|
Geçen hafta, KEPAM olarak Meclis Başkanı'nı ziyaret ettik ve bir öneri yaptık. Meclis Başkanı Fatma Hanım'a dedik ki; "KEPAM olarak, AB vizyonu taşıyan ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin tüm kuralları ile işletilmesi ve günün koşulları için gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmesi hedefiyle, anayasada ve yasalarımızda var olan engellerin tespit edilmesi ve kaldırılmasını talep ediyoruz."
Çünkü, KEPAM olarak fark ettik ki(geç de olsa), Meclis bünyesinde oluşturulan ve Anayasa'da yapılması düşünülen değişiklikleri ele alan komisyonlarda, ne yazık sadece özgürlükleri ilgilendiren demokrasi ile ilgili konular tartışılıyor.
Halbuki, refahı ilgilendiren ekonomik konuların ve refahın gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz olan serbest piyasa ekonomisi ile ilgili prensiplerin ve buna uygun yasal değişikliklerin de komisyonlarda tartışılması gerekir.
Çünkü, 1983 Anayasası, bugünün global gerçeklerinde, gerek serbest piyasa sisteminin tüm kural ve kurumlarıyla oluşmasında, gerekse refahı artırmak amacıyla ülkede yapılması zorunlu reformların ve değişimlerin gerçekleşmesinde kısıtlayıcı bir konumdadır. Yani, mevcut anayasa bugünün ekonomisine dar geliyor ve her hangi bir hükümetin reform-değişim yapmasına da çok fazla uygun değildir.
Türkiye dahil bir çok ülke, günün koşullarına uymak ve diğer ülkelerle rekabet edebilmek için "özelleştirme, özerkleştirme, bazı kamusal hizmetleri özel sektöre devretme, kamu-özel ortaklıkları yaratma, piyasaları düzenleyici ve denetleyici fonksiyonda yöneten üst kurullar oluşturma, ihtisas mahkemeleri oluşturma, tahkim" gibi benzer konularda değişiklikler yaparak, çoktan ekonomilerinin önünü açtı.
Ama biz "ekonomiyle ilgili bu medeni değişimleri" yapamadık. Bunları yapmak içinde başta anayasa olmak üzere birçok yasayı serbest piyasa ekonomisine uygun hale getirmeliyiz.
Garip olan, birçok partinin, ekonomide veya ekonomiyi ilgilendiren birçok alanda reform yapacağını söylemesidir. Fakat, herhalde partiler, mevcut anayasa ve yasalarla, bir çok reformu yapmanın "ya zor olduğunu, ya da reform diye yapacakları değişikliklerin bir süre sonra muhalifleri tarafından mahkemelerde yaz-boz tahtasına dönüşebileceğinin farkında değiller".
Reform yapmak için evvela anayasa da bazı değişiklikler ve ilaveler yapmak lazım. Anayasa da "bireyin temel hak ve özgürlüklerini" düzenlerken(demokrasi), "bireyin ekonomisi" ile ilgili düzenlemeler(serbest piyasa)de yapmamız gerekir.
Düşünün, biz hâlâ daha ekonomiyi "kira denetim yasası, mal ve denetim yasası" gibi bugünün serbest piyasa ekonomisine uygun olmayan yasalarla yönetmeye çalışıyoruz. Bu yasalarla refahı artırmak mümkün değildir.
Merkez Bankası'nın faiz belirleme yetkisini sınırlayan bir anayasa ile serbest piyasa ekonomisini geliştirmek mümkün mü? Ayni şekilde, icra-iflas sisteminin çalışmadığı bir ortamda mali sektör ve ticareti geliştirmek kolay mı?
Anayasa ve yasalarımızda "moral hazard"a neden olan "borçluyu ve kiracıyı koruyan yasaları", günün koşullarına uygun hale getirmeden serbest piyasa ekonomisinden beklenen faydayı sağlayamayız.
Mesela, buraya birçok nedenden dolayı eli-yüzü düzgün kaliteli yabancı gelmez. Gelenler, daha çok maceraperest, ya da bizden(arazi, kredi, teşvik.. vs) bir şeyler alarak gelir; cebinde para olan pek gelmez. Niye gelsin ki? Hangi hukuka, yargıya, hükümete güvenecek?
Hem daha fazla, hem de daha kaliteli yabancı sermayenin gelebilmesi için, mutlaka tahkim müessesesini çalıştırmalıyız. Bunu hukukumuzun bir parçası haline getirmeliyiz. Yabancı yatırımcı, ülkede ihtilaf halinde KKTC dışında da hakkını arayabilmeli.
Bu yüzden, mesela, yabancıların ülkemize yatırım yapması için mutlaka 1950'lerden kalma tahkim müessesesini, BM Uluslararası Ticaret Kanunu üzerinde çalışan Komisyonun tahkim kurallarına, yani "Uncitral Arbitraition Law"a uygun olarak değiştirmeliyiz.
Mevcut anayasamız, ticaretin ve mali sektörün önünü açabilmek için tam yetkili ihtisas mahkemelerinin kurulmasına dahi imkan vermiyor. Mesela, bu ülkede "ekonomide take-off "için çok hayati olan, "kamunun varlık satışı, özelleştirme, kamu-özel ortaklığı veya kamusal bir hizmetin piyasaya devredilmesi" gibi, ihtiyacımız olan liberal vizyonlu reformların, başka yasalara takılmadan, mahkemelere düşmeden, temiz olarak yapılacağını zannetmiyorum.
Diyeceğim odur ki, bir ülke her gün anayasa değişikliği yapmaz. O yüzden, anayasa tartışmalarını, seçime ve meclisteki tıkanıklığa endeksleyerek yazık ediyoruz. Üstelik, ekonomik konuları da ihmal ediyoruz.
Gelin, bu işi daha makul bir süreye yayalım ve üniversitelerin, sivil toplumun da katılacağı daha geniş bir toplumsal platform kurarak; ekonomi dahil bütün konuları tartışalım. Yoksa, daha sonra gerçekten reform yapmak istediğimizde tıkanacağız.
|