|
Tolgay Abi'ciğim merhaba...
Salı günkü köşende Sayın Ahmet Sanver'in, Uzunyol'da iki Rum bayanın, dondurma almakta olan Kıbrıslı Türk aileye nefretle bakıp "Köpekler geldi" demesini anlatan mektubuna yer verdin. Sayın Sanver'in bir-iki mektubunu köşende okumuştum. Kaleminin ve sunuşunun oldukça iyi olduğunu söylemeliyim. Köşene renk kattılar. İkinize de teşekkür ederim.
Sevgili abim;
Sayın Sanver'in son mektubunu okuyunca, sana bu mektubu yazma ihtiyacı duydum. Amacım sadece, o yazıdaki görüş ve mesajın tam tersi olan düşüncelerimi ortaya koymaktır. Birini yenme veya "benim düşüncelerim doğrudur" iddiasında değilim. Böyle bir şeyi yüreğime yük etmem.
"GAVUR" VE "KÖPEK TÜRK"
Sayın Ahmet Sanver'in yazdıklarından anladığım kadarıyla, iki Rum bayanın "Köpekler geldi" demesini sadece bir kendileri, bir de Sayın Sanver duydu. Yani, neşeyle dondurma almakta olan Kıbrıslı Türkler duymadı. Merak ettim; bu iki Rum bayan, bunu yüksek sesle niye söylemedi ki? Yaptıklarının ırkçılık ve aşağılık bir hareket olduğu bildikleri için mi? O aileden ve çevreden görecekleri haklı tepkiden çekindikleri için mi? Polise şikayet edilip haklarında sağlam bir dava açıldığında ağır bir ceza yiyeceklerinden emin oldukları için mi?
Sayın Sanver'in bilgiyle dolu derin bir hayat tecrübesi, birçoğuna benim de katılabileceğim fikirleri ve gerçekten çok iyi bir kalemi var. Uzunyol'da tanık olduğu olayı son derece iyi anlattı. Ama üzülerek belirtmek zorundayım ki; görüşlerine, yazısının verdiği mesaja ve yazısındaki ana fikre, katılmıyorum...
Sayın Sanver'in "Biz de onlara 'gavur' diyoruz ama gavur 'Müslüman olmayan, gayrimüslim demektir, hakaret değildir' açıklamasını da doğrusu yeterince ikna edici bulmadım. "Gavur" kelimesi, "sesteki vurguya göre," birbirinden kötü birçok anlama daha gelir. Yani her söylendiğinde "Müslüman olmayan, gayrimüslim" anlamı taşımaz... "Allahsız, vicdansız, zalim, zorba, sadist, merhametsiz, hain, gaddar" gibi anlamları da vardır. Ve bu tatsız kelime birçok kez, "köpek Türk" demekle eş anlamda kullanılır. Söylenişine göre aynı oranda ırkçı, çirkin ve aşağılıktır...
Ve medeni dünyada, Avrupa Birliği düzeninde, dondurma alan insanlara nefretle bakıp "Köpekler geldi" diyen iki bayanın analarından emdikleri sütü sadece burunlarından değil, kulaklarından da getirirler...
Sayın Ahmet Sanver, yüreklerinde "ırkçılık" gibi ağır bir yük ve bir insanlık suçuyla yaşamayı tercih eden iki Rum bayanı örnek gösterip, sözü "Rum milleti işte böyledir" noktasına çekti. İşi; İstanbul'u, İzmir'i, Trabzon'u Yunan toprağı yapma masalına kadar uzattı.
Bu masala inanan kaç Rum-Yunan vardır ki? Ya da bu üç kentin yerlerini haritada tam olarak gösterebilen?
Cevabını da vereyim; Atina, Selanik ve Pire'yi haritada kaç Türk tam olarak gösterebilirse, ancak o kadar...
Bunlar da benim görüşlerimdir. Belki de yanılıyorum. Ama o iki Rum bayanın aşağılık ve ırkçı hareketini kendime rehber almıyorum. Onlar gibi, asla olmam. Aynı adada yaşadığım insanlar hakkındaki düşüncelerimi, kötü örneklere bakarak şekillendirmem.
Sayın Sanver;
Daha önce de Tolgay Abi'nin köşesinde benzer içerikli bir-iki yazınızı okudum. Güçlü kaleminiz ve konuşabilen yüreğinizden, içinde siyaset olmayan, eski fotoğraflarla süslenmiş yazılar da bekliyorum. Bunu, "konuk yazar" olarak da yapabilirsiniz. Lütfen samimiyetime inanınız. Yazdıklarıma sakın kırılmayın. Belki de siz haklısınız...
Ve Sevgili Tolgay Abi'ciğim;
"Kıbrıslı Türklere karşı işlenen insanlık suçlarına ne ceza verildi" diye sordun.
Bunu ben de soruyorum ve Rum makamlarının, iktidar partisi AKEL'in bunu araştırmasını, açıklamasını istiyorum.
Tabii eğer, sevgili ve biricik adamız Kıbrıs'ı gerçekten seviyor ve kendimizi gerçekten ona ait hissediyorsak... Adamızda mutlu bir gelecek istiyorsak...
Ve son nefesimizi verdiğimizde, toprağında sonsuza dek huzurla ve hak ederek uyumaya niyetliysek...
Yoksa birbirimize "köpek" ve "gavur" demeye devam edelim... Ben, demiyorum...
Sevgi ve saygılarımla...
Mustafa GÜRSEL
İletişim için: mustafagursel60@yahoo.com
|