Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı
Hem aldatıldılar, hem hapse gittiler
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor
Başkanlık konusunda uzlaşamadılar
Evraklarını yeğenine verdi polise "kaybettim" dedi
Tatbikatlar iptal
Ertuğruloğlu: Herkes mesajı aldı,UBP tek başına iktidara yürüyor
Esnaf tükenme noktasında, acil önlem şart
Öztürk: Ülkede toplanan sütün yüzde 20'sinin fiyatı borsada belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümü, AB'ye katılıma da yardımcı olacaktır

YORUMLANANLAR
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [3]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [1]
15 dakikada böyle oldu [1]
Devlet, yok oluşumuzu durdurmalı [1]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [1]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [1]
İktidara adayım [2]



TURİZMDE "KIYAMETE" SÜRÜKLENİYORUZ

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çözümsüzlükten-izolasyonlardan, yanlışlarımızdan ve teşvik sistemimizden dolayı turizm sektörü istemediğimiz noktaya doğru gidiyor ve işin kötüsü bu noktadan geri dönüşün maliyeti de görece artıyor. Daha doğrusu bu saydığım sebepler, bizi hızla "turizmde kıyamete sürüklüyor".

Mutlaka aklımızı başımıza alıp, topyekün turizm politikamızı yeniden dizayn etmemiz lazım. Bu ülkede, acil kanayan yaralarımızın başında gelen konulardan biri, kumar ve büyük otel açmazında sürüklendiğimiz vahim konaktır.

Bakın, ortada arızalı(dışa açık serbest piyasa yok) bir piyasa ve yanlış teşvikler(motivasyon mekanizmaları) var ve bu şartlar altında, piyasa bizi hem sosyo-ekonomik, hem de ekonomi-politiği anlamında arzu etmediğimiz noktalara doğru sürüklüyor. Yani, turizmde elimizi verdik ama kolumuzu kaptırmış durumdayız.

Geldiğimiz noktada, turizm açısından ortada 2 büyük sorunumuz var. Bunlar;

1-Turizm harcamalarının(yatırımların değil) göreli net katma değeri azalıyor.

2-Turizmde yerli istihdam yaratma kapasitesi düşük yatırımlar yapılıyor.

Gözlemlerime göre, turizmde yapılan yatırımların, ekonomiye stok(yatırım) katma değer etkisi, akım(faaliyet geliri) katma değerinden göreli çok yüksektir. Elbette, başlangıçta böyle olacak ama paranın zaman değeri bakımdan akım katma değer etkisi, stok katma değerden fazla olması lazım.

Ötesinde, turist profilimiz değişti, en azından büyüyen turist hacmimiz içinde harcama kapasitesi yüksek turist miktarı görece azaldı. Bu da haliyle, toplamda turizm gelirlerimizin artmasına rağmen, turist başı harcama miktarımızı azalttı. Ki, bu ekonomik açıdan iyi bir trend değil.

Daha da kötüsü, kumara dayalı büyük otel turizmi, her alanda kendi piyasasını yaratıyor, baskın hale geliyor ve piyasa, bu turizm türü etrafında çöreklenmeye başlıyor. Ve bu piyasa kendi gelirini yaratığı için ve de bu gelire bağımlılık arttığı için; artık, bu kısır-döngüden kurtulamıyoruz. Havayolu taşımacılığından tutunda turizm politikalarına kadar her şey bu piyasaya göre dizayn oluyor...

Tanıtım-pazarlama dahil, turizm "faaliyeti" için, yani turizmde akım geliri artırmak için yapılan teşvikler, daha çok büyüklere, onların bağlantılarına ve ihtiyaçlarına gidiyor.

Tahminim, bu faaliyetlerin bütçeye marjinal maliyeti de artmıştır. Yani, her ilave turist için katlanılan bedel artmış, ilave turist artışının katkısı görece azalmaya başlamıştır.

Hatta, bana göre bu yönde yapılan turizm teşvikleri ile hayvancılıkta yapılan teşvikler arasında benzerlik var. Nasıl ki, hayvancılıkta yapılan inek başı teşvikler, daha çok büyüklere gidiyor; turizmde de, büyük otel ve kumara dayalı ortamda turist başı..vs standartlarla yapılan teşvikler büyüklere ve zincirdekilere gidiyor. Tabii, teşviklerin performansını ölçmediğimiz için sadece tahmin ediyoruz.

Özetle, diyorum ki; izolasyon ve sair nedenlerden dolayı bugüne kadar turizmde uygulamak zorunda kaldığımız politikaların ve bu politikaların sonucunda girdiğimiz tuzağın mutlaka bir limiti olmalıdır. Ve bu tuzaktan artık çıkmalıyız.

Zaten, şimdilerde 15,000 yatağa ulaştık, 5-6 bin yatak da inşaat halinde, ötesinde Bafra'da 12 bin civarı daha yatak devreye girecek, sonuçta 35 bine ulaşacağız.

Ve toplamda turizmde ağırlık baskın bir şekilde kumara dayalı büyük otellerde olacak. Halbuki, sapması olmayan, doğal piyasa olan Güney'de 120 bin yatağın taş çatlasa % 20'si büyük oteldir. Çünkü, coğrafyasının mukayeseli avantajı böyle. Biz ise kantarın topuzunu kaçırdık ve artık coğrafyamıza ihanet eder hale geldik.

Neticede, turizmde uyguladığımız "stok(yatırım) ve akım(faaliyet) teşvik sistemimizi", geldiğimiz aşamada radikal bir şekilde yeniden düzenlemeliyiz. Çünkü, bu teşvik sistemi turizm faaliyetinde hem düşük katam değer yaratılmasına, hem de bu alana yatırım yapılmasına neden oluyor...

Bu değişimin başlangıcı stok(yatırım) teşvik mekanizmasıdır, buna eşzamanlı olarak da aşamalı bir şekilde akım(faaliyet) teşviklerini devreye koymamız gerekir. Acilen turizm yatırımlarında bundan sonra(verilen ve bağlanan taahhütler baki), aşağıdaki motivasyonları eşzamanlı kaldırmalıyız;

- Bedelsiz-ihalesiz arazi tahsisini

- 250 yatak kapasitesine bağlı kumar iznini,

- Daha çok TC kaynaklı düşük faizli, uzun vadeli kredi imkanını,

- Ve bu yatımlara verilen bazı yatırım ve faaliyet muafiyetlerini, mali teşviklerini kaldırmalıyız.

İsteyen bunlar olmadan, elbette piyasa koşullarına göre, işin fizibilitesi rasyonel ise büyük otel açabilir, buna yasak yok ama artık piyasayı saptıran bu motivasyonlar olmamalı. Ve bu yöndeki bütün teşviğimizi, karmaşık ve kararsız olmadan da, net bir şekilde "özel ilgiye dayalı küçük ölçekli " turizme vermemiz gerekir.

Verilen kumar izinlerini de(çünkü devletin verdiği bir imtiyazdır, ranttır ), sözleşmelere, izin sürelerine..vs bağlı kalarak önceden taahhüt edilen belli bir tarihte iptal etmemiz lazım.

Eğer, sonrasında da kumar turizmine devam edeceksek(!), hepsini Mesarya'da toplama hedefi(sahillerimizi de kurtarırız) ile yeniden imtiyaz izinlerini ihale ve yeni motivasyon, düzenleyici standartlar ve teşviklerle dizayn ederek satışa çıkarmalıyız. Bu konuyu tartışmaya devam edeceğiz.

   1131 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Ekim 2008, Pazartesi   TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİLMELİ
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3916 1.4014
1 STERLİN 2.3972 2.4150
1 EURO 1.8957 1.9090



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİ...

Mustafa BESİM

KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital