Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



MAĞUSA HALKI, KALE İÇİNİ KAPTIRMAK İSTEMİYOR

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Ekim 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Mağusa'dan bazı okurlarımız, "Lefkoşa; Surlar İçini Kaybetti, Mağusa; Surlar İçini Korudu" başlıklı yazımla ilgili aradı.

    Kale içinde yaşayanlar ve burasının esnafı; bugün kentin en cazip bölgesinin kale içi olmasında kendilerinin de paylarının olduğunu söylüyor.

    Kale içi halkı, "Yazınızda, sanki kale içinin korunmasını yalnızca belediye sağlamış gibi bir intiba çıkıyor ama belediyenin katkısı yanında esas rol bizim, biz de direndik, buralardan çıkmadık" diyor...

    Burada yaşayanlar, ısrarla, kale içinin bugün turistlerin en fazla uğrak yeri olması, vatandaşlarımızın rahatça buralarda dolaşması, alışveriş yapması, restoranlar, barları tercih etmesinde kendilerinin de payı olduğunu belirtiyorlar.

    Belki yazıda açıkça belirtmemiştim ama pek tabii ki kale içindeki evlerin ve dükkânların terk edilmemesi, kale dışındaki yeni merkezlere taşınmaması konusunda orada yaşayanların payı mutlaka büyüktür.

    Belediye ilgi gösterdi, oraları imkânlarından mahrum bırakmadı, halk da yeni merkezlerin cazibesine kapılmadı.

    Bir dönem, alışveriş merkezlerinin bulunduğu bölgenin trafiğe kapatılıp, yalnızca yayalara bırakılması konusunda esnafla belediyenin arasının açıldığını da hatırlıyorum.

    İlk anda reaksiyon gösteren esnaf, daha sonra bunun iyi bir karar olduğuna kanaat getirdi.

    Gerçi halen burasının trafiğe kapatılmasının dezavantajları olduğuna inanalar, hiç olmazsa belirli dönemlerde açılmasını isteyenler var.

    Kale içinde park sorunu yok, hatta çok da rahatmış park yönünden, ancak nedense Kıbrıslı Türk tüketici arabasıyla geçip görmediği yeri yok sayıyormuş, tüketici otomobilini mağazanın yanına park edip, alışveriş yapma alışkanlığından bir türlü kurtulamıyormuş, dolayısıyla kale içindeki dükkânları tercih etmeyenler olduğu söyleniyor.

    Bir de esnaf, gelen turistlerden şikayetçi; "Yazınızda her taraf turist dolu diyorsunuz ama hiç alışveriş yapmıyorlar, bakıp gidiyorlar" diyor.

    Güney Kıbrıs'a gelen turistlerden büyük oranda Mağusa'ya da uğrayanlar olduğunu söyleyen esnaf,  ancak Rum rehberlerle gelen turistleri, rehberlerinin alışveriş yapmaktan caydırdığını söylüyor.

     "Turistleri görüyorsunuz ama bize bir kârları yok, belki acıktıklarında yemek yiyenler, bir şeyler içenler var ama alışveriş yapan çok az" diyor kale içi esnafı.

   Aslına bakarsanız bu gibi sorunlar her tarafta, tüm kentlerde var.

   Kimsenin arzu ettiği kadar kazandığı söylenemez, önemli olan, buraları terk etmemek korumak.

   Ve işte bu noktada da şüphesi olanlar var; "önlem alınmazsa Lefkoşa gibi buralarını da kaybedebiliriz" diyorlar.

     Nedeni de şu; buraları da terk eden, evleri, dükkânları bakımsız bırakılan, düşük fiyata işçilere kiralayan, sahibi İngiltere'de olup arayıp, sormayanlar varmış...

    Şimdiden boş evler 100'ü aşmış.

    Duyarlı vatandaşlar, kale içinin sit alanı olduğunu, buralarda evleri, dükkânları bulunanların bu konuda keyfi davranamayacağını, bu gibi kişilere, "ya evini kale içini bozmayacak şekilde tamir et, sahip çık, ya da kamulaştırılır" denmesi gerektiğini söylüyor.

    Londra'da nasıl ki kentin dokusunun bozulmaması için evler dıştan tek tiptir, dıştan mal sahipleri konutuna değişiklik yapılamıyor, Mağusa kale içinde de bu özenin gösterilmesi gerektiğini savunuyor, çevreye ve kente duyarlı vatandaşlar.

    Birçok kişinin malıyla ilgilenmediği, 10 yıl arayıp sormadığı söyleniyor ve gerekirse bu evlerin kamulaştırılmasının, kentin tarihi dokusunu korumak açısından gerekli olduğu vurgulanıyor.

    Mağusa kale içinde de boş evlere işçilerin yerleşmeye başladığı, Lefkoşa'daki tehlikenin Mağusa'yı da tehdit ettiği belirtiliyor.

   Öneriler de var; kesinlikle boşalan, terk edilen, aranıp sorulmayan tarihi evlerin işçi lojmanı olarak kullanılmasına izin verilmemesi, devlet ya da belediye kontrolünde örneğin Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerinin lojmanı olarak kullanılmasının daha isabetli olacağı üzerinde duruluyor.

   Kale içindeki ilkokullardan birisinin dışarıya taşınıp, burasının, yapılan kazılardan çıkarılan eserlerin sergileneceği bir müzeye dönüştürülmesi de öneriler arasında.

   Evlerini restore edenler arasında, tarihi yapıya uymayan işler yapanların, modern, kapı pencere taktıranların, tarihi yapıyı bozanların olduğu ve bu kişilerin de uyarılması gerektiği belirtiliyor.

   Belediye bu tür önerilere açık; Mağusa Belediyesi'nin öncülüğünde, Amerika'dan gelen biz uzmanın eşliğinde kale içini canlandırma çalışmaları yapılıyor.

    İleriki günlerde bu konuda komite kurulması da gündemde.

   Anladığım kadarıyla, Lefkoşa surlar içinin perişan hali, kaybedilmişliği, Mağusa kale içi halkının da Mağusa Belediyesi'nin de gözünü korkutmuş, kale içini kaptırmamakta kararlı görünüyorlar.

   Halkın gazeteyi arayıp hassasiyetini aktarması, önerilerini anlatması, Mağusa Belediyesi'nin uzmanlar eşliğinde toplantılar yapıp, komite kuracak oluşu, bu kararlığın bir göstergesi.

    Keşke başta Lefkoşa olmak üzere, yurdun dört bir tarafında bu duyarlılığı gösterebilsek, tüm bölgelerimizde Kıbrıslılık ruhunu, Kıbrıslılık kimliğini koruyabilsek...

   518 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Kasım 2008, Pazar   GÜLÜN DİKENİ FAZLA BATARSA!
29 Kasım 2008, Cumartesi   YAPMA BE BAŞKAN!
28 Kasım 2008, Cuma   ESKİ UBP'Yİ ANIMSAR MISINIZ?
25 Kasım 2008, Salı   CEZAEVİ ÇALIŞANLARINDAN ÖZKAN MURAT'A AÇIK MEKTUP
24 Kasım 2008, Pazartesi   GİRNE'NİN DERDİ; VAKIFLAR, ELERKTRİK KURUMU VE ESKİ ESERLER DAİRESİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN
21 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?
20 Kasım 2008, Perşembe   SABIKALI LİDERLER
19 Kasım 2008, Çarşamba   VARSIN ALEMCİ OLSUN
18 Kasım 2008, Salı   ÖNCE TRAFİĞE KAPSAMLI ÇÖZÜM



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital