|
Bizim Cumhuriyet Meclisi'ndeki en büyük parti "hekimler partisi..." Hekim ağırlıklı bir parlamentomuz var...
Ama biliyor musunuz; meclis aritmetiğinin esas ironik yanı bu değil...
Asıl ironik yan, hekim ağırlıklı bu meclisin sağlık sorunlarımızın aşılmasına beklenen ağırlığı bir türlü koyamamış olması...
Hekim ağırlıklı böylesine bir meclis dünyanın bir başka ülkesinde olsaydı, o ülkede hiçbir sağlık sorunu kalmazdı...
Bu hekim meclisinin sağlık sorunlarına duyarsızlığının yığınla örneği ve göstergesi var... Başta çağdaş sağlık yasasını hala geçirememiş olması...
Hekim ağırlıklı bu meclis,1996 yılında kapalı alanlarda sigara içilmesini yasaklayan yasayı ise geçirmiş olmasına karşın, bu yasanın yürürlüğe konulmasında etkinliğini değil edilgenliğini gösterdi...
Tam 12 yıldır süregelen bir edilgenlik bu...
Dahası, hekim ağırlıklı bu meclisin içinde bile yasayı ve etiği gırgıra alırcasına fosur fosur sigara da içilmektedir... Kapalı alanlarda sigara içilmesini güya yasaklayan meclisin her köşesini duman altı ederek yasayı çiğneyenler arasında bizzat hekimlerin de bulunması, olayın trajikomik yanı...
* * *
31 Mayıs, "Dünya Sigarasız Günü"dür...
Bir medeniyet projesi olan "kapalı alanlarda sigara içme yasağı", bu anlamlı günde 12'nci kez bize utancımızı anımsatacak... 12 yıl önce onaylanmış olan ve sigaranın kapalı alanlarda içilmesini yasaklayan yasa, hayata geçirilmedi...O nedenle, yasaları iş ola yapıp sonra da bunları tozlu raflara kaldırma alışkanlığımız, sigara karşıtlığının tüm dünyada doruğa çıktığı bu günde, bize kendi toplumsal utancımızı yaşatacak bir kez daha...
Geliniz diyorum bu kez 31 Mayıs'a 31 çektirmeyelim...
31 Mayıs'ı artık mastürbasyon günlerinden biri olmaktan çıkartalım... Zararlı ve uygarlık dışı sigara alışkanlıklarımıza karşı reformcu bir hareketi toplum çapında başlatalım.
Nasıl mı?...
Tozlu raftaki yasayı aşağıya indirip etkin biçimde uygulamaya koyarak...Ve de sigara içenleri kapalı alanların dışına kararlı biçimde çıkartarak...
Her şeye karşın ölümcül sigara bağımlılığından kopamayanlar, varsınlar sadece kendilerine zarar versinler... Başkalarının sağlığıyla oynamaya ne hakları var?..
* * *
Bir insanın kendi sağlığına kendi eliyle verebileceği en büyük zarar inatla sigara içmesidir. Sigara sadece akciğer kanserine ve diğer kanser türlerine yakalanma riskini artırmakla kalmıyor. Genel olarak insan sağlığını da etkiliyor...
Ulaşılması çok kolay ve Avrupa ülkelerine oranla fiyatı da çok ucuz olan sigarayı kullananların ülkemizde yaşı gittikçe düşmektedir. Gençlerde bir fantezi olarak başlayan sigara kullanımı, yaş ilerledikçe vazgeçilmez bir tiryakilik belasına dönüşüyor. O nedenle sigaranın ölümcül zararları konusundaki eğitim ısrarlı, etkili ve kararlı biçimde gençler arasında başlatılmalı...
Batılı ülkelerde sigara içenler çeşitli uygulamalarla kamusal alanlardan uzaklaştırıldıkları ve sigara içenlere kötü gözle bakıldığı için bu dışlanmayı göze alamayanlar o psikolojik baskı altında sigaradan uzaklaşmaktadırlar...
Bizde böylesine toplumsal bir baskı oluşturulamadığından sigara hala yaygın biçimde kullanılmakla kalmıyor, kapalı alanları da duman altı ediyor... Oysa duman altında kalanların direkt sigara içenlerden daha fazla zarar gördüklerinin bilimsel verileri de var...
Dr. Bülent Dizdarlı bir başka paradoksumuza parmak basarak Sağlık Bakanlığı'nın tüm hastanelerinin sigara tüketiminde KKTC'de ilk beşe girecek durumda olduğunu yazdı... Gözümüz hastane görsün!..
Başkalarının sağlığıyla oynama hakkını kimse kendinde görmemeli... Böyle bir hakkı olduğunu sananlara karşı da toplumsal bir iradeyle karşı konulmalı...
O toplumsal iradeyi motive etmesi gerekenler, kapalı alanlarda sigara içilmesini yasaklayan yasa çıkardıkları halde bunu yaşama geçirmeyen demokratik karar mekanizmalarımızdır...
Türkiye'de kapalı alanlarda sigara içebilmek 19 Mayıs'tan itibaren tarihe karıştı. Yasa kararlılıkla uygulanmakta ve yasağı delmeye cüret edenlere anında müdahale edilerek ceza kesilmektedir...
AB normlarına uygun bir medeniyet projesi olarak Türkiye'de yaşama geçirilen bu uygulamanın bizim ülkede var olan yasaya karşın inatla geciktirilmekte olması, en büyük ayıplarımızdan biri...
Kurtulalım artık bu ayıptan!...
(Bugünkü yazımı, her biri bir makaleye bedel karikatürleriyle donatan sevgili Dr. Arif Albayrak'a teşekkürler.)
* * *
BUGÜN BAŞKENT LEFKOŞA'NIN CİĞERLERİNİN ELEKTRİKSİZLİK VE SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLİŞİNİN 137'NCİ GÜNÜ... ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ OLAN PARKLARA KARŞI UYGULANAN BU SİYASİ KOMPLOYU VE BUNA DUYARSIZLIK GÖSTEREN HERKESİ BURADAN PROTESTO EDERİM...
|