|
"İstanbul Gazetecilik Sempozyumu"nda bir gerçek bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Kıbrıslı Rum gazetecilerin büyük bir çoğunluğu Kıbrıslı Türk gazeteciler kadar cesaretli değil.
Şimdi neden böyle söylüyorum diye düşünüyorsunuzdur.
Sempozyumda 15 kadar Kıbrıslı Rum gazeteci var, bunlar güneyin isimli, meşhur gazetecileri ve Papadopulos'un neden kaybettiğini, Hristofyas'ın kazanmasındaki etkenlerin neler olduğunu dünkü oturumda açıklamaktan kaçındırlar.
Oradaki tüm Rum gazetecilere sorulan bu soruya tek kişi cevap verdi o da "bu söyleyeceklerimi gazetelerinizde yazmayın" dedi.
Böyle bir istekte bulundu da çok flaş bir şey mi söyledi sanıyorsunuz.
Hayır, güneydeki başkanlık seçimlerinde ortaya çıkan durumun, demokratik bir seçimin sonucu olduğunu, bu konuda söylenecek fazla bir şey bulunmadığını belirtti meslektaşımız.
Ve bunun için dahi "gazetelerinizde yazmayın" dedi.
İnanılır gibi değil, adamlar alt tarafı bir değerlendirme yapmaktan, yani "şu şu şu nedenlerden dolayı Papadopulos kaybetti, şu şu şu nedenlerden dolayı Hristofyas kazandı" diyemiyorlar.
Sempozyumlarda kendilerini yönetenlere tek kelime eleştiri yapamıyorlar.
Elbette Güney Kıbrıs'ta bu gibi eleştirileri yapan gazeteciler de vardır, onlar bu sempozyumda yer almamıştır ama inanın ki onlar zaten azınlıktadır.
Bugün sempozyuma Rumların anlı şanlı gazetecileri geliyor ve korkuyor, konuşmaktan çekiniyor.
Şahsen ben bulunduğum böyle bir platformda bir gazeteci olarak "söyleyeceklerimi yazmayın" demeye utanırım.
Gazetecilik mesleğinin ruhuna aykırıdır bu.
Zaten yazamayacağım şeyi konuşmam, konuşamayacağım şeyi de yazmam arkadaş.
Bir gazeteci bir cumhurbaşkanını, başbakanı, bakanları eleştiremeyecekse, iki kelam edemeyecekse onlarla ilgili, "şu yaptıklarınız bana göre doğru değil" diyemeyecekse bu işi yapmasın daha iyi.
Gazeteciliğin ruhunda eleştiri vardır, tenkit vardır, eleştirel bakış vardır, doğrudan, haklıdan taraf olup, eleştiri oklarını fırlatmak, çözüm için doğru yola çekmek vardır...
Ben Rum meslektaşlarımızın bu yöndeki suskunluğunu gördükten ve aralarından birisinin, "Bu söylediklerimi gazetelerinizde yazmayın" dediğini duyduktan sonra, sempozyuma olan konsantrem bozuldu.
Zaten oradaki tartışma bir süre sonra sanki de Kıbrıs sorununu biz çözecekmişiz gibi bir yöne kayıyor ve sonu gelmez kısır bir tartışmaya dönüşüyor.
Her iki taraftan gazetecilerin birer politikacı edasında bir birine laf yetiştirmesi ile bir sonuç alınamaz.
Aslında biz gazetecilerin Kıbrıs'ta çözüme katkı koymak için nasıl tavır almamız konusunda ortak bir noktada uzlaşmamız gerekirken, konu gereksiz bir tartışmaya kayıyor.
E benim meslektaşım, birinci ağızdan kendisi güneydeki değişimi bana anlatmaz, anlatmaktan korkarsa nasıl bir sonuca varabiliriz ki?
Hatta Rum gazeteciler o kadar tutucu davranıyor ki güzel bir konuşma yapan Yunanlı gazeteci Pavlos Tsimas'a eleştirilerde bulunuyorlar.
Konuşmasında, "çözüm olmadan AB, Kıbrıs'ı içine almamalıydı" anlamına gelen ifadeler kullandığını iddia ederek Yunanlı gazeteciyi eleştirdiler.
Tsimas böyle bir şey söylemedi aslında ama diğer söyledikleri bunu çağrıştırmış diye adamı kınadılar.
Kaldı ki güzel bir konuşma yapan Tsimas'ın söylediklerinden ben öyle bir mana da çıkarmadım doğrusu.
Zaten o da söz alıp böyle bir şey söylemediğini belirtti.
Anlayın artık siz durumu.
Ancak diğer sempozyumlarda da olduğu gibi Kıbrıslı Türk gazetecilerden gayet objektif değerlendirmeler yapıyor, her iki tarafın da artılarını eksilerini ortaya koyan arkadaşlar var.
Gazetelerinde de gerektiğinde bizi yönetenleri eleştirebiliyorlar, uyarabiliyorlar.
Şahsen ben eğer ülkeyi yönetenler hakkında iki satır yazı yazamayacaksam, yanlış yaptıklarına inandığım hususlara değinmeyeceksem, hiç yazmamayı tercih ederim.
***
Elbette sempozyumda güzel konuşmalar da var.
Ancak bana göre en anlamlı sözü yine Yunanlı Pavlos Tsimas söyledi.
Konuyu Türkiye'nin AB sürecine getiren Tsimas sözlerini tamamlarken, "Eğer çözüm isteniyorsa Türkiye'yi motive edecek bir şey bulunmalı" dedi.
Gerçekten de öyle, aslında bence de anahtar burada; Türkiye'yi motive etmeden Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşmak çok zor.
|