Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



TEK RAKİBİ BALIKLAR

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ben yüzmeyi kendi kendime öğrendim.

Onlar, olimpik havuzda hocalar eşliğinde kurallarına göre yüzdüler.

Önceleri birkaç yarış ve birkaç başarından sonra bıraktılar.

Denizde iyi birer yüzücü oldular ama kendilerini geliştirmediler.

Her denize gidişimizde alaylılar ile mekteplilerin yarışı gibi yarışlar yaparız.

Hani basın sektöründe çekirdekten yetişenler, okul mezunlarını beğenmezler, "bu iş yerinde öğrenilir" derler, okullular da çekirdekten yetişenleri "gelişmemiş, geri kalmış" bulur ya, bizimkisi de onun gibi bir şeydi.

Fakat geçen pazar pes ettim.

İçtiğim onca sigaraya ve hareketsiz yaşamıma aldırmadan "hade gelin yarışalım" diye meydan okudum.

Kesin ve ebedi yenilgimi de böylece kendi ellerimle hazırlamış oldum.

Daha yarışın onuncu metresinde fark yemeye başladım.

Otuzuncu metrede ciğerlerim ağzımdan çıkacakmış gibi oldu.

Ve plajdakilerin meraklı bakışlarında daha fazla rezil olmamak için yarışı bıraktım.

Oğlum, geri alınamaz üstünlüğünü ilan etmişti.

Sırada bekleyen kızım ise hiç kulaç sallamadan bu sonuca ulaşmıştı.

 

 

                                               ***

 

 

Gazetenin birinci sayfasına O'nun fotoğrafını koymayı tasarlarken çok tereddüt geçirdik.

KIBRIS gazetesinin birinci sayfasına ilk kez yüzme sporuyla ilgili bir haber koyacaktık.

Bizim için olağanüstü bir durumdu.

Arkadaşlarla uzun uzun tartıştık.

Dünyaca ünlü Reuters ajansının geçtiği harikulade güzel fotoğraf cezp etmişti bizi.

Su kabarcıkları arasında yüzen ve suya aksi yansıyan sanki de bu dünyadan birisi değildi.

Öylesine bir büyüleyici yanı vardı fotoğrafın.

Hedefi yüzme dalında 8 branşta 8 altın madalya alıp olimpiyat tarihine geçmekti.

En son 1971 olimpiyatlarında Mark Spitz 7 altın madalya kazanarak inanılmaz bir rekor kırmıştı.

Uzmanlar "bu rekor egale edilemez" şeklinde fetva veriyorlardı.

Fakat onun amacı 8 altın madalya kazanarak Mark'ı geçmekti.

Havuzda aslında rakipleriyle değil 1971 yılından kalma bir efsaneyle yarışacaktı.

O'nu gazetenin birinci sayfasına koyduğumuzda henüz üçüncü altın madalyasını kazanmıştı.

Bazı okuyucuların, gazetenin birinci sayfasında yüzücü fotoğrafını "hafif" bulabilecekleri riskine rağmen "tek rakibi balıklar" başlığıyla o fotoğrafı kullandık.

Üçüncü altın madalyasını üç rekorla almıştı.

Ve biz 8 altın madalya kazanacağına inanıyorduk.

Okuyucuya, "bu genç adama dikkat edin" demek istemiştik.

Açılışını 4 milyar insanın izlediği müthiş Pekin Olimpiyatlarına vurgu yapacaktık.

Dünyanın Kıbrıs'tan ibaret, merkezinin de Sarayönü olmadığını anlatmaya çalışacaktık.

 

 

                                               ***

 

 

Dün, bu yazı yazılırken yedinci altın madalyasını da kazandı.

100 metre kelebekte Sırp rakibi Caviç'i 1 salise farkla geçti.

Ve böylece 1971 olimpiyatlarında oluşan Mark Spitz efsanesini alaşağı etti.

Sekizinci altın madalya ulaşmak amacıyla bayrak yarışı için havuza girecek.

Eğer takım arkadaşları da uyumluysa finişe onlar dokunacak ve yeni bir efsane yaratacaklar.

O efsanenin adı da Michael Phelps olacak.

Annesi O'nun için "hiper aktif bir çocuktu ve tedavi görüyordu. Havuza ilk girdiği gün rekortmen olacağını hissetmiştim" diyor.

Kendisi haftada 80 kilometre kulaç sallıyor ve 24 saatin yarısını havuzda geçiriyor.

Böylesi bir azimden ve çalışmadan sonra başarmamak mümkün mü?

Phelps önce efsane sonra da başarı için neler yapılması gerektiğinin sembolüne dönüşecek.

O'nun başarı öyküsüne ihtiyacımız var galiba...

   654 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital