|
Bazı kişiler vardır ki, bunlar başkalarının bilgisi ile bilgin olurlar ve bunu çok büyük bir meziyet gibi göstererek bulundukları meclislerde, ellerini göğüsleri üzerinde tutmasalar da, kendilerini övmeyi pek çok severler...
Bunlardan bazıları ise daha da ileriye giderek tevazuu elden bırakıp, kendilerinin birkaç aydından biri olduğunu iddia da ederler.
***
Yine bazı kişiler vardır ki, bunlar başkalarının bilgisi ile bilgin olmayıp, kendi deneyimleri ile bilgin olurlar, ancak bu sınıfa girenler, başkalarının bilgisi ile bilgin olanlardan ziyade, kendi akılları ile akıllı olacaklarının bilincine varırlar....
Bu bilince varan akıllı insanlar, başkalarının bilgisi ile bilgin olup, kendi aklınca akıllı olamayanlara üzülürler...
Ve üzüldüklerini, bu birinci sınıfa giren insanlara belli etmezler, sadece onlara uzaktan acıyarak bakarlar...
***
Acımak, aslında insanca bir duygudur...
Ancak ne var ki insanın maymundan geldiğini savlayarak kendi nesline sitemkâr bir davranış içerisine giren kişide acıma duygusu yoktur...
Çünkü insanın hayvandan geldiğini savlayan ve kendini buna inandıran adam, artık kendinin bir hayvan değil de insan olduğuna kolay kolay inanamaz...
İşte, böyle bir duyguya kapılan adam ise hiç iflah olmaz...
Ve böyle kişilerin aklı başından gider ve de hayvani duyguları daha ağır basar...
Gözlerine taktıkları bu sihirli gözlük sayesinde hemcinsleri olan insanları da hayvan olarak görmeye başlarlar...
Bu acı kanı ise, onların hazin sonunu hazırlar...
Bu hazin son ise yalnızlaşma ile başlar ve sonunda bir hayvanat bahçesinin demir kapısında son bulur...
Kapılar kapanıp, adam, yani kendini hayvan zanneden adamın demir kafes içerisindeki hali, artık seyredilmeye değer görsel sanatların birinci sınıfına girer...
Bu tip hayvanların pek çok seyircisi olur...
Bunların arasında ön locada oturanlar ve üzüntülü olanlar, kafese sokulan ve de aslan zannedilen adamın dişleri ile demir parmaklıkları ısırıp kükreyerek isyan etmesini bekleyenlerdir...
Bir müddet sonra bu locada oturanların yüzlerindeki hüzünlü bakış acı bir tebessüme dönüşür ve hep öyle kalır...
Bu donuk bir maskedir ve artık değişmez...
Geri localarda oturan uzmanlar, insanı, daha doğrusu kafesteki insanı hayvan olduğuna inandıranlar daha rahattırlar...
Çünkü onlar bu gibi sahneleri daha önce seyretmiş olanlardır... Bunların rahatlığı ise geçmiş deneyimlerinin başarı oranına bağlıdır...
***
Bu iki tip seyirci ve demir kafes içerisindeki kendini aslan zannedenin trajedisi bundan sonra başlar, adam eğer aslan gibi davranıp demir kafesi parçalayıp dışarı çıkarsa, donuk maskeli insanlar gülmeye başlarken, geri localarda oturanlar paniğe kapılarak birer ikişer kaçışırlar.....
Ancak ne acıdır ki, kafese kendi arzusu ile girenin artık aslanlaşması söz konusu değildir...
Son sahnede takma yelenin düştüğü görülür...
Yele yere düşer düşmez, görüntü artık aynadadır...
Ve aynadaki görüntü ise bir aslana ait değil, bir tilkiye aittir...
|