Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



ŞEYTANLAR İLE MELEKLERİN SAVAŞI

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Lokmacı barikatından geçip Kıbrıslı Türklerin deyimi ile Uzun Yol, Kıbrıslı Rumların isimlendirmesiyle Ledra Caddesi'nde yürümesi, sıradan Rumlarla sohbet etmesi, alışveriş yapması ve bir cafeye oturup dondurma yemesi şeytanlar ile meleklerin savaşına dönüştürülmek istenen Kıbrıs sorununda yeni bir aşamaya yol açar mı?

Önce şeytanlar ile meleklerin savaşını ele almak gerekir galiba.

Kıbrıs sorununa damgasını vuran eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Rum kamuoyu nezdinde "şeytanlaştırılmış" bir politikacıydı.

Hoş, Sayın Denktaş'ın "Rum halkı tarafından iyi görünme" gibi bir derdi hiçbir zaman olmadı ama Rum propaganda sistemi olup-bitenin sorumluluğunu Denktaş'a yükleyip mağdur ve zarar gören taraf imajını oluşturdu.

Kıbrıs'ta bütün kötülüklerin kökeninde Denktaş vardı ve onu destekleyen Ankara.

Bu şeytanlaştırma politikası yıllarca sürdü.

Ta ki Annan planı ortaya çıkana ve referandum sürecine kadar.

Kıbrıs sorununun pratiğinin ele alınması, temel sorunlarda kimin ne istediğini ortaya çıkardı.

Ve bu ortaya çıkış, muhalefetin yükselmesiyle birlikte Mehmet Ali Talat'ı siyaset sahnesine çıkardı.

Talat, Bürgenstock zirvesi ve referandum sürecinde inisiyatif alıp Kıbrıs Türk tarafının çözüm planı çerçevesinde barış istemlerinin temsilcisi durumuna yükseldi.

Referandumların olumsuz sonuçlarına yani Kıbrıs'a barışı getirmemiş olmasına karşın Kıbrıs Türk tarafı Talat'ın kimliğinde barış isteyen taraf olarak tescillendi.

Hem Birleşmiş Milletler, hem Avrupa Birliği ve hem de dünyanın geri kalan güçleri tarafından.

Rum propaganda mekanizması "şeytanını" kaybetmişti, sürekli olarak geriliyordu, kaybediyordu ve Denktaş'ın yerine koyacakları yeni bir şeytana ihtiyaç vardı.

Papadopulos döneminde Talat'ın Rum kamuoyunda oluşan imajını yıkmak için olağanüstü çaba sarfedildi.

"Talat'ın Denktaş'tan farkı yoktur" sloganı ortaya atıldı. Talat'ın (taktik hata sonucu) yaptığı sert veya çeşitli yönlere çekilebilir açıklamalar kullanıldı ve "gördünüz mü aslında her ikisi de aynı şeyi istiyor" denildi.

Bu kez hedefte Talat idi ve amaç onun şeytanlaştırılmasıydı.

Peki bu operasyon başarılı oldu mu?

***

 

Bu köşenin düzenli okurları biliyorlar ki "Talat Güney'e geçmeli ve her düzeyde Rum ile temas yapmalı" görüşünü düzenli olarak savunuyordum.

Aynı şeyin o dönem Meclis Bakanı olan Hristofiyas tarafından da yapılmasını öneriyordum.

Öneriyordum çünkü geçmiş kuşaklar Kıbrıs sorununda melekler ve şeytanlar yaratarak güç ve avantaj elde etmeye çalıştılar.

Halkları dışlayan bu tavır Kıbrıs sorunundaki kanın, acının ve gözyaşının kaynağıydı aynı zamanda.

Şimdi iki lider aynı tavrı mı sürdürecekler yoksa çağdaş dünyanın yöntemlerini mi kullanacaklar?

Her ikisine de tavsiye edilen birbirlerini şeytanlaştırmadan sıradan insanlarla da temas kurmalarıdır.

Kıbrıs sorununun acılarını yaşayan insanlar en iyi rehber ve en iyi öğretmendirler aynı zamanda.

Liderlerin halklardan öğreneceği çok şey vardır.

Yeter ki niyet etsinler...

   753 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital