|
Bir Rum gazeteci, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sormuştu: "Kızınızın bir Rum ile evlenmesine onay verir misiniz?"
Talat, hayır anlamına gelecek bir yanıt vermişti.
Bunun üzerine bazı Rum gazeteleri bunu "Talat'ın çözüm istemediğinin başka bir kanıtı" olarak sunmuşlardı.
Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi Noverne Consulting and Resarch isimli kamuoyu araştırma şirketine yaptırdığı kamuoyu yoklamasında aynı soru Rum halkına yöneltildi:
- "Ailenizin bir üyesinin Kıbrıslı Türk ile evlenmesini kabul eder misiniz?"
Ankete katılan Rumların yüzde 31'i bu soruya evet yanıtını vermiş. İşin ilginç tarafı geçen yıl yine aynı anket yapılmış ve yine aynı soru sorulmuş. 2007 yılında "ailenizin bir üyesi Kıbrıslı Türk ile evlenmesini kabul eder misiniz?" sorusuna evet diyenler sadece yüzde 11 imiş.
"Papadopulos gitti Hristofiyas geldi ve Kıbrıslı Türkle evlenmeye hoşgörülü bakanların sayısı arttı" şeklinde bir genelleme yapılamaz elbette ama anketin genel sonuçları değerlendirildiğinde Güney'de bir umut yükselmesinin olduğu görülür.
Ama bu umut yükselmesi de içler acısı durumu ortadan kaldırmıyor.
Evlenmek gibi karmaşık psikolojik duyguları da içeren bir eylemden öte Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasındaki en basit ilişkilerde bile ciddi sorunlar yaşanıyor.
Benim için karşılıklı geçişler önemli bir veridir.
Çok basit bir şekilde yerine getirilebilir ve kimlikten ve kültürden taviz vermek de gerekmez.
Politis'in anketine göre Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret eden Rumların oranı yüzde 60. Yüzde 40 gibi büyük bir çoğunluk hala Kuzey Kıbrıs'a geçmediler. Ve daha da kötüsü "Kuzey Kıbrıs'a geçtim" diyen Rumların arasında sadece bir kez geçenlerin oranı yüzde 46.
23 Nisan 2004'den beridir karşılıklı geçişler yapılıyor. 4 yılda "sadece bir kez geçtim" demek aslında hiç geçmedim demektir.
Zaten ankete göre Kuzey Kıbrıs'a düzenli geçenler (10 veya daha fazla geçiş yapanlar) sadece yüzde 8 oranındadır.
***
Kıbrıs, geçmişe oranla en sorunsuz döneminden geçiyor.
Geçmişin çatışmalı ve gerginlikle dolu günleri anımsanırsa bu açıdan ciddi sorunlar yaşamadığımız kolaylıkla anlaşılabilir.
Hristofiyas'ın seçilmesiyle birlikte oluşan iyimserlik rakamları bir miktar yukarıya çıkarmıştır ama yine aynı rakamlar bize göstermektedir ki bu ülkede yüz binlerce insanın tek bir teması dahi yoktur ve bir temas kurma niyetinde de değildirler.
***
Haber, geçtiğimiz hafta Rum basınında çıkmıştı. Larnaka bölgesinden bir okul, Mağusa bölgesinden bir okulu "ziyaret etme" isteği ile Rum Eğitim bakanlığı'na başvurmuş.
Göreve yeni başlayan Rum Eğitim Bakanlığı "konjonktürü" gerekçe göstererek bu önemli temasa izin vermemiş.
Hayatında bir tek Kıbrıslı Rum görmeyen veya hayatında bir tek Kıbrıslı Türk görmeyen çocukların varlığı ve çokluğu dikkate alındığında aslında bir çözüm de olsa iki toplum arasındaki ilişkilerin uzun bir süre "normale" dönemeyeceğini anlamak için kahin olmaya gerek yok.
Aslında şimdilerde çokça şikayet ettiğimiz statüko beyinlere o kadar bir nüfuz etti ki her türlü hukuki ve siyasal çözüm modeli beyinlerdeki statükoyu uzun süre değiştiremeyecek.
"Evlenmek" gibi fantezileri konuşmak entelektüel bir lezzet verebilir.
Hayatında hiç karşılaşmayan ve karşılaşmamak için de hâlâ ısrar eden insanları ne yapacağız?
Şimdi ya da çözümden sonra...
|