|
Kimse itiraf etmiyor fakat herkes biliyor ki hükümet ile sendikalar ve özellikle öğretmen sendikaları arasındaki ilişkiler "aynı yolun yolcusu" olan yoldaşlık ilişkisinden çoktan çıktı.
Çalışan-işveren boyutlarını çoktan aştı.
Ve bir kan davasına dönüştü.
Şimdi artık birbirlerini yok etmeye azmetmiş hasımlar gibi davranıyorlar.
Üstelik bu toprakların tanık olmadığı türden "kin ve garez" güderek, Kıbrıs Türkünün geniş hoşgörüsünün hilafına, göz çıkarma-baş yarma uğruna döv üşüyorlar.
Tam da "kör dövüş" deyimine uygun bir şekilde davranıyorlar.
Toplumun kim haklı-kim haksız değerlendirmesi yapması hakkını elinden alarak, askeri literatürle "ölçüsüz ve karşılıksız güç" kullanıyorlar.
Mesele kan davasına dönünce de akıl-bilim-mantık üçgeninin dışına çıkıyorlar.
Konuları akıl-bilim-mantık çerçevesinde çözme yerine en absürd tezleri ölümüne doğruymuş gibi toplumun önüne sürüyorlar.
Naif davranışlar, sığ tutumlar ve centilmenlikten uzak tavırlarla kötü örnek oluyorlar.
Ve o ölçüde de Kıbrıs Türkünü tarumar ediyorlar.
***
Grev bitti, ders zili çalmasına rağmen henüz dersler başlamadı.
Öğrenciler "sınavlar yapılmasın" derdine düştü.
Bu eğitim dönemi hangi yöntemle ve nasıl bir şekilde tamamlanır bilinmez ama bilinmesi gereken bir şey varıdır ki o da Cumhuriyetçi Türk Partisi ile sendikalar arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanması gerekliliğidir.
Kısa bir süre önce yazmıştım;
Rollerin birbiri içine girdiğinden dolayı sendikacılar yetkili, yetkililer sendikacı gibi davranıyorlar.
Herkes kendi rolünü ve görevini yerine getirmediği için de ülkede ciddi bir kaos yaşanıyor.
Kan davasına dönüşen bu grev bize bir kez daha göstermiştir ki "herkes kendi işini" yapmalı.
Yaptığı ölçüde de hesap sormalı veya hesap vermeli.
Bir de önümüzde duran acı gerçek şudur:
Geçmişin "gumbaroları" şimdi kan davalı oluncalar bunun bedelini toplum mu ödemeli?
"Biz her türlü hakkı veririz" deyip kan davası güdenlerin eline eğitim gibi stratejik bir alanda, sınırsız ve sorumsuz bir şekilde grev yapma hakkı verilmeli mi?
Hangi haklar bir bireyin veya bir neslin geleceği ile oynamayı da içerir?
***
Bu konuda birçok kişinin veya kesimin homurdanacağını biliyorum ama dert değil.
Dert olan ehliyetsizlerin eline verilen yetkiler ve güçlerdir.
Hükümet görevlisi veya sendikacı olmuş fark etmez.
Kıbrıs Türkü için fark ediyor.
Her geçen gün daha da geriye giderek ve daha da kötüleşerek...
Kimse buna dur denilmeyeceğini zannetmesin.
Başlarına bombalar yağarken bile okulları kapatmayanların yetiştirdiği nesiller var bu topraklarda.
Henüz vakur bir sessizlikle izliyorlar gelişmeleri...
|