Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



CTP, nasıl şamar oğlanı oldu? (*)

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

CTP'nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini, partinin en yetkili organlarında görev yapanlar savunmaktan kaçınıyor.

Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor. Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.

Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor

Aşağıda okuyacağınız satırlar 30 Mayıs 2008'de bu köşede sizlerle buluşturduğum satırlardır. Yazacak konum çok, ama bu gün aynı yazıyı sizlerle bir kez daha paylaşmak istedim. Aslında sizlerle paylaşırken yazının adresini bir kez daha gitmesini istedim.

İşte 30 Mayıs 2008'de yazdığım "CTP nasıl şamar oğlanı oldu?" başlıklı yazım.

Bazı bölümlerin altını bu kez özellikle çizdim:

* * *

" Yönetenlerin en önemli görevlerinden biri sorun yaşanmasına izin vermemektir.

Birileri sorun yaratmaya çalışırken yöneten ona fırsat vermeyecek.

Bu mümkün mü?

Evet mümkündür.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'nın (KTOEÖS) grevinde ince ayrıntı kamuoyu tarafından pek bilinmiyor.

Uzun sayılacak grevin sonunda, başında varılabilecek anlaşma noktasına varıldı.

"KTOEÖS'da Başkan Adnan Eraslan ve arkadaşları uzlaşı değil uzlaşmazlık ve eylem peşindeydi", diyenleri duyar gibiyim.

Olabilir.

İşte o noktada da her bakımdan olgun bir davranış ve öngörü ile hareket edilip tırmanışa engel olunabilirdi.

* * *

Hükümet CTP ağırlıklı olduğu için CTP'yi eleştireceğim.

CTP kriz yönetiminde başarılı olamıyor.

Geçen gün Başaran Düzgün arkadaşım da yazdı...

CTP'nin her bakımdan muhalifi gene CTP içinden unsurlar.

Takım ruhu yok.

Takımın savunması ileri uç elemanlarının gol atmaması, ileri uçta görev yapanlar da savunmanın gol yemesi için dua ediyor.

Böyle bir takımın başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil.

* * *

Belli oldu ki bir yerlerde ciddi hata var.

Bu hata nerededir?

Hiç kuşkum yok bir yerde değildir.

Ama en önemli sorun kaynaklarından biri hükümetin kurulup çalışır hale gelmesinden sonra parti organlarının yürütmenin en önemli organı olarak devrede olmasıdır.

Parti yok sayılamaz.

Siyasi yapının vazgeçilmezi parti ve partinin organlarıdır.

Ancak olması gereken sırasıyla şudur... Seçim sonrası hükümette yer alacak bir güç elde edilmişse hükümet oluşumu için karar verilir. Koalisyonun oluşumu, protokolü, hükümet programı onaylanır... Kimlerin bakan olacağı da belirlendikten sonra partinin hükümete dönük ilkleri netleştirilir.

Üst kademe yöneticileri belirlenmesi dahil her konuda o ilkelere uyulup uyulmadığı takip edilir.

Bizdeki duruma bakınız.

Sıradan memur alımları dahil her türlü hükümet icraatı parti organlarında karara bağlanıyor.

Ciddi konularda koalisyon hükümetinin ortaklarının anlaşması pek bir mana ifade etmez.

MYK oturup, "HAYIR" derse tüm uzlaşı biter.

* * *

İpler hükümetin elinden o kadar kaçtı ki Başbakan dahil tüm bakanların ne kadar etkili olduğu tartışılırdır.

Hep söylerim. Bir ülkede bakanların kapılarında ne kadar çok yurttaş iş takibi için bekliyorsa orada sisteme o kadar kötüdür.

Demokrasisi gelişmiş, sistemi oturmuş ülkelerde hükümetteki partilerin MYK üyelerini kimse bilmez. Bilmesine de gerek yok zaten.

Bizdeki duruma bakın iktidardaki partinin MYK'sındaki isimleri derdi olan herkes bilir. Bilmek zorundadır da...

Hele başbakan dahil, hükümet üyeleriyle parti yetkili organı arasından sorun varsa derdi olanlar ikisine de ulaşıp kulislerini yapmak zorunda.

İşte bu çok başlılık hem sorunların çoğalmasında hem de çare bulunamamasında en önemli noktalardan biridir.

CTP'nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini partinin en yetkili organlarında görev yapanlar savunmaktan kaçınıyor.

Bu yazdıklarım kulaktan duyma değil, bizzat tanık olup, duyduklarımdır.

Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor.

Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.

Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor.

* * *

CTP açısından bu durum sürdürülebilir değildir.

Kimsenin kişisel ya da küçük grup hesapları partinin bütünselliğinin önünde olamaz.

Hangi siyasi parti olursa olsun, ülke demokratik yaşamına katkı koymasına engel olacak iç sorun yaşayan partilerin sorunları, onların ötesinde ülke demokrasisinin sorunudur.

Bu tür zayıflıklar o yapıyı şamar oğlanı yapar.

Ersan Dağlı, CTP'ye yakınlığını gizlemeyen bir işadamıdır. Dün telefonla arayıp aynen şöyle dedi: "Hasan abi nedir bu durum? Öğretmenler grevi kaldırdı şimdi de öğrenciler sokakta. Birileri CTP'yi yok etmeye mi çalışıyor?"

Yanıtın şu oldu: " CTP'yi yok edemezler. Ama madem sordun yanıtını vereyim... CTP'yi yönetenlerin hatalarıyla CTP kendi kendini şamar oğlanı yaptı. Şimdi en kolay ve en moda olan CTP hükümetine, CTP'ye karşı eylem yapmaktır. En küçük derdi olan sokaktadır."

* * *

Orta öğretimde grev kalktı.

Öğrenciler "Sınav yapılmasın" eylemi yaptı, bakanlık kabul etti.

Grev döneminin enkazı böylece temizlenme noktasına gelindi mi? Hayır gelinmedi. Eğer uygar iletişim olmazsa yarın taraflar gene bir birine girecek.

Yazıma noktayı koymadan bir başka dertli kesimin derdini sizlerle paylaşayım.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda gösterilerde yer alacak öğrencilerin kıyafetleri için özel sektöre sipariş verilmişti. O siparişleri alanlar da kıyafetleri dikip hazırladı. Ama 19 Mayıs törenlerinin eylemle aksaması nedeniyle kıyafetler pek çok firmanın elinde kaldı.

Arayan bir işyeri sahibi, "Kimse bizi duymuyor. Bizler için önemli sayılacak miktarda kıyafet elimizde kaldı. Paramızı alamayınca çeklerimizin karşılığını ödeyemeyecek duruma düştük. Bizimle kim ilgilenecek?" dedi

Bu insanlar haklı mı? Haklı. Ancak bizde haklı olmak başka, haklı olunduğu için hakkını alıp alamamak başka..." (30 Mayıs 2008 KIBRIS)

Günün sözü:

Kardeş kavgası, kavgaların en kötüsüdür

   693 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital