkoşalıların faturasına günde 1 liralık jeneratör katkısı koyabilirim" diyor... Peki de artırılmış aydınlatma vergisini vermiyor mu bu halk?... Parkları tankerlerle sulama girişiminin fiyasko olduğunu gözlerimizle görüyoruz bu arada... Taşıma suyla değirmen mi döner?.. Elektrik olsa her parkın kendi sulama sistemi derhal devreye girer oysa... Geçen pazartesi günü basın toplantısı yapıldığında, gazetecilere gösteri olsun diye tankerin biri gitti, öteki geldi mesela Kumsal Parkı'na... Ama o günden sonra tankerler sırra kadem bastı... Gazetecilere gösteri yapılarak dikilen yüzlerce çiçek de kurumaya terk edildi...
Sözün özü, devletsel kurumlarımızın kafa kafaya verip uzlaşamamaları ve çare üretememeleri yüzünden başkentin zifiri karanlıklar içindeki yeşil alanları mahvolup gidiyor.
Ve sorumlu olan halktır bu hazin tablo karşısında...
O devletsel kurumların başına, kendi özgür iradesiyle getirdiği nemelazımcılardan dolayı!..
|