Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Siyah perdelerin gizemi...

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Aralık 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Onları ilk kez o loş odada tanımıştım.

İkisi de yaşlıydı.

Ve de oldukça inatçı iki insandılar...

Yaşadıkları son felakete kadar da küstüler aslında...

Ne tuhaftır ki, felaketler küskünleri bugün olduğu dün de barıştırıyordu.

İç içe giren iki odadan oluşuyordu kaldığımız yer.

Ve ben nedense nenemle kalmayı tercih ederdim o zaman.

Çünkü pek hesap verme zorunluluğum yoktu.

İstediğim gibi gezer tozar, gecenin yarı vaktinde gitsem de o beni hep beklerdi.

Bir de yaşamı boyunca, hiç kahvaltı yaptığını görmediğim nenem, o zamanlar benim için cazip gelebilecek kahvaltılar da hazırlar, az yediğim günler ise hiç değişmeyen şu sözlerle öfkesini dile getirirdi: "Gene kuş kadar yedin..."

Ne ilginçtir ki, her akşam dışarıya çıkmak için fırsat kollayan ben, bu yaşlı ikili bir araya geldikten sonra, evden çıkmak istemezdim.

Onların yaşadığı süreci merak eder, anlatılanları can kulağı ile dinlerdim.

İlgimi çeken hikaye olursa, hiç dışarıya çıkmazdım.

***

Soğuk bir kış gecesiydi...

Yanan gaz sobasının ısıttığı odada, gaz lambasının titrek ışığı duvara yansıyordu.

İşte o gece, ilk defa beni yıllarca koşturtacak ve sonunda çözeceğim karanlık bir hikayeyi de onların ağzından dinleyecektim.

O kadar hararetli bir konuşmaydı ki, ikisinin duvara yansıyan siluetleri bile insanı tedirgin ediyordu.

Ben sanki bir gölge oyunu izler gibi onları izliyordum.

Hikaye karanlık olduğu kadar ilginçti de.

Yıllarca İngiliz sömürge döneminde yol memurluğu yapan ve hatırı sayılır zenginlerden olan nenemin dünürü, 1963 olaylarından sonra nenemle barışmıştı.

Bir akademisyen kadar olmasa bile İngiliz diline vakıf biri olarak iyi bir kültüre sahipti.

Konu, İngiliz sömürge döneminde yaşanan trajik bir olaydı ve bu trajedinin üzerindeki esrar perdesi hâlâ gizliliğini koruyordu.

Galiba beni bu mesleğe iten en büyük neden de o gece bu karanlık olayı araştırmak dürtüsüydü.

Hikayeyi dinlediğimde aradan kırk kusur yıl geçmişti.

Araştırmayı bitirdiğimde ise altmış kusur yıl, bir sorgu yargıcı titizliğinde çalışmış, görgü tanıkları dahil birçok insanla konuşmuş, resmi belgeleri incelemiş ve komployu ortaya çıkarmıştım.

Bu çalışmayı yaparken, yaşanmış olayların filmlerinin neden bu kadar ilgi çektiğini ve başarı grafiğinin yüksekliğini de kavramıştım.

Beni etkileyen en ilginç olaylar ise konuştuğum yaşlı insanların birçoğunun beni aynı yaşta görerek, "Sen iyi hatırlarsın, o zaman filan yerde şu vardı veya filanca efendi de şu sokakta otururdu" gibi sözleri olaydan çeyrek asır sonra doğan beni hayli eğlendirirdi.

***

Onun içindir ki, yaşanan trajik olayların perde arkasını çözmek için her zaman içimde bir rahatsızlık duymuşumdur.

Bazen insanın çok şey bilmesinin zararlı olduğuna inansam bile, kafasında soru işaretleri olan kişinin de belli etmese bile aynı rahatsızlığı duyduğuna inanırım.

Daha doğrusu; soru işaretlerini cevaplandırmayı severim aslında....

   909 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Kasım 2008, Perşembe   Kırmızı çizgili yıllar(53)...
26 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
25 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
24 Kasım 2008, Pazartesi   Kırmızı çizgili yıllar (51)...
23 Kasım 2008, Pazar   Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...
16 Kasım 2008, Pazar   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49
15 Kasım 2008, Cumartesi   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR (48)
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(47)...
11 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(43)
25 Ekim 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar(45)...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital