|
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofiyas 21 Mart'ta gerçekleştirdikleri görüşmede önce heyetleri ile birlikte genel konuları ele aldılar. Sonra başka bir odaya geçip baş başa görüştüler.
Baş başa gerçekleşen görüşmenin detaylarıyla ilgili basına çok az şey yansımıştı. Yansıyanlar da daha çok meselenin siyasi boyutu ile ilgiliydi.
Benim merak ettiğim, gençlik yıllarında birbirlerini tanımış, uzun bir süre dünyayı yorumlama şekilleri benzeyen, birbirlerine ilk isimleriyle hitap eden ama şimdi en yüksek sorumluluk makamında bulunan iki kişinin ne gibi duygusal konuşmalar yaptığıydı.
Yüksek sorumluluk makamı elbette sadece temsil ettikleri cumhurbaşkanlığı makamlarını ifade etmiyor. Kuşkusuzdur ki Kıbrıs sorununun çözme veya çözememe pozisyonunu da anlatıyor. Ve bu pozisyon cumhurbaşkanlığı makamından çok daha öteye şeyler içeriyor.
Cumhurbaşkanı Talat dün, baş başa görüşmeyle ilgili önemli bir ipucunu bizlerle paylaştı.
Ve kamuoyunun kullanımına açtı.
Baş başa görüşmenin ilk cümleleri yaklaşık şunlar olmuş:
- Talat: Omuzlarımızda ağır bir sorumluluk var.
- Hristofiyas: Farkındayım.
- Talat Ya başarılı olacağız ve Kıbrıs sorununu çözeceğiz ya da her şey daha kötü olacak.
- Hristofiyas: Farkındayım ve bunun için aday oldum. Daha kötü şeyler olmasını önlemek için.
Son cümleleri söylerken Hristofiyas'ın gözleri dolmuş. Hristofiyas, Kıbrıs'ın başına "daha kötü şeyler gelmesin" diye aday oldu. Ve Rum halkı "daha kötü şeylerin gelmesini" önlemek için Hristofiyas'a oy verdi. Bu ağır ve tarihsel sorumluluk Hrisofiyas'ın gözlerini yaşartacak kadar omuzlarında yükseliyor.
***
Gazeteci olmak için eğitim gören bir grup öğrenci ile ziyaret ettik Cumhurbaşkanı Talat'ı. Hristofiyas ile ilgili bu önemli detayı gazetecilik adaylarına anlattı.
Anlatırken kendisi de duygulandı.
Bir öğrenci harikulade bir anımsatma yaptı ve soruyu patlattı:
- "24 Nisan referandumları öncesi eski başkan Papadopulos da televizyon ekranlarında ağlamıştı. İki gözyaşı arasında ne fark var?"
***
Kıbrıs sorunu, kan ve gözyaşı sorunudur aynı zamanda.
Binlerce insanın kanı, on binlercesinin gözyaşı üzerine yükselen bir sorunlar yumağı.
Halkı gözyaşı dökerken liderlerin duygusuz olması mümkün müdür?
Elbette değil.
Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos'unkileri "timsah gözyaşları" olarak nitelendirdi.
Hani avını yerken timsah zorlandığı için gözlerinden yaşlar dökülür ya.
Peki Hristofiyas'ınkiler ne gözyaşı idi?
"Bunu zaman gösterecek" demek en realist yanıt olur.
Ama gözyaşlarıyla bezeli bir yazıda realist davranmayacağım.
O gözyaşları bir ülkenin aydınlık geleceği için dökülmüştür inşallah.
Böyle görmek istiyorum...
|