Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Kırmızı çizgili yıllar(40)

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Eylül 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Katy kısa adıydı...

   Asıl adı ise Kadriye idi...

   Kadir kıymet demektir aslında bu adın manası...

   Katy, ünlü bir ailenin kızıydı...

   Köşklüçiftlik'ten ziyade adaya da damgasını vuran bir ailenin ...

                                                                ***  

 

   Katy veya Kadriye işte o günlerde karşımıza çıkacaktı...

   1963 gibi zor bir dönem yaşayan, medeniyet denen ve Akif'e göre tek dişi kalan canavara yenik düştüğümüzü çok geç fark edecektik...

   Katy'e baktığımızda hayatın renginin hiç de öyle olmadığını görecektik...

   Sadece iki binli yıllarda göreceğimiz bir portre ile karşı karşıyaydık kuşkusuz...

   Yanılmıyorsam o günlerde burada görev yapan bir diplomatla evlenecekti ...

   Şimdilerde ise, yakınları hariç, ben onun hakkında hiçbir şey bilemeyecektim...

   Entegrasyonun ilk temeli belli ki daha  o günlerde atılacaktı...

 

***

   Sıcak günlere doğru gidiyorduk...

   Gençliğimizin bu kadar hovardaca harcanacağının bilinmez gizemleri içinde...

   Belki "Uzun ince, bir yoldaydık", belki de hiç ışık görülmeyen bir tünelin yarısında...

   Öylece girdik 7 Ağustos 1964'e...

   Ateşle imtihanın ilk gününe...

   Tarihimizde Erenköy Mücahitleri olarak damgasını vuracakların ve ister sağcı, isterse solcu olsun köşe başlarını tutacakların yaşadığı döneme...

   Üstelik Grivas gibi çağdışı bir sakatın, bu insanların üzerine ordu süreceği günlere...

   Sonunda tarihin karanlıklarına gömülen rüyasıyla, doğduğu evden hatıra olarak aldığım bir şişe şarabın bile masada bıraktığı gölgeyi silmek mümkün olmayacaktı...

   Grivasın, yani Diğenis'in gölgesini uzun yıllar silemeyecekti...

   Komitacı olmanın gerçekçilikle bağdaşması gerektiğini bilmesi gerekirdi belki, belki de büyük dersler alması gerekirdi, ne yazık ki son dersi göremedi...

 

***

   Bir yangınla girdik ağustosun öğle saatlerine...

   Sıcağın nemli bir tül gibi boğazımıza sarıldığı saatlerde...

   İlk sıcak çatışma ve çok uzun sürecek bir geceye...

 

***

   İzzet Reis ısrarlıydı...

   Barış Gücü'nün o meşhur Ledra Palace otelinin tellerine, kız arkadaşlarını kamufle etmek için taktığı hasır perdeleri yakacaktı...

   Belinde tabancası, elinde bir şişe benzin, arkasında ben, yaklaştı menzile...

   Sonra ateşe verdi hazırları, bir sessizlik ve ardından patlayan silah sesleri...

   Sanki bir anda işler ters yüz olmuştu, Reis belindeki tabancayı çekip havaya iki el ateş etti...

   İşte o andan sonra, ortalık cehenneme döndü...

   "Siper alın" diye haykırdı ...

   İki düşman ateşi kısa sürede ortalığı darmadağın etmişti...

   Ahır mevziiye doğru kaydım, elimde sten tipi otomatik silah, bazen tutukluluk yapan, bazense otomatik atışta tek tek sayan bir silah...

   Biraz şanslıydım galiba, girdiğim dört ciddi çatışmadan da sağ çıktığım için...

   Oysa ki, etrafıma baktığım zaman, bir çok günahsız insan şöyle veya böyle hayatını kaybedecekti...

   1223 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Kasım 2008, Perşembe   Kırmızı çizgili yıllar(53)...
26 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
25 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
24 Kasım 2008, Pazartesi   Kırmızı çizgili yıllar (51)...
23 Kasım 2008, Pazar   Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...
16 Kasım 2008, Pazar   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49
15 Kasım 2008, Cumartesi   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR (48)
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(47)...
11 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(43)
25 Ekim 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar(45)...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital