Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Alo seks" tuzağı
Doğanın muhteşem gücü
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı
Virajı alamadı 14 metreden dereye yuvarlandı
Cinayete ret, diğerlerine kabul
Sarayda Kıbrıs zirvesi
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı
Komedi Tiyatrosu, "Recep'in Angonisi Recep" oyunu perdelerini açıyor
Zeytinlik köy meydanındaki Sergi Çadırı'na büyük ilgi

YORUMLANANLAR
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı [1]
"Alo seks" tuzağı [2]
Doğanın muhteşem gücü [1]
"Av açılmasın" sözleri talihsizlik [1]
KTÖS: Talat, taksimi değil, Kıbrıslı Türklerin menfaatlerini savunmalı [1]
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı [1]
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [26]
Tatbikatlar iptal [2]
Hristofyas: Taksim ya da iki devletin varlığı mantığıyla uzlaşamayız [1]



KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Haziran 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şu sıralar, memleketin pür hali evlere şenlik durumda. Ne tarafa baksam bir gariplik var. Memlekette, topyekun bir akıl tutulması durumu var. Sıcaklardan mıdır nedir, yönetenler de, yönetilenler de akıllara ziyan işler yapıyor. Olana-bitene fıttırmamak elde değil.

Beleşçilik, avantacılık iliklerimize işlemiş durumda. Ne yazık, devletin taraf olduğu her konuda bireyler, şirketler ve örgütlü gruplar, avanta peşinde koşturuyor. KKTC devleti, avantadan hayatların bir aracı haline geldi.

Kimisi kamuya fahiş ücret ve mali-sosyal haklarla 2. iş olarak kapağı atayım, bu arada dışarıda da çalışayım beklentisinde. Kimisi, ihalesiz malı götürme, servet edinme hevesinde. Kimisi, çalışmadan para, uyduruktan diploma alma, sınıf geçme kolaycılığında.

Kimisi devlete sırtımı dayayım, malı götüreyim beklentisinde. Kısacası, çalışmadan, emek koymadan karşılık alma beklentisi ile herkes KKTC devletinden bir şeyler bekliyor. KKTC devletini yakalayan beceriyor.

Çünkü, ortada bütçe hakkı sorgulama bilinci oluşmayan, sırtını TC'ye dayayan homojen olmayan bir vatandaşlar topluluğu ve onların sahip çıkmadığı; yönetenlerin ise "ne yapalım, böyle gelmiş böyle gider" dediği sahipsiz bir devlet var. KKTC devleti, herkese bir şeyler (para, mali menfaat, gayrımenkul..vs) vermiş, neredeyse iflas etmiş durumda.

Tamam, biliyoruz Kuzey Kıbrıs'ta çözümsüzlük şartlarında, ekonomi-politiği anlamında "ölümcül motivasyon mekanizmaları" var ve bundan dolayı da birey bazında hepimiz sapıyoruz, sapma gösteriyoruz ama bunun da bir limiti olmalı...

Biraz reklama girecek ama olsun, zaten tüm gelirini Kıbrıs Özel Eğitim Vakfı'na bağışladık. GİAD, Vargın Varer'in Halkın Sesi'nde, benim de Kıbrıs Gazetesinde yazmış olduğum 2003-2007 dönemi makalelerini tasnif ederek "Okyanusa Atılan Taşlar" ismiyle kitap yaptı. Ve geçenlerde de piyasaya sürdü.

Şu sıralar, olanı-biteni takip ederken, aklıma Dostum Vargın Varer'in, vaktiyle bir makalesinde Kuzey Kıbrıs'ta "avanta yaşama alışkanlıkları" üzerine yaptığı nefis bir ekonomi-politiği özeti geldi (Okyanusa Atılan Taşlar kitabı sayfa 227)...

Vargı'nın da makalesinde belirttiği gibi, toplumun önemli bir kısmı avanta yaşam felsefesini içselleştirdi, hatta bu felsefe artık genetik olarak nesilden nesile bulaşıyor.

Avanta yaşam felsefesi, bir toplumun başına gelebilecek en büyük felakettir. Kabul ediyorum, bir çıngıcık mayamızda vardı ama sağ olsun, bilinçli veya bilinçsiz TC yardımları ve müdahaleleri sonucunda artık bu hastalık iliklerimize kadar işlemiş durumda.

Hakikaten hasar büyük. Rekabetten kopuk bir hayatı kanıksadık artık. Hazıra konma ve beleş kazanımlar peşindeyiz. Rekabet etmeyenler, sonunda körelir. Eğer, bir toplumun elinden "oy verdiklerini bütçe açığı ile ya da demokratik değerleri ile sorgulama ve sınama fırsatı" alınırsa, olacağı budur.

Bütün bunlar, suni müdahalelerin, yardımların sonucudur. Seçenle-seçilenin sandıkta başbaşa kalamamasının sonuçlarıdır bunlar. Hesap vermeyen ve hesap sormayan bir demokrasiden daha fazlasını beklemek hayaldir.

Aslında, KKTC baştan kaybetti. Çünkü, bu devletin vatandaşlarının, hiç bir zaman "vatandaşlık ve aidiyat kavramları" emek ve üretim üzerinden gelmedi; bunun yerine vatandaşlık ve aidiyat kavramları, hep dağıtıma dayalı ganimet (mal, para..vb) ve kamusal fahiş menfaatler üzerinden geldi.

Haliyle böyle bir toplumda vergi bilinci ve adalet kavramları hep hasar gördü ve bireyler çoğu zaman davranışlarında sapma ve anomali gösterdi. Bunları görmezden gelmek, ekonomi bilimine ihanettir.

Neyse, inanın bana, son günlerde memlekette, ne "Merkez bankasındaki grev garagözlüğü, ne de Dome Otel'in işletmeciliğinin ihalesiz sendikaya verilmesi" ne çok üzüldüm. Bunlar bizim buralarda normal şeyler.

Zaten, ekonomik ve finansal hayatın kalbi olan Merkez Bankası gibi bir kurumda, grev olması ancak bizim gibi ekonomiden bihaber, "ekmek elden su gölden" sendikacılık mantalitesinin hakim olduğu yerlerde olur.

Şaka bir yana, Merkez Bankası'ndaki grevi yabancı biri duyarsa, bize kıçı ile gülecek haberiniz olsun. Ama Merkez Bankası'ndaki greve sadece gülüyorum, çok üzülmedim. Mevcut sendikacılık anlayışı ile bunlar doğaldır.

Ama KTÖES'in grev saçmalığı sonucunda, bakanlığın eğitimin iptal edilmesine onay vermesine vallahi çok üzüldüm. Öyle görünüyor ki, Bakanlık, bir grup fırsatçı öğrenci talebi ile zaten çalışmaya niyeti olmayan bazı öğretmenlerden gelen istek üzerine eğitimi iptal etti.

Bakanlık, ne yazık, bazı öğrencilerle-bazı öğretmenlerin al gülüm-ver gülüm kırışmasına teslim olup, eğitimin iptaline karar verdi. Eğitimin iptali olur mu yahu hiç? Aileler buna nasıl izin verdi, anlamış değilim. Aileler, öğrenciler istese bile devlet buna izin vermemeliydi ama devlet de populizmi seçti.

Ben de zannediyordum ki, çocuklarının eğitim hakkı çalınan velilerin, kaybolan eğitim süresinin takviye edilmesi için hem bakanlığın, hemde öğretmenlerin yakasına yapışacak. Ama yanılmışım. Çünkü, avantadan yaşam alışkanlıkları genetik hale gelmiş, nesilden nesile geçer olmuş durumda.

   824 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   LİMANIN HAYAT VERDİĞİ ŞEHİR: MERSİN
13 Ekim 2008, Pazartesi   TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİLMELİ
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3696 1.3793
1 STERLİN 2.4034 2.4213
1 EURO 1.8766 1.8898



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

LİMANIN HAYAT VERDİĞİ ŞEHİR: MERSİN

Mustafa BESİM

KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital