Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İnanmak, sevmek, aşık olmak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnanma ve sevgi özürlü olanların oranı ne denli çoğalırsa bireysel ve toplumsal ruh sağlığı ters yönde o kadar etkilenir.

En temel konularda yalan söyleyenlerin sayısı arttıkça, pozitif yönde değişim hangi oranda olası olabilir ki?

Halbuki inanmıyorsan, inanmıyorsun.

Sevmiyorsan da sevmiyorsun.

Role hiç gerek yok. Marifet aklın ve gönlün neredeyse oraya doğru yürümektir.

 

Şöyle bir etrafınıza göz atınız.

"Kaç kişi inanır gördüğüne, ne kadar inanıyor?"

"Kaç kişi seviyorum dediğini, gerçekten ne kadar seviyor?"

Alıp karşınıza sohbet ediyorsunuz. Adam neredeyse 40 yıldır bir siyasi tercihin kararlı ve inançlı savunucusu.

Sohbet derinleşince çok açık görüyorsunuz ki adam yıllardır inanmış rolünü büyük bir başarıyla oynamış.

Tuttuğu takım bile bir başkasına tepkinin ürünü. Orada bile fanatik taraftar rolünü oynamaktan büyük haz duyanları görüyorsunuz.

Yapay ya da sahte inanmışlığa paralel sevginin bile olmayanını pazarlayan ne kadar insan var?

Halbuki, yapayı ile vaziyetin idare edilemeyeceği değer sevgidir. Bozulan değer yargıları içerisinde olmayan sevgiyi var gibi satmaya kalkanlar az değil. Belki de hatırı sayılır oranda böyle davranan olduğu için inanmadan inanmış görünen, sevmeden sever rolünü oynayanların gerçek dışılığı kolay fark edilmiyor.

Ancak sonuçta inanma ve sevgi özürlü olanların oranı ne denli çoğalırsa bireysel ve toplumsal ruh sağlığı ters yönde o kadar etkilenir.

En temel konularda yalan söyleyenlerin sayısı arttıkça, pozitif yönde değişim hangi oranda olası olabilir ki?

Halbuki inanmıyorsan, inanmıyorsun.

Sevmiyorsan da sevmiyorsun.

Role hiç gerek yok. Marifet aklın ve gönlün neredeyse oraya doğru yürümektir.

* * *

Geçenlerde cuma namazı öncesinde camiye hazırlanan birkaç işadamı ile sohbet ediyordum. Sohbete ara verdik, camiye, namaza gidip döndüler. Biri aynı zamanda hacı. Bağnaz yanları yok diye sohbetimiz kolaylaştı.

Konumuz dini inançların günlük yaşama yansımaları.

"Dünya sorunları ile mücadele ederken, insanın inançla sığınacağı bir limana gereksinimi var. İslam dini, dünyanın en modern dini olarak sunulmasına karşılık, çağdaş dünya gerçeklerine ayak uydurarak insanlara, toplumlara sorunlar karşısında yeterince moral destek kaynağı olabiliyor mu? Olamıyorsa neden?" diye sordum.

Sorumu samimi olarak yanıtlamaya çalıştılar. İş geldi yine inanmadan inanır rolü yapanlara. Azımsanmayacak oranda insanın islami inanış çerçevesinde söyledikleri, inanır göründükleri ile yaptıkları üst üste gelmiyor.

Adam beş vakit namazını kılıyor. Dini görevlerini eksiksiz yerine getirmeye "özen gösterdiği" fotoğrafını çiziyor. Ancak ikili ilişkilerde, alışverişte dürüstlük çizgisinin çok gerisinde.

Kendisi gibi düşünmeyene hoşgörüsü neredeyse "sıfır".

Yüzünden "nur" akacak yerde öfke, kin ve düşmanlık akıyor.

"Böyle bir fotoğraf yansıtanlar ne kadardır?"

Doğru bir soru. Bazen çok sağlıklı istatistik bilgiye gereksinim olmadan genel bakış, bir yargıya kaynak olabiliyorsa orada durup düşünmek gerekiyor.

* * *

Geçen hafta başı 12 Mayıs 2008 Pazartesi Kamu-Sen'in "Kamuda verimlilik, sorunları ve çözüm yolları" konulu sempozyumda Salih Coşar ve Muharrem Faiz'le birlikte konuktum.

Din görevlisi bir üyeden yazılı olarak bana yöneltilen bir soru vardı. Dini inancın verimlilikle bağlantısını sorgulayıp fikrimi ortaya koymamı istiyordu.

Çok kısa olmayan bir yanıt verdim.

Söylediklerimin özü şuydu:

"Maddi dünyanın sorunları insanı gerçekten yoruyor. O en zor anlarda maddi dünyadan uzaklaşıp manevi, duygusal, insani değerlerin egemen olduğu bir dünyaya sığınmak ihtiyacı duyar insan.

İslamiyet en son ve en çağdaş din olarak sunulmasına rağmen islamiyetin görevlilerinden, profesyonellerinden geniş kesimlere ulaştırılan söylevler bilimselliğin, modern anlayışın ağır bastığı ortamlarda kolay kabul görmüyor. Kimse beni sağ ya da sol omzumdaki meleklerle, günah korkutmalarıyla inançlı kılamaz. Dinim sorulduğu zaman Müslüman olduğumu söylerim. Ama dinimi savunacak kadar donanımlı değilim. Bildiğim bir tek sure Fatiha Süresidir."

Bunları söylerken salondaki kalabalığın en önünde Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ve Türkiye'den onunla birlikte gelen arkadaşları da vardı. AKP'ye yakın insanlar olduklarını biliyordum. Beni dikkatle dinliyorlardı. Konuşmama devam ettim:

"İnsanın dini inançla kendine manevi bir dünya yaratma koşulu yoksa, inanç şansınızı yitirmiş sayılmazsınız. Dini inancın insan ruhunda yarattığı alternatif barınakla sevginin, aşkın yarattığı barınak arasında çok önemli fark yoktur. Dini inançta istediğiniz inanç derinliğini yakalayamadıysanız aşık olarak o boşluğu doldurun."

Bunları söylediğim zaman salondan aldığım olumlu tepkiyi mutlaka tahmin ediyorsunuz..

Söylediklerimle dini inancı asla hafife almadım. Anlatmaya çalıştığım, maddi dünyanın insanı yoran baskısından kurtulmaya daha kolay kabul gören seçenekler sunmaktı.

* * *

Aslında Mevlana'nın ünlü sözü, "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol", günlük yaşamda büyük çoğunluk tarafından gerçekten benimsense pek çok sorun ortadan kalkacak. İkili ilişkiler çok daha sağlıklı zemine oturacak. İkili ilişkiler sağlıklı zemine oturdu mu toplumsal yaşam kalitesi süratle yukarılara yükselecek.

Sorun burada galiba...

Günün sözü:

Yalan sökülüp atılmadan gerçek dikilemez

   491 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Talat, boşuna nefes tüketiyor...
08 Temmuz 2008, Salı   Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz sedasız imzalanan sözleşme...
07 Temmuz 2008, Pazartesi   "Sen olsan genel greve katılır mıydın?"
06 Temmuz 2008, Pazar   Denizden para değil cesaret kazandım...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelçiliği...
04 Temmuz 2008, Cuma   Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bilmiyoruz...
03 Temmuz 2008, Perşembe   Rauf Denktaş'tan mektup var...
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Talat'ın dört buçuk saatlik sabrı ve Hristofyas'ın sıkıntısı...
01 Temmuz 2008, Salı   Sıkıntı lafı kıvırmada...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Bunun adı adres olmaktır...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital