Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



AYRILAN YOLLAR... GEREKÇELER... MEDENİ CESARET...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Temmuz 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

CTP'nin ilkelerini, eserlerini ve yoldaşlarını yemeye başlaması olayın asıl trajik yanı...

   Ne uğruna bu ham-hum?..

   Su koyuvermeye başlayan iktidar koltuğu uğruna!...

   Bugün KKTC'de hayatı durduran genel grev eylemine imza atan sendikaların kimliğine bakınız lütfen...

   Hepsi de CTP'yi iktidara taşıyan demokratik mücadelenin ön safındaydılar...

   Şimdi ise İSTİFA, bu sendikalar topluluğunun  CTP iktidarına tanıdığı iki seçenekten biri...

   "Ya yasanız gidecek, ya da siz" sloganıyla hepsi de atakta!..

   Eşel-mobil sistemini yeniden düzenleyecek yasa tasarısının Meclis'ten geri çekilmesi için sokağa  dökülüp devlet kurumlarına kilit vuran 33 sendikanın tabanı, ülkede hükümet götürüp  hükümet getirecek denli güçlü...

   Aileler bazında, sayısı  on binlere varan bir irade...

   Asla göz ardı edilemeyecek sarsıcı bir oy denizi...

   Oysa bir zamanlar tüm bu sendikal tabanı kontrol ve yönlendirme gücüne sahipti  CTP... Ama ne günlerdi o günler?..

   Bu tabanla yola çıkarak demokrasi kulvarında az işler mi  başarmıştı CTP?..

   Ama o zamanlar CTP iktidar değil, muhalefet idi...

   Şimdi ise açmazlarla örülü iktidarın ateşten gömleği içinde yanıp kavrulmakta... Çaresizlik içinde kıvranmakta...

   Muhalefet fırtınalarının dayanılmaz önderi CTP Genel Başkanı şimdi Başbakan... Ve bir zamanlar kendisi iktidarlara hiçbir mazeret tanımazken "Vermeyince mabut, ne yapsın Sultan Mahmut" mazeretlerine sığınmakta şimdi...

   Ya da "Ben anamdan Başbakan doğmadım... Gerekirse şapkamı alır giderim" türünden restler çekmekte...

   "En yüce değer emektir" ilkesini siyaset sahnesine çakan "Emekçi halkın  CTP'si"nin karşısında şimdi on binlerce emekçi!...

   Kendisine bu zor dönemeçte destek atışı yapabilenler ise bir avuç sermayedar!..

   Vay be!...  Muhalefetin dayanılmaz fırtınası, emekçi halkın  CTP'sini bu durumlarda da mı görecektik?..

   Kendi ilkelerini yemek bu!...

                             *    *    *

   1982'de yasallaştırılıp kurumsallaştırılmıştı eşel-mobil sistemi...

   Enflasyon, devalüasyonlar ve kontrol edilemez hayat pahalılığı ortalığı kasıp kavuruyordu...Sabit gelirli bordrolular müthiş  geçim sıkıntısındaydı...

   Ve dinamik CTP, muhalefette fırtına misali esmekteydi!..

   Bugün kararlılıkla karşısına dikilmiş bulunan sendikaları da arkasına alarak eylem üstüne eylem, demeç üstüne demeç, söylem üstüne söylem patlatarak UBP iktidarını bu duruma çare bulmaya zorluyordu CTP...

   Doğurgan kafalı bir Maliye Bakanı vardı eylemlerle sallanan kabinede: Salih Coşar!...  Bu zorlamalar içinde çare üretmekte gecikmedi... Eşel-mobil'i  getirdi gündeme..

   Ve en önemlisi, bu sisteme Ankara'yı razı etti...

   İroniye bakınız ki, bu eşel-mobil'in  kurumsallaştırılmasında zorlamaları ve baskılarıyla pay sahibi olan CTP, şimdi kendi demokratik eseri de sayılabilecek bu sistemi berhava etme eğilimlerinde...

   Kendi eserlerini yemek bu!..

                             *    *    *

   "Beraber yürüdük biz bu yolları" şarkılarını daha düne kadar birlikte söylediler...Ve CTP-sendikalar topluluğu nice demokratik operasyonun üstesinden geldi bu ülkede...

   Beraber yürünen yolların coşkulu  görüntüleri şimdi geniş ekran  film şeridi gibi gözler önünden geçmekte...

   Nasıl bir ortamda?...

   Yolların artık hiç kesişmeyecekmiş gibi kesin bir hava bastığı ortamda!..

   CTP'li Maliye Bakanı yıl başında bordrolulara refah payı olarak sıfır artış vereceğini resmen tebliğ ederken, onları "Aha size zaten her iki ayda bir alım gücünüzü koruyabilme adına hayat pahalılığı veriyorum" diye avutmuş ve yumuşatmıştı...

   Oysa aradan 6 ay geçmeden o hayat pahalılığını da eşelemek durumunda olduğunu tebliğ buyurarak güven sarsıyor şimdi...

   Güven sarsılınca da ne oluyor?..

   "Sırada budanacak diğer kazanılmış haklarımız da var" kaygısıyla bir tsunami dalgası gibi şaha kalkıyor  bordrolular...

   Çünkü onlara artık güvensizlik ve de "CTP yoldaşlarını da yemeye başladı" düşüncesi hakim haklı olarak...

   Güven bunalımı kötü bir şey!...

                             *    *    *

   Şimdi gelelim olayın asıl bam teline basmaya:

   Siz Salih Coşar'ın eşel-mobil'in ve de diğer reformların olurunu Ankara'dan kıldan yağ çeker misali kolayca  aldığını mı sanıyorsunuz o günlerde?..

   Hasbelkader bir üst düzey bürokrat olarak bendeniz de o günlerde Ankara'ya giden heyetlerde bulunmaktayım... Başbakanlık basın ve halkla ilişkiler görevlisi olarak...

   Ankara haklı olarak bize verdiği paraların kontrolüne duyarlılık göstermekte... Bazı isteklerimizi ise benimsemekte zorlanmakta... Israrla geri çevirmekte onları... Bu yüzden görüşmeler kritik bir aşamaya gelip tıkanmakta...

   İşte o zaman görüşmelerin kırılma noktasını belirleyecek atak, kendine özgü jestleri ve üslubuyla Salih Coşar'dan gelirdi... "Tamam" derdi Coşar."Bizden beklentilerinizde haklısınız. Biz üzerimize düşeni yapacağız. Ama şu net gerekçelerden dolayı sizin de bizim bazı temel isteklerimize olumlu bakmanız gerektiği ortadadır..."

   Ve o net gerekçeleri inandırıcı tavrıyla örnekler ve rakamlar sunarak seslendirince Ankara yumuşar, protokol görüşmeleri de tatlıya bağlanırdı...

   Bugün ben  Ankara'yı ikna etmeye yeten o  gerekçelerin bir kısmını, farklı bir üslupla da olsa,  eylemdeki sendikaların söylemlerinde de görmekteyim...

   Tabii ki Salih Coşar hırçın, ideolojik ve katı yaklaşımlarla seslendirmezdi o gerekçeleri... Usulet ve suhuletle seslendirirdi...

   "İkna edebileceğimiz gerekçelerimiz varsa, medeni cesaretimizi neden göstermeyelim" demişti bana bir seferinde...

   Şimdi bugün burada bunları ben, belki birilerine ilham olur düşüncesiyle yazmaktayım...

   Biz ev ödevlerimizi yapalım... Evimizi temiz tutmayı öğrenelim... Doğru dürüst icraatlar sergileyelim... Ondan sonra, medeni cesaretimiz varsa, elimizdeki argümanlara yaslanarak, Ankara'yı ikna etmekte zorlanmayacağımıza eminim...      

   404 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
10 Ekim 2008, Cuma   Yine ava ve avcılığa dair...
09 Ekim 2008, Perşembe   ŞİMDİ SİNEMA MEVSİMİ...
08 Ekim 2008, Çarşamba   GÜNCEL NOTLAR...
07 Ekim 2008, Salı   Ülkemizdeki yabancıların sorunları...
06 Ekim 2008, Pazartesi   DEVEKUŞU KÜLTÜRÜ...
05 Ekim 2008, Pazar   Güncel bir sohbet...
04 Ekim 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
03 Ekim 2008, Cuma   SİLGİSİZ RESSAMLAR... (*)
02 Ekim 2008, Perşembe   AVVVVVVVVVV!..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ET...

Mustafa BESİM

KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital