|
Düşünebiliyor musunuz bir Kıbrıslı Türk, Lefkoşa'ya ısrarla Lefkoşe diyor...
Lefkoşa'nın Lefkoşa olduğunu çok iyi bilen, orada yaşayan, orada kökleri, orada tarihi olan bir kişi, kültürünü, varlığını, kendini inkar ederek, Lefkoşa'ya Lefkoşe diyor.
Üstelik Türkiye'de bile bazı televizyon kanallarının, bazı gazetelerin artık doğrusunu söylemeye, doğrusunu yazmaya, Lefkoşa'yı Lefkoşa diye anmaya başladığı bir zamanda...
Has be has Kıbrıslı bir insan nasıl söyler bunu, neden söyler, nasıl bir ruh halidir bu?
Çağlayan Parkı'nın "Ankaralaşmasının" görüşüleceği Lefkoşa Belediyesi Meclis toplantısında yaşananları gazetelerde okudunuz.
Kışkırtıcı bir şekilde Lefkoşa'yı Lefkoşe diye tekrarlayan kişi, buna tepki gösteren başka bir kişiye tokat atma cüretini gösterebiliyor.
"Alışacaksınız" diyor...
Neye alışacakmış, Çağlayan Parkı'nın "Ankara Çağlayan Parkı" olmasına tepki gösterenler?
Kuzey Kıbrıs'ın daha da Türkiyeleşmesine, Kıbrıs Türk kültürünün yok olmasına, değerlerimizin yitip gitmesine, hatta hatta Lefkoşa'mızın Lefkoşe olmasına alışacakmış.
Alışacakmışız Kıbrıslı Türklerin yok olmasına.
Ne olmuş Kıbrıslı Türkler yok olacaksa değil mi?
70 milyonluk Türkiye'den birkaç yüz bin kişiyi daha buralara aktarmak o kadar zor değil ki?
"Giden Türk gelen Türk" zihniyetinin temsilcilerine göre bu o kadar da sorun değil.
Türkiye'yi sevmekle Türkiyeleşmeyi bir birine karıştırıyorlar...
Size kimse "Türkiye'yi sevmeyin" demiyor ki, kimse Kıbrıslı Türkler için Türkiye gerçeğini inkar etmiyor zaten.
Sevmekle yalakalığı bir birine karıştırıyorlar.
Ölümüne sevin, sevin de bunu yaparken kendinizi, değerlerinizi, köklerinizi, kimliğinizi, kültürünüzü, tarihinizi inkar etmeyin.
Kuzey Kıbrıs'ın Türkiyeleşmesi inanın o çok sevdiğinizi söylediğiniz Türkiye'nin de lehine değil.
Belki bu ülkede çözüm hayali, insanca yaşam hayali kuranların bu hayalleri yakın zamanda gerçekleşemeyecek ama sizinki de, yani Türkiye'nin bir ili olma hayaliniz de gerçekleşmeyecek.
Bugün Lefkoşa Belediye Meclisi'nde yapay bir kriz çıkarıp, "Ankara Çağlayan Parkı" ismini kalıcı yapabilirsiniz, "Ankara Çağlayan Parkı" konusunu meclisin gündemden düşürmekle bu sorunu çözdüğünüzü de iddia edebilirsiniz...
Hatta parkın "Ankara" diye kalmasına onay veren UBP ve DP meclis üyeleri bir karar daha çıkarıp Lefkoşa'yı Lefkoşe yapsınlar, kendilerine destek veren ve bu uğurda adam tokatlamaktan çekinmeyenler de avuçları patlayıncaya kadar bu kararı alkışlasın.
Kendilerine "milliyetçi" diyenler, milliyetçiliği kraldan çok kralcılıkla mı kanıtlayacak, yağcılık, şakşakçılık milliyetçilik midir?
Vatanını sevmeyen, özüne, kültürüne, anılarına, kimliğine, köklerine sahip çıkmayanlar milliyetçi olabilir mi?
Ya da "iki kuruş daha menfaat elde edebilir miyim" diye insanın bir tarihi inkar etmesi normal midir?
"Ne olmuş yani Çağlayan Parkı'nın adı Ankara olmuşsa?" diyenler vardı.
Yıllardır savunduklarını inkar edercesine bazı CTP yetkilileri bile "abartmayın" demişti.
Alın işte, Kıbrıslı Türkler Lefkoşa'sına "Lefkoşe" demeye başladı, üstelik bunun için başkasına tokat atacak kadar kendini kaybederek!
|