|
Bir telefon bağladılar akşamüzeri, Mağusa'dan bir okurumuzdu, sesini tanıdım, daha önce de konuşmuştuk.
Okurumuz sözü dünkü ölümlü trafik kazasına getirerek, "Size geçen hafta söylemiştim, bu yolda ölümlü kaza olacak demiştim ama yazmadınız..." diye sitem etti.
Doğrudur okurumuz söylemişti bu yolda ölümlü kaza olacağını.
Bir TIR'ın MTG stadı yanındaki kapıdan, başka bir deyişle "Yeni Kapı"dan geçerken, sürücüsünün TIR üzerindeki konteynerin kapıdan geçemeyeceğini hesaplayamaması sonucu, konteynerin yola savrulduğunu anlatmıştı bana.
TIR'ın arkasından otomobille gelen eşinin de konteynerin geçemeyeceğini tahmin ederek, araçtan uzakta kaldığını, daha yakın gitse konteynerin altında kalıp ölebileceğini dehşet içerisinde anlatmıştı.
Bu yolda hem sürat yapıldığını, hem de TIR sürücülerinin kapıdan geçemeyeceğini hesaba katamayarak, dehşet saçtığını söylemişti.
Okurumuz, aynı bölgedeki aşıklar yolunun da çok tehlikeli olduğunu, buraya da bariyerler konulması gerektiğini kaydetmişti.
Konuyu gündeme getirecektim ama araya başka şeyler girdi, yazamadım.
Okurumuz sitem etmekte haklı.
Ölen kadınlardan birisinin yakını aradı, beni aramasının bir nedeninin de içini dökmek olduğunu söyledi.
"Bir şey olmayacağını biliyorum ama yine de yazın" diyen okurumuz, Kıbrıs sorunundan önce trafik sorununa kapsamlı çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.
Okurumuz, "Zaten Kıbrıs sorununa çözüm bulacakları yok, sonuçsuz işlerle uğraşmasınlar, trafik sorununa kapsamlı çözüm bulsunlar" diye konuştu.
Mağusa'dan başkaları da aradı, kent halkı tepkili, yarış yapan iki otomobilin masum insanların ölümüne neden olmasını hazmedemiyorlar.
Düşünebiliyor musunuz, iki yaşlı kadın biraz hava almak, dolaşmak için kaldırımda yürüyor ve delicesine yarış yapan iki otomobilden birisi yoldan çıkıyor, kadınları eziyor, öldürüyor.
Nedir şimdi bu, kaza mıdır?
Hayır bu kaza değildir, resmen cinayettir.
Sonra köşe yazarları bu tür olaylara "cinayet" deyince de vay sen misin diyen, tepki geliyor sağdan soldan, mana çıkarmaya çalışıyorlar, "hedef gösteriyorsun" diyorlar.
Peki siz söyleyin nedir bu?
Bu yolda delicesine yarış yapmak, yoldan çıkıp uçmak, masum insanları öldürmek nedir?
Buna da mı "ne yapalım, olur böyle şeyler" mi diyelim?
Bunu da mı "kader" olarak nitelendirelim?
Adam deli deli sürecek, yarış yapacak masum insanları öldürecek de bunun adı "kader" ya da "şanssızlık" mı olacak?
"Vah vaaah kadere bak, o saat o kaldırımda olmayabilirlerdi, üç dakika gecikseler hayatta kalacaklardı" diye kendimizi mi avutalım?
Yeter artık...
İşe bakın ki kazayı yapan subaydır ve olaya polis bile müdahale edemiyor, olay askeri savcılığa sevk ediliyor.
Bu memlekette bir de bu var; olayda asker oldu mu, subay oldu mu, polis olaya müdahale edemiyor, polis basına bilgi vermiyor.
Mesela bu olayda da kazayı yapan kişinin asker olması nedeniyle soruşturmayı askeri savcı yürütecek.
Neden, asker insan değil mi? Asker neden normal insan muamelesi görmüyor? Asker sivil yaşamda yaptığı bir suçtan dolayı neden tabu olsun?
Adam sivil bir araçla, sivil bir alanda kaza yapıyor, sivillerin ölümüne neden oluyor ama polis tarafından gözaltına alınamıyor, sivil mahkemelerde yargılanmıyor, iş mi şimdi bu?
Burada da bir tuhaflık yok mudur?
Farklı bir konuya girdik, aslında bu ayrı bir konu, sonra yine tartışırız; şimdi trafik kazalarına dönecek olursak; Mağusa'da kazanın olduğu yolda sıkça kaza oluyor ve önlem alınmıyor, ölümler bağıra bağıra geliyor.
Okurumuzun dediği gibi kapsamlı bir çözüm lazım trafik sorununa, ülkenin her yanı ellenmeli ama umutlu değilim, çünkü Dörtyol kavşağındaki ölümlü trafik kazasından sonra çözüm olarak bu kavşaktaki Türkçe "DUR" tabelasının yanında bir de İngilizce "STOP" tabelası yerleştirildi, alın size tedbir.
Söyleyin bana, sorunlar karşısında bu kadar basit düşünen kafalar neyi çözecek?
|