Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



BİRKAÇ KÜÇÜK HATIRLATMA

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Barroso Türkiye temaslarını tamamladı.

Barroso'nun Türkiye ziyareti 1970'li yıllardaki havanın yeniden hortlamasına neden oldu.

1970'li yıllarda Türkiye'de o kadar ağır bir milliyetçi hava oluşturulmuştu ki yurtdışından gelen her konuk Türkiye ile ilgili abartılı övgüler ortaya koymak zorundaydı:

"Türk milleti çok büyük bir millettir ve Türkiye büyük bir ülkedir" cümlelerinin dışında söz sarf edenler, kıyasıya eleştirilir, "Türkiye, demokrasiye, insan haklarına dikkat etmelidir" diyenler yerden yere vurulur, "Türkiye çağdaş ülkeler arasında yerini almak isterse kendini değiştirmelidir" diyenler de düşman ilan edilirdi.

Komisyon Başkanı Jose Barroso düşman ilan edilmedi ama yaptığı ziyaretlerden, görüşeceği mekânlara kadar eleştirildi, açıklamalarıyla bazı çevreleri öfkelendirdi ve "Avrupa Birliği kendi işine baksın" türünden bir havanın oluşmasına neden oldu.

Geçmişteki alınganlık elbette kabul edilmezdi ama anlaşılır olabilirdi.

Türk kültüründe misafire verilen olağanüstü önemin yanında misafirin de uyması gereken kurallar vardı.

Şüphesiz ki misafirler de bu kurallara göre davranmalıydı.

Ama şimdi öyle mi?

Bir kere Barroso Türkiye'de misafir değildir.

Türkiye için en az Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kadar konuşmaya yetkilidir.

Niye?

Çünkü Türkiye Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri sürdürmektedir ve birçok yetkisini Avrupa Birliği'ne devretmiştir. Bu yetkileri de Avrupa Birliği adına Barroso'nun başkanı olduğu komisyon kullanmaktadır.

Türkiye'deki demokrasinin sorunları, hukuk sisteminin aksaklıkları ve daha bunun gibi binlerce konu Komisyon'un görev alanına girmektedir.

Komisyonun hem denetleme hem de yaptırım gücü vardır.

"Ben Avrupa Birliği'ne üye olmak istiyorum" diyen herkes bunu başından kabul etmiş ve yasalarını da ona göre düzenlemiştir veya Türkiye gibi düzenleyecektir.

Hem birlik üyesi olmak hem de istediğin gibi davranmak mümkün değildir.

Türkiye'de Barroso'ya yönelik tepkiler açıkça gösteriyor ki Avrupa Birliği üyeliği için gerekli zihin değişimi henüz gerçekleşmemiştir.

Bu yüzden 1970'lerdeki hava yeniden hortlamış ve bu normalmiş gibi muamele görmüştür.

***

Kıbrıs adasının tümü Avrupa Birliği'ne dahildir.

Avrupa Birliği kural ve uygulamalarının yani müktesebatının yürürlükte olduğu yer ise sadece Güney kısmıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak isimlendirilen Rum ağırlıklı hükümet Avrupa Birliği kurallarına harfiyen uymakta, uymadığı zaman da cezaya çarptırılmaktadır.

Adanın tümünün Avrupa Birliği'ne dahil olması, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Rum tarafının tam üye bulunması, Kıbrıs sorununa taraf olan Türkiye'nin tam üyelik için müzakereler sürdürmesi ve diğer taraflar Yunanistan ile İngiltere'nin de tam üye olması nedeniyle Avrupa Birliği Kıbrıs sorununun tam içindedir.

İstese de bu sorundan kaçamaz.

Bu ilişkiler nedeniyle de söz sahibidir.

Gerektiğinde de sözünü söylemektedir.

***

Tüm bunları niye mi hatırlattık?

Unutmamakta fayda vardır.

Çünkü ortada ne 1970'lerin, 1980'lerin Türkiye'si vardır ne de o zamanların Kıbrıs sorunu.

Avrupa Birliği bölgemizi düzenleyen büyük bir güç olmuştur.

Günü iyi yorumlayamayanlar sürdürülen mücadeleyi kaybetmeye mahkumdurlar.

Hatırlatalım dedik...

   735 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital