|
Toz pembe bir tablo çizmem.
İki liderin iyi niyetinin de mutlaka etki sınırı var.
Önemli olan Talat ve Hristofyas'ı bu önemli barış yürüyüşünde yalnız bırakmamak.
Kıbrıs'ta çözüm isteyen tüm merkezler köstek olacak yaklaşımlardan uzak durmalı
Bazı yürüyüşler vardır ki, o yürüyüşlerde destekten daha önemli olan köstek olunmamasıdır.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik yürüyüşlerini de bu tür bir yürüyüş görüyorum.
Talat ve Hristofyas dün Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için liderler düzeyinde müzakerelerin ilk toplantısını yaptı.
Yazımın hemen başında şu noktanın altını çizmek isterim. KIBRIS SORUNUNA ÇÖZÜM BULUNMASINI İSTEYENLER KADAR İSTEMEYENLER DE VAR.
Ancak bunu çok açık olarak söyleme cesareti olanlar yok denecek kadar azdır.
"Biz de barış isteriz" deyip hemen ardından "Amma!" diyerek gerçek niyetlerini dolaylı da olsa dile getiriyorlar.
* * *
Talat ve Hristofyas'ın dünkü görüşmesiyle ilgili pek çok yorum yapılabilir.
Ancak çok net olarak belirteyim dünkü görüşmede her iki lider çözüm sürecinde çok yapıcı bir anlayışla rol üstlenmek istediklerini ortaya koydular.
Pek çok durumda küçük ya da önemsiz gibi algılanabilecek yaklaşımlar çok önemli sonuçlara veri teşkil eder.
Dünkü görüşmenin arifesinde Pirgolu Rumları, Yeşilırmak Kapısını kullanarak Güzelyurt'taki Ay Mamas ayinine gitmelerinin bizim tarafça engellenmesinin sorunu yaşandı.
Bu sorunun Talat - Hristofyas buluşmasına etkisi merak ediliyordu.
Hristofyas, konuyu masaya taşımadı.
Buna karşın BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, konuyu masaya getirir gibi oldu ama Hristofyas, çok ciddi bir siyasi olgunlukla konuya yapışmadı.
Bunca yılın olumsuz birikimleri toplumlarda barışçıl değil tam tersi düşünceleri besledi.
Böyle bir ortamda karşı taraf düşmanlığına dayalı politikalar daha kolay prim yaptı.
Ay Mamas ayinine ulaşımda Pirgoluların yaşadığı hayal kırıklığı ve buna bağlı tepkileri sıcaklığını korurken Hristofyas'ın sergilediği tavır barışı besler niteliktedir.
Birilerinin, "Ama Hristofyas şunu da dediydi" dediğini duyar gibiydi.
Söyleyebilir.
Talat'ın da bizim tarafta kendi toplumsal yapımız içinde söyledikleri var.
Karşılıklı söylevlerde rahatsı edici yanlar olabilir.
Önemli olan bardağın dolu kısmını görmek, iyi niyetli barışçıl yaklaşımları beslemek...
Hiç kuşkum yok bu yaklaşım karşılıklı olarak benimsenirse zaman içinde rahatsız edici yanlarda azalma olacak.
* * *
Kapsamlı müzakereler dün başladı.
Dünkü buluşmanın en önemli, en umut verici yanı ilk kez barışın yaşam biçimi olarak benimseyen iki liderin masada buluşmasıdır.
Tam bu noktada KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın hakkını vermek isterim.
Talat, KKTC Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğu ilk günden hedefini Kıbrıs sorununun çözümüne imza aşamasına kadar etkin katkı koymak olarak belirledi.
Barış için elini ilk günden uzattı.
Karşısında Papadopulos olmasına rağmen elini bir gün bile geri çekmedi.
Karşı taraftan rahatsız edici çıkışlara tepkisini koydu ama köprüleri hiç bir zaman atmadı.
Rum tarafı kökenli sıkıntı yaşarken kendi içimizden, Türkiye'nin sivil ve asker yüzlerinden de sorunlar yaşadı. Sıkıntılarını gördük. Ama eleştirilerimizle sıkıntı kaynaklarına da mektup yolladık.
Talat, pes etmeyerek yeni ve umut dolu yeni sürecin başlamasında en önemli rolü oynadı.
* * *
Toz pembe bir tablo çizmem.
İki liderin iyi niyetinin de mutlaka etki sınırı var.
Önemli olan Talat ve Hristofyas'ı bu önemli barış yürüyüşünde yalnız bırakmamak.
Kıbrıs'ta çözüm isteyen tüm merkezler köstek olacak yaklaşımlardan uzak durmalı.
Gerçekler biliniyor.
Çözümden etkilenecek merkezler biliniyor.
Talat ve Hristofyas, hassas dengeleri koruyacak siyasi olgunluk ve beceriye sahiptir.
Geçmişi unutmadık. Ama yaşayabilir bir çözüm için geçmişin deneyimleriyle geleceğe barış duygularıyla yürümek gerekir.
Bir de şunu bilelim. Gerçek ortadayken kelimelerle oynamaya hiç gerek yok. BM Genel Sekreteri dünkü mesajında "Tüm Kıbrıs halkı" (all the people of Cyprus.)
İfadesini kullandı. Bu satırların yazarı olarak bunu Kıbrıs Türk halkını görmezlikten gelen bir tanımlama olarak algılamadım. Adada ağırlıklı olarak Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkı var. Sorun aynı halkı oluşturan insanlar arasında değil dili, dini, ulusal kökeni ayrı iki toplum, iki halk arasındadır. Bunu inkar eden yorumlar geniş tabanlı değil.
... Talat ve Hristofyas'a yürekten başarılar diliyorum...
Günün sözü:
Barış, yürekten beslenen güçle inşa edilir.
|