|
Çevre örgütleri ortak bildiri yayımlayarak hükümeti çevre konusunda seferberlik ilan etmeye çağırdı...
Abesle iştigal!..
Çevreye karşı seferberliği başlatan bizatihi hükümetin kendisi...
Çevreye duyarlı kurumlarımızın ve vatandaşlarımızın seferberlik başlatması gereken hedefte hükümet olmalı...
Ülkemizde çevre katliamının sayısız örneğinin altında resmi hükümet mührü var mı yok mu?..
Kesinlikle var!..
Öyleyse çevre tarumarcılığından sorumlu olanlardan çevre konusunda seferberlik beklemek ne kadar doğru olur?..
* * *
Beşparmakları ve eteklerindeki koruluklarla kırsalı haritadan silercesine faaliyet gösteren taş ocaklarına izin veren kim?..
Su rezervlerinin üstünde yığınlarla inşaata göz yumarak hem su kaynaklarımızın kirlenmesine, hem de yok olmasına yol açan kim?..
Ormanların yerini beton yapılaşmaların almasına, betonlaşmanın tepelerden sahillere dek uzanmasına cesaret veren kim?..
Çölleşmeye, kirlenmeye ve kuraklığa karşı hala bilimsel ve etkin kararlar üretemeyen kim?..
Ölümcül tıbbi atıklar konusunda hala yan çizen kim?..
Eksoz emisyon ölçümleri yapıldığı halde nice aracın, çoğu da RHA olmak üzere, trafikte zehirli gazlarını saçarak dolaşmalarına aldırmayan kim?..
Lefkoşa Belediye Başkanıyla inatlaşmaya girip başkentin parklarını aylar boyu elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum eden kim?..
Kumsal Parkı'nda ağaç katliamı yapan Orman Dairesi elemanlarını kovuşturmayan kim?
Ve en sonunda gözümüz gibi korunması gereken cennet parçası İpsaro'ya 8 tane mermer ve alçı ocağı açılması kararının altına imza atan kim?..
* * *
Tüm bu sorulara ve bu soruların benzerlerine verilebilecek ortak bir yanıt var... O da tek kelime ile şu: HÜKÜMET!..
Ve bakın şimdi ne oluyor:
Bizim çevre örgütleri ortak bildiri yayımlayarak hükümeti çevre konusunda seferberlik ilan etmeye çağırıyor!..
Bu paradoksa, bu tutarsızlığa kıl oldum!..
Tekrarlıyorum: Abesle iştigal bu!...
Seferberlik bu noktadan sonra çevreye duyarsız hükümete karşı olmalı!..
Artık canımıza "tak" dedi...
* * *
Ama bakın halk zaten seferberlikte...
İpsaro skandalı konusunda ayağa kalkanlarımızın sayısı gittikçe artmakta... Mesaj yağmakta bana... Faksla, internetle, telefonla ve şifahen...
Gelen mesajların bir bölümünü imzalarıyla birlikte yayımladım...
Arkasından patlama oldu... Sayısız mesaj daha aldım... O mesajların ortak vurgulaması "İpsaro'ya dokunulamaz..."
Tüm bu mesajlara tercüman olacak niteliktekini seçip sunuyorum. Bu mesaj Bostancı'dan... Sevgili Tahsin Kaya'dan... Bakınız ne diyor Tahsin dostum:
"Sayın Tolgay;
İnsanlarımızın artık laf yerine icraata geçilmesi gerektiğini anlayarak bunu da fiiliyata dökmelerine çok sevindim. Türkiye'de görüyoruz: Gecekondusunu bile yıktırmak istemeyen insanlar nasıl da dozerlerin önüne atlıyorlar!.. İşte bizler, güya o gecekondu direnişçilerinden daha kültürlüyüz!.. Oysa o insanlar kadar olamadık. İnsanların İpsaro'yu kurtarmak için birleşmelerine çok sevindim. Eylemlerine bizzat katılmak için imkanlarımı zorlayacağım. Saygılarımla. Tahsin KAYA..."
* * *
Başlatılan seferberliğin daha etkili olabilmesi için, çocuklarımızın emaneti çevreye ve doğaya duyarlı olanlarımızın mesajlarını Hükümet Başkanı Sayın Ferdi Sabit Soyer'e yönlendirmelerini önereceğim...
KKTC Başbakanlığı'nın e-mail adresini veriyorum: info@kktcbasbakanlık.org
Bu adresi yazarak lütfen şu mesajı tıklayınız:
"Sayın Başbakan; alçıyı istediğimiz zaman parayla elde edebiliriz... Ancak İpsaro'nun kuzeyindeki cennet vadi katledilirse, parayla onu bir daha geri kazanamayız. Bu nedenle verilen alçı ocakları izinlerinin iptal edilerek büyük bir doğa katliamının önüne geçilmesini istirham ederim. Saygılarımla..."
Bu mesajı da ilk ben tıklıyorum...
Haydi göreyim sizi... Çocuklarının geleceğini düşünen, çevrenin ve doğanın insan yaşamındaki öneminin ve mutluluğunun bilincinde olan yurtsever dostlarım...
Haydi göreyim sizi...
Halkımızın icradaki en üst kurumu Başbakanlık, mesajlarınızı bekliyor!..
|