Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
15 dakikada böyle oldu
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir
Erol'la gururlandık
Kendi içimizde hazır hale gelmeliyiz
Kalçada, Jennifer Lopez ve Beyonce'yi geride bıraktı
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek
Gönyeli'nin lige mesajı:3-2
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki"
Zeytincilik semineri bugün

YORUMLANANLAR
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [1]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [2]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [1]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
Devlet, yok oluşumuzu durdurmalı [1]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [1]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [1]
İktidara adayım [2]
2 bin ağaç elektrik kurbanı [2]



HANGİ POLİTİKACIYLA TATİLE GİTMEK İSTERDİNİZ?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bizim KIBRIS TV’den sevgili Mehmet Ekin Vaiz, sokakta vatandaşlara; “Hangi politikacıyla tatile gitmek istersiniz?” diye bir soru sordu.

   Mehmet’in “Hellimli Demokrasi” adlı programı, mizah ağırlıklı bir program.

   Toplumsal, politik taşlamaları var ama bu işi mizahla yapıyor.

   İşte son programda da gırgır bir soru yöneltti vatandaşlara; “Hangi politikacıyla tatil yapmak istersiniz” diye.

   Sanırım 20’den fazla vatandaşla konuştu.

   Soru gırgırdı belki ama cevaplar ibret verici, dikkat çekiciydi.

   Konuşanların yüzde 95’i politikacılarla ilgili hoş şeyler söylemediler.

   Politikacılara güvenmediğini söylüyordu vatandaşların çoğunluğu...

   Güvenilir değiller...

   Yalancıdırlar..

   Sözlerinde durmuyorlar...

   Sıkıcıdırlar...

   Hep kendilerinin ve yakınlarının çıkarları için uğraşıyorlar...

   Vatandaşların cevapları bunlardı.

   Daha kötüsünü söyleyenler bile vardı.

   Birkaç kişi dışında kimse politikacılarla tatile gitmek istemiyordu.

   Mehmet Vaiz’in bu gırgır sorusuna verilen cevapları, “nasıl olsa mizah programı” diye dikkate almamak olmaz.

   Hatta ciddi ciddi bunun üzerinde durmak lazım.

   Vatandaşa hak vermemek elde değil.

   Bu memlekette vatandaşın politikacıya güven duymaması için çok sebep var...

   Özellikle de son dönemlerde politikacıların partilerinden bir ayrılış şekli var ki tam da insanları politikadan soğutmalık.

   Özellikle ÖRP’nin kuruluş şekli sanırım bardağı taşıran son damlaydı.

   Daha partisinden istifa etmeden, başka parti ile hükümet pazarlığı yapan, önce hükümet sözü alan daha sonra parti kuran politikacılar...

   İsimleri yolsuzluklara, rüşvete bulaşan, ardından da televizyon ekranlarında bir birini suçlayan, deşifre eden politikacılar...

   İnanılmaz iddialara adı karışan politikacılar...

   Muhalefette başka, iktidarda başka konuşan politikacılar...

   Mevki sahibi olunca, makama oturunca, vatandaşı unutan politikacılar...

   Çok konuşan, nutuk sallayan ama boş konuşan da yine politikacılar...

   Örnekleri artırabilirim...

   Şimdi vatandaş haksız mı yani politikacıları sevmemekte?

    Elbette tümünü aynı kefeye koymak haksızlık olur, tabii ki işini layıkıyla yapanlar da var ancak insanlar çoğunluğu düşündüğü zaman aradaki iyileri de görmezden geliyorlar.

   Ve işte son örnek, UBP’nin İskele ilçesindeki en etkili isimlerinden milletvekili Hüseyin Avkıran Alanlı, partisinden istifa etti.

   Elbette istifa edebilir, anlaşmazlığa düşer, orada hizmet veremeyeceğine inanır, çeker istifa eder.

   Ancak ortada dolaşan dedikodular, iddialar gerçekten de hazmedilebilir gibi değil.

   İddiaya göre, işleri kötü giden, maddi olarak darboğaza giren, çok zor durumda olan milletvekili Alanlı, ÖRP’nin sağlayacağı avantajlarla zor durumdan kurtulacak, bunun karşılığında da ÖRP’ye geçip, bu partinin mecliste grup kurmasına katkı sağlayacak.

   Bunlar tabii ki UBP’lilerin iddiası.

   Hüseyin Avkıran Alanlı istifa erken UBP hakkında söylemediğini bırakmadı ya, şimdi onlar da onun hakkında bir şeyler söylüyor.

   Hakarete varan sözler havada uçuşuyor.

   Kim haklı kim haksız, iddialar doğru mu yalan mı bilemiyoruz, memleket küçük yakında kokusu çıkar ama iddia bazında dahi olsa söylenenler, karşılıklı suçlamaklar, o malum politikacı karakterini yansıtmıyor mu?

   Yansıtıyor elbet, söylenenler karşısında insanın midesi bulanıyor.

   E şimdi gel de vatandaşa politikacılarla ilgili düşüncesinde hak verme.

 

 

 

*************

 

“NE OLMUŞ YANİ”NİN ANIMSATTIĞI

HALAYIĞIN HİKAYESİ

 

   Toplumumuzdaki son dönemde hakim “umursamazlık”, “bananecilik”, “ne olmuş yani” anlayışı üzerine yazdığım “Ne olmuş yani sözünden nefret ediyorum” başlıklı yazımın üzerine sevgili hocam Bener Hakkı Hakeri, tam da bununla ilgili yaşanmış bir fıkra anlattı bana.

   Fıkrayı oldukça anlamlı buldum ve sizinle paylaşmak istedim.

   Bir zamanlar oldukça güzel, seksi, bakire bir halayık varmış.

   Tüm erkeklerin gözü üzerindeymiş ama hiç kimseye yüz vermezmiş.

   Kimseyle de pek ilgilenmezmiş, hiç sosyal değilmiş, hani “burnu düşse eğilip yerden almaz” denilen tiplerdenmiş.

   Varsa yoksa güzelliğiymiş, nasıl daha güzel olabilirim, nasıl insanların dikkatini çekebilirimin dışında pek bir dedi yokmuş.

   Yakınları hep “bu kadar umursamaz olma dünyaya” diye nasihat etse de o pek aldırış etmezmiş.

   Bir gece güzel halayık uyurken, dışarıda bir tıkırtı duymuş.

   Kalkıp da ne olduğuna bakacağına “dur bakalım” demiş.

   Tıkırtı pencereye kadar yanaşmış.

   Halayık yine “dur bakayım” demiş.

   Dışarıdaki kişi pencereyi zorlamaya başlamış ama halayık yine oralı olmayarak, “dur bakalım” demiş içinden.

   Pencere açılmış, halayık yine oralı değil.

   “Dur bakalım” deyip duruyormuş.

    Pencereden içeri girip, yürümeye başlamış meçhul kişi ama halayık içinden “dur bakayım” demeye devam ediyormuş.

    Halbuki bir çığlık atsa, herkes odasına toplanacakmış ama umursamazlık o kadar ruhuna işlemiş ki yardım istememiş.

    Meçhul kişi yatağa kadar uzanıp, yorganı da ellemeye başlamış ama halayık halen “dur bakayım” diyormuş içinden.

    En sonunda kafasında çorap olan tanınması imkansız adam, önce halayığın ağzını eliyle kapatmış, ardından da bir güzel bağlamış bağırmasın diye.

    Sonra da halayığı soyarak tecavüz etmiş.

    Ağzı sıkı sıkı kapalı, meçhul bir adam üzerine abanmış durumdaki halayık, bu kez içinden “ne olacak deyip durdum, olacağı buydu işte” deyip, gözyaşlarına boğulmuş ama olan da olmuş...

   Siz halen ülkedeki her olumsuzluğa karşı “dur bakalım”, “ne olmuş yani” deyip durun bakalım, bu umursamazlıkla devam ettiğimiz sürece halayıktan da beter olacak halimiz.

    Halayık bağırsaydı duyan olacaktı da biz bağırsak bile duyan olmayacak.

 

 

 

************

 

 

BANYO DA YAPMAYALIM MI?

 

   Su tasarrufuyla ilgili Çevre Bakanı Mustafa Gökmen’in “suyu doyasıya içmeyin” önerisi sanırım, mecazi anlamlı bir öneriydi ama kamuoyunda oldukça ilgi gördü.

   Vatandaşlar arasında tam bir gırgıra dönüştü.

    Şimdi Sayın Gökmen, tasarruf için “kana kana, doyasıya su içmeyin” diyorsa, bu durumda “her gün banyo yapmamıza”, “her gün dişlerimizi fırçalamamıza” ve “sakallarımızı kesmemize” de karşıdır herhalde.

   Hah, işte o zaman yandık, mağara adamına döneceğiz demektir.

  

 

 

*************

 

ETİKETLER

 

Çocuklarınıza neyin “iyi” olduğunu

öğretirseniz,

liste dışı her şeyin “kötü” olduğuna

kanaat getirirler.

Neyin “güzel” olduğunu öğretirseniz,

geri kalan her şeyin

“çirkin” olduğunu çıkarımsarlar.

 

***

 

Zoru, “zor”,

basiti, “basit” olarak nitelendirin,

birine olumlu

diğerine olumsuz anlam yüklemeden,

özgüveni öğrenirler.

Sonuçlara “sonuç” deyin,

Gerikini “başarı”,

berikini “başarısızlık”

olarak değerlendirmeden,

korkmadan yaşamayı öğrenirler.

Doğuma “doğum”,

ölüme “ölüm” deyin,

birine “iyi”,

diğerine “kötü” tınısı vermeden,

çocuklarınız hayatı öğretiniz.

 

***

 

Bugün

durumlardan, kişilerden

nasıl söz ettiklerine dikkat edin.

“Çok kötü.”

“Amma aptal ya!”

Düzeltmeyin.

Kimden, nereden öğrendiklerini düşünün.

Zaman,

yeni bir derse başlama zamanı.

 

WILLIAM MARTIN

(‘Modern Ailelere Bilgece Öğütler’ kitabından)

   635 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Ekim 2008, Pazartesi   GÜNEYE KAYAN TÜKETİCİNİN DERDİ YALNIZCA FİYATLAR MI?
11 Ekim 2008, Cumartesi   EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?
07 Ekim 2008, Salı   CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR
06 Ekim 2008, Pazartesi   BAŞBAKAN SOYER VE MALİYE BAKANI UZUN'A SÖZ HAKKI
04 Ekim 2008, Cumartesi   BAYRAM YERİNDEKİ OYUNCAKLAR
03 Ekim 2008, Cuma   HADE GÜZEL BİR ŞEY YAZAYIM AMA NASIL?
02 Ekim 2008, Perşembe   MAĞUSA HALKI, KALE İÇİNİ KAPTIRMAK İSTEMİYOR
01 Ekim 2008, Çarşamba   DANGALAKLARI MI SEVERSİNİZ, YALAKALARI MI?
30 Eylül 2008, Salı   CTP'NİN DİKMEN ÇÖPLÜĞÜ EYLEMİ
29 Eylül 2008, Pazartesi   HAYAT BÖYLEDİR İŞTE



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİ...

Mustafa BESİM

KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital