|
Dünya, yeni bir açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
42 ülkede tahıl stokları tükendi ve ekmek ile pirinç bulamayan halk ayaklandı.
Kan dökülen, ölümle sonuçlanan protesto gösterileri yapılıyor.
Dünya Bankası uyardı: 3 ay içinde radikal tedbirler alınmazsa 100 milyon insan açlıktan ölme sınırına gelebilir.
Amerika Birleşik Devletleri dışında ve bir nebze de Avrupa'nın harici nerdeyse dünyanın tümüne yakını tahıl kıtlığından geçiyor.
Kıtlıkla ilgili çeşitli gerekçeler ortaya konuyor ama gerekçeler acı gerçeği değiştirmiyor.
Çin, "her gün yediğiniz pirinçten bir tabak daha az yeyiniz" kampanyasına başladı.
Mısırlılara "ekmeği azaltın" çağrıları yapılıyor.
Türkiye'de de ilgili bakan "2 gün pirinç yemeyin" dedi.
Birçok ülkenin yetkilileri pirinç ve buğday dolu ambarlarını halka açıp gösteriyorlar ve "merak etmeyin bizde tehlike yok" diyorlar.
Dünya böylesi bir felaketle boğuşurken bizde durum nedir acaba?
***
Dünyalı olmayı istemek, dünyaya açılmayı hayal etmek "açın açın" diye sloganlar atmak dünyalı olmaya yetmiyor haliyle.
Dünyanın dertlerini ve sevinçlerini aynı anda konuşabilmek ve duyumsamak şart.
Yoksa fanoz içindeki korumalı (protektera) haliniz acı bir gerçek gibi yüzünüze vurur her gün.
Müthiş bir kuraklığın girdabından geçen Kuzey Kıbrıs'ta tahıl stoklarının ne durumda olduğunu kimse bilmiyor.
Bilenler de açıklamıyor çünkü dünyanın yaşadığı sorunlardan bir haber ömür tüketiyorlar.
Fakir halkların ayaklanması, gıda fiyatlarının artması, tahıl stoklarının tükenmesi gibi bir dertleri yok.
Niye yok biliyor musunuz?
Çünkü protektera yapıya öylesine alışmışlar ki.
Protektera yaşamaya öylesine alıştırılmışız ki.
***
Türkiye'de tahıl stokları alarm düzeyinde tehlike çanları çalıyor.
Tahıl fiyatları son altı ay içinde yüzde yüzü aşan oranlarla zamlandı.
Türkiye'nin koruması altındaki Kuzey Kıbrıs'ta her şey yolundaymış ve hiçbir şey olmamış gibi davranılıyor.
Nereye kadar?
"Sıkıya girersek Türkiye verir" mantalitesi Türkiye de sıkıya girince iflas edecek.
Tahıl ve bakliyat fiyatları yükselmeye başlayınca vatandaş bağırmaya başlayacak.
Ekmeğe zam, pirince zam, nohuda zam ve zam furyası her yeri kaplayacak.
Sonra panik halinde "niye tedbir alınmadı" feryatları yükselecek.
Dünyada yaşanan gerçeğe işte o zaman intikal edeceğiz.
Kıtlık ve açlığı o zaman fark edeceğiz.
O zaman da birileri tıpış tıpış Ankara'nın yollarına düşecek.
Bunlar aynen olacak.
Bazen genlerimize de işleyen kaderimizmiş gibi çalışıyor bu gerçekler.
Bazen dünyalı olma umudu daha ağır basıyor.
Bu da gelgitler yaşayan bir ruh hali.
Tam da bu coğrafyaya uygun...
|